Doktorsitesi.com

Çocukluk Çağı Travmaları ve Bağımlılık

Klinik Psikolog İlayda Kamçı
Klinik Psikolog İlayda Kamçı
4 Mart 2022283 görüntülenme
Randevu Al
ÇOCUKLUK ÇAĞI TRAVMASI VE BAĞIMLILIK Bağımlılık, genellikle vücuda dışarıdan alınan bir madde almak olarak düşünülse de karşılığında ödül olan davranışların da bağımlılığa neden olduğu görülmüştür. Son senelerde yapılan araştırmalara göre bağımlılık giderek artan bir hal almıştır. Birçok farklı bağımlılık tedavisinin önemli olduğu düşülüp tedaviye yönelik bir çok terapi yönelimi bu konuda araştırmalarına devam etmektedir. Çocuklukta yaşanılan travmaların yetişkin hayatında bağımlılıklara sebep olabileceği bilinmektedir. Bu çalışma bağımlılık kavramını ve çocukluk çağı travmasının bağımlılığa etkisini açıklamayı hedeflemiştir. Bağımlılık tedavisinde herkes için geçerli bir tedavi yöntemini olan Bilişsel Davranışçı Terapi, bireyi teravide tutmak için ilk seansta uygulanan motivasyönel görüşme teknikleri tedavilerinin etkili olduğu belirtilmiştir. Travma tedavileri için Bilişsel Davranışçı Terapiler ve EMDR tedavileri yaygın olarak kullanılmaktır. Bununla beraber ilaç tedavisi ve yatarak tedavinin de seçenek olarak etkili olduğu bulunmuştur. Bu çalışmanın çocukluk çağı travmasının ve bağımlılık arasında ilişkinin anlaşılması, terapi ve tedavi yöntemlerine ve çalışan uzmanlara ışık tutması amaçlanmıştır.
Çocukluk Çağı Travmaları ve Bağımlılık
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

BÖLÜM 1: GİRİŞ VE TEMEL KAVRAMLAR

Travma Nedir?

Travma, bireyler için psikolojik açıdan yıpratıcı olan ve baş edilmesi güç olaylar bütünüdür. DSM-5 kriterlerine göre; gerçek bir ölüm tehdidi, ciddi yaralanma veya cinsel ihlale doğrudan maruz kalma, bu tür olaylara tanıklık etme ya da yakın bir kişinin bu deneyimleri yaşadığını öğrenme travmatik stresör olarak tanımlanır.

Bireylerin travmatik olaylara verdikleri tepkiler farklılık göstermektedir. Toplumun yaklaşık %56'sı yaşamı boyunca en az bir travmatik stresörle karşılaşırken, bu kişilerin sadece %8'inde Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gelişmektedir. Travma tepkisinin şiddeti; bireyin travma öncesi özelliklerine, olayın doğasına ve travma sonrası deneyimlere bağlı olarak şekillenir.

Bağımlılık Kavramı ve Türleri

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bağımlılığı; madde kullanımının kişi için önceden değerli olan davranışların önüne geçtiği psikolojik, davranışsal ve bilişsel bir fenomen kümesi olarak tanımlar. Bağımlılık bir beyin hastalığı olarak kabul edilir ve şu temel unsurları barındırır:

  • Tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtileri
  • Kontrol kaybı ve başarısız bırakma girişimleri
  • Zarar görmeye rağmen kullanıma devam etme
  • Zamanın büyük bölümünü bağımlılığa ayırma

Bağımlılık sadece dışarıdan alınan maddelerle sınırlı değildir; kumar, seks ve internet gibi davranışsal bozukluklar da beynin ödül mekanizmasını etkileyerek bağımlılığa yol açar.

BÖLÜM 2: TRAVMANIN BİREY ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

2.1. Bilişsel ve Duyuşsal Etkiler

Travma, özellikle çocukluk döneminde bilişsel gelişimi ve olayları anlamlandırma biçimini derinden etkiler. Çocuklar genellikle travmatik olaylar için kendilerini suçlama eğilimindedir ve bu durum hafıza bozukluklarına yol açabilir.

Duyuşsal açıdan travma yaşayan çocuklar iki temel modda tepki verirler:

  1. Aşırı Tepki (Hiperaktivite): Anksiyete, öfke ve sinirlilik hali.
  2. Geri Çekilme: Sosyal ve duygusal izolasyon, duyguları kısıtlama.

2.2. Benlik Algısı, Suç ve Utanç

Travmatize olmuş bireylerde düşük benlik saygısı, olumsuz beden imajı ve özgüven eksikliği yaygın görülür. Bu kişiler kendilerini değersiz hissedebilir ve yaşadıkları travmayı "hak ettiklerine" inanabilirler. Ayrıca, travma sonrası süreçte şu davranışsal örüntüler gözlemlenebilir:

  • Otorite figürlerine karşı saldırganlık
  • Kendine zarar verme eğilimi
  • Antisosyal veya suç teşkil eden faaliyetler
  • Kimyasal veya davranışsal bağımlılıklara yatkınlık

2.3. Fizyolojik ve Somatik Etkiler

Travma sadece zihni değil, bedeni de etkiler. TSSB belirtilerinin çoğu nörokimyasal değişikliklerden kaynaklanır. Bireyler, travmatik anıların yarattığı psikolojik acıyla baş edemediklerinde, bu durum bedensel semptomlar (somatizasyon) olarak dışa vurulabilir.

BÖLÜM 3: MADDE KULLANIM BOZUKLUĞU VE TEŞHİSİ

3.1. DSM-V Tanı Kriterleri

Madde kullanım bozukluğu teşhisi için patolojik bir davranış kalıbının varlığı şarttır. DSM-V'e göre temel kriterler şunlardır:

KategoriBelirtiler
Kontrol BozukluğuAmaçlanandan fazla kullanım, bırakma isteğine rağmen başarısızlık, aşerme.
Sosyal Bozulmaİş, okul veya ev sorumluluklarını aksatma, kişilerarası sorunlar.
Riskli KullanımFiziksel tehlikelere rağmen kullanım, tıbbi sorunlara rağmen devam etme.
FarmakolojikTolerans gelişimi ve yoksunluk sendromu.

BÖLÜM 4: TRAVMA VE BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ

Erken çocukluk dönemi travmaları, yetişkinlikte madde bağımlılığı için en güçlü risk faktörlerinden biridir. Travma, beynin prefrontal korteks bölgesindeki gelişimi değiştirerek karar verme ve dürtü kontrolünü zayıflatır.

Önemli Bulgular:

  • Madde tedavisi gören kadınların %60-70'i partner şiddeti öyküsü bildirmektedir.
  • TSSB ve madde bağımlılığı komorbiditesi (eş tanılılık) oldukça yüksektir.
  • Bireyler, travmatik anılardan ve acı veren duygulardan kaçmak için maddeyi bir kendi kendine tedavi (self-medication) yöntemi olarak kullanabilmektedir.

BÖLÜM 5: İNTERNET VE KUMAR BAĞIMLILIĞI

5.1. İnternet Bağımlılığı

İnternet bağımlılığı; çevrimiçi oyun, siber-ilişki, siber-cinsellik ve aşırı bilgi yüklemesi gibi alt türlere ayrılır. Günlük internet kullanımının 6 saati aşması ve bu durumun en az 3 ay sürmesi klinik bir kriter olarak değerlendirilir.

5.2. Kumar Bağımlılığı (Kumar Bozukluğu)

DSM-V'de "Madde İlişkili ve Bağımlılık Bozuklukları" kategorisine alınan kumar bağımlılığı, 12 aylık süreçte şu kriterlerden en az 4'ünü gerektirir:

  • Kayıpların peşinden koşma (intikam alma).
  • Heyecan için artan miktarlarda para riske etme.
  • Kumar miktarını gizlemek için yalan söyleme.
  • Finansal sorunları çözmek için başkalarına güvenme.

BÖLÜM 6: TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

6.1. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

BDT, bağımlılık tedavisinde en yaygın ve etkili yöntemdir. Tedavi süreci şu aşamaları içerir:

  • İşlevsel Analiz: Madde kullanımını tetikleyen risk faktörlerinin belirlenmesi.
  • Bilişsel Yeniden Yapılandırma: "Bir kereden bir şey olmaz" gibi hatalı düşünce kalıplarının değiştirilmesi.
  • Beceri Eğitimi: Madde reddetme ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesi.
  • Nüks Önleme: Yüksek riskli durumlardan kaçınma stratejileri.

6.2. Travma Odaklı BDT

3-18 yaş arası çocuklar için geliştirilen bu yöntem; psikoeğitim, gevşeme egzersizleri ve travmatik anlatının işlenmesini kapsar. Ebeveyn katılımı tedavinin başarısında kritik rol oynar.

6.3. EMDR Terapisi

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR), sekiz aşamalı bir yaklaşımdır. Beynin doğal bilgi işleme sistemini uyararak, travmatik anıların uyarlanabilir bir şekilde yeniden depolanmasını sağlar. EMDR sayesinde bireyin travmatik anıya karşı geliştirdiği olumsuz inançlar, yerini pozitif değerlendirmelere bırakır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Bağımlılıkla mücadelede başarılı olmak için sadece bağımlılık davranışına değil, bu davranışın altında yatan travmatik kökenlere de odaklanılmalıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, belirsizliği kabul etmeyi öğrenmek ve sosyal destek sistemlerini güçlendirmek iyileşme sürecinin temel taşlarıdır.

Etiketler

BENLİK ALGILARI

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog İlayda Kamçı

Klinik Psikolog İlayda Kamçı

Uzm. Kl. Psk. İlayda Kamçı, lisans eğitiminin ardından Medipol Üniversitesi'nde başlamış olduğu psikoloji  lisans eğitimini başarı ile tamamlayarak Psikolog olmuştur. Yüksek lisansını Üsküdan Üniversitesi Klinik Psikoloji alanında tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.