Doktorsitesi.com

Çocuklara Duygu Düzenleme Becerilerini Nasıl Kazandırabiliriz?

Klinik Psikolog Merve Yılmaz
Klinik Psikolog Merve Yılmaz
12 Mart 2019136 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklara Duygu Düzenleme Becerilerini Nasıl Kazandırabiliriz?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Self Regülasyon Nedir? Duygu ve Davranış Yönetimi

Self regülasyon (duygu düzenleme veya öz düzenleme), bireyin duygu ve davranışlarını içinde bulunduğu durumun şartlarına göre yönetebilme yeteneğidir. Bu mekanizma; sinir bozucu uyaranlara karşı verilen aşırı duygusal tepkileri kontrol edebilmeyi, üzüntü anında sakinleşmeyi ve beklenmedik değişimlere uyum sağlamayı kapsar. Çocukluktan yetişkinliğe kadar hayati bir öneme sahip olan bu beceri seti, özellikle çocukların dünyadaki belirsizliklere rağmen hedeflerine odaklanmalarına yardımcı olur.

Çocuklarda Duygusal Düzensizlik Belirtileri

Self regülasyon sorunları, her çocukta farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu durum genellikle iki temel davranış kalıbıyla kendini gösterir:

  • Anlık ve Güçlü Tepkiler: Bazı çocuklar, tetikleyici bir durumla karşılaştıklarında acil ve engelleyemedikleri büyük patlamalar yaşarlar.
  • Uzun Süreli Tedirginlik: Bazı çocuklarda ise huzursuzluk hali uzun süre devam eder ve bu birikim sonunda bir davranışsal patlamaya yol açar. Ebeveynler bu durumu genellikle "yanlış yolda olduklarını görüyoruz ama nasıl durduracağımızı bilmiyoruz" şeklinde ifade ederler.

Her iki durumda da temel amaç, çocuğun bu güçlü duygularla başa çıkmasını sağlamak ve yıkıcı olmayan ifade yöntemlerini öğretmektir.

Duygu Düzenleme Güçlüğünün Nedenleri: Mizaç ve Çevre

Duygusal kontrol sorunları, mizaç ve öğrenilmiş davranışların bir kombinasyonu olarak ortaya çıkar. Bazı bebeklerin doğuştan gelen özellikleri gereği kendilerini sakinleştirmekte zorlandığı, banyo yapmak veya giyinmek gibi rutinlerde bile direnç gösterdiği bilinmektedir. Ancak mizaç tek başına belirleyici değildir; çevresel faktörler de kritik rol oynar.

Çocuğun sergilediği saldırganlık veya aşırı çekingenlik, aslında beynin stres altındaki bir dışavurumudur. Bu noktada ebeveynlerin yaklaşımı belirleyicidir:

Ebeveyn YaklaşımıSonuç
Öfkeli veya aşırı korumacı müdahaleÖz disiplin geliştirmede zorluk
Dış öz düzenleyici (ebeveyn) bağımlılığıAlışkanlık haline gelen regülasyon eksikliği
Sakin ve yatıştırıcı rehberlikSağlıklı öz düzenleme becerisi gelişimi

Çocuklara Duygu Düzenleme Becerisi Nasıl Öğretilir?

Öz düzenleme becerisi kazandırmanın yolu, çocukları zorlayıcı durumlardan kaçırmak değil, onlara bu süreçte koçluk yapmaktır. Örneğin, zor bir matematik ödevi karşısında ödevi ertelemek yerine, çocuğun stresini yönetmesine yardımcı olacak şu yöntemler uygulanabilir:

  1. Kademeli Destek: İlk problemi birlikte çözüp, diğerlerini denemesi için onu teşvik edin.
  2. Fiziksel Egzersiz: Öfke anında ayağa kalkmak, esnemek veya derin nefes almak sinir sistemini sakinleştirir.
  3. Periyodik Aralar: Stres yaratan durumdan kısa süreli uzaklaşmak için zamanlayıcı kullanarak molalar verin.
  4. Olumlu Geri Bildirim: Çocuğun çabasını övün ve fiziksel temas (sarılma) ile her koşulda yanında olduğunuzu hissettirin.

Duygu Yansıtma ve Öz Farkındalık Oluşturma

Çocuklar duygularını yetişkinler kadar kolay ifade edemezler ve anlaşılmayı beklerler. Ebeveynlerin ve eğitimcilerin yargılayıcı olmayan bir geri bildirim dili kullanması, çocuğun daha iyi seçimler yapmasını sağlar. Duyguları bastırmak yerine onları isimlendirmek rahatlatıcıdır.

Örneğin, bir oyuncak alınmadığı için ağlayan çocuğa "Bunda ağlayacak ne var?" demek yerine; "O oyuncağı çok beğenmiştin, alınmadığı için bize çok kızgınsın" diyerek duygusunu yansıtın. Bu yaklaşım, çocuğun öz farkındalık geliştirmesine ve duygularını sağlıklı bir şekilde dışa vurmasına olanak tanır.

Uygulamalı Alıştırmalar ve Kademeli Geçişler

Eğer bir çocuk video oyununu bırakmak gibi yüksek stresli bir durumda zorlanıyorsa, süreci daha az yatırım yaptığı bir oyunla simüle edebilirsiniz. On dakikalık bir pratikle oyunu teslim etmesini sağlamak, keyif veren bir şeyden ayrılmayı aşamalı olarak deneyimletir.

Diş fırçalamak gibi günlük rutinlerde sorun yaşanıyorsa, süreci küçük parçalara bölün. Sadece fırçaya macun koymaya odaklanarak başlayın ve bu adımı başardığında olumlu geri bildirim verin. Başarı sağlandıkça zincire yeni adımlar ekleyerek ilerleyin.

Süreçte Tutarlılığın Önemi

Self regülasyon becerisi kazandırırken en sık yapılan hata, ilk denemeler başarısız olduğunda pes etmektir. Tutarlılık ve çocuğun seviyesine uygun bir başlangıç noktası seçmek başarının anahtarıdır. Eğer bir aktivite çok zor geliyorsa, vazgeçmek yerine zorluk derecesini azaltarak çocuğun bağımsızlık kazanmasına yardımcı olun.

Etiketler

Çocuk psikolojisiÇocuk eğitimiÇocuk terapisi

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Merve Yılmaz

Klinik Psikolog Merve Yılmaz

Uzman Klinik Psikolog Merve YILMAZ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Aydın üniversitesi Psikoloji bölümünde başladığı eğitimini başarıyla tamamlamıştır. Lisans eğitimi süresince Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve Bahçelievler Rehberlik Araştırma Merkezi'nde Stajyer Psikolog, Bakırköy ve Küçükçekmece Adliyeleri'nde Stajyer Adli Psikolog, son olarak Küçükçekmece Mustafa Pars İlkokulu'nda Stajyer Rehber Öğretmen olarak danışan kabulü yapmıştır.

Uzman Klinik Psikolog Merve YILMAZ, Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu’nda ulusal psikoloji öğrencileri değişim programları koordinatörü ve denetim kurulu üyesi olarak faaliyetlerde bulunmuştur. 2 yıl Konya’da özel bir aile danışma merkezinde sorumlu müdür ve psikolog poziyonlarında çalışmıştır.  Uzm. Kl. Psk. Merve Yılmaz, Şubat 2022 tarihinde lise öğrencilerinde Covid -19 fobisinin üst biliş sorunları ve bilinçli farkındalık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi başlıklı Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisansı’nı tamamlamıştır. Yüksek Lisans sürecinde danışanlarını İstanbul'da kabul eden Merve YILMAZ, şu anda Muğla/Marmaris'te kurucusu olduğu Meris Psikoloji'de hizmet vermektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.