Doktorsitesi.com

Bebek Ağlaması hakkında bilinmeyenler

Klinik Psikolog Merve Yılmaz
Klinik Psikolog Merve Yılmaz
12 Mart 2019119 görüntülenme
Randevu Al
Bebek Ağlaması hakkında bilinmeyenler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bebeklerde Ağlama: Hayati Bir Fonksiyon

Bebekler, dünyaya geldikleri ilk andan itibaren dış dünyayla iletişim kurmak için ağlama yöntemini kullanırlar. Tıpkı nefes almak ve beslenmek gibi hayati bir fonksiyon olan ağlama, gelişimin doğal bir parçasıdır. Doğumdan sonraki ilk üç ayda bebeklerin, görünür bir neden olmaksızın günde ortalama 2 saat ağlaması normal kabul edilir.

Bebeklerde Aşırı Ağlama ve Kolik Kavramı

Bazı bebekler, genel ortalamanın aksine günde üç saatten fazla ağlayabilirler. Literatürde bu aşırı ağlama durumu için kolik terimi kullanılmaktadır. Koliğin nedenlerine dair birçok varsayım bulunsa da bu durum genellikle tam gelişmemiş sindirim sistemi kaynaklı karın ağrıları veya annenin beslenme düzeniyle ilişkilendirilir. Ancak, ağlamayı tamamen fizyolojik sebeplere dayandıran bu varsayımlar henüz bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

Bebeğim Sağlıklı Olduğu Halde Neden Ağlar?

Fizyolojik varsayımların ötesinde, psikolojik teoriler bebeklerde ağlamanın iki temel işlevine odaklanır. Bu işlevleri anlamak, ebeveynlerin bebeklerine daha bilinçli yaklaşmasını sağlar:

1. İletişim ve İhtiyaçların Belirtilmesi

Bebekler; beslenme, alt temizliği, kucağa alınma isteği, üşüme veya terleme gibi durumları bakım verenlerine iletmek için ağlarlar. Bu noktada ebeveynin görevi, bebeğin ihtiyacını tespit ederek mümkün olan en kısa sürede karşılamaktır.

2. Stres ve Gerginliği Boşaltma Mekanizması

Bebekler bazen tüm fiziksel ihtiyaçları karşılandığı halde ağlamaya devam edebilirler. Bu durum, vücutta biriken stres ve gerginliği boşaltma mekanizmasıdır. Ağlamak, bebeklerin bastırılmış gerilimlerinden kurtulmalarına ve rahatlamalarına yardımcı olur. İlk haftalarda gözyaşı dökmeseler de ağlarken yoğun enerji harcar, kızarır ve terlerler.

Bebeklerde Başlıca Stres Kaynakları

Bebeklik dönemi dışarıdan huzurlu görünse de bebekler oldukça kırılgan bir yapıya sahiptir. Araştırmacılar, bebeklerin stres düzeyini tükürükteki kortizol miktarıyla ölçmektedir. Bebeklerde stres yaratan temel unsurlar şunlardır:

  • Doğum öncesi stres ve doğum travması
  • Karşılanmamış fiziksel ihtiyaçlar
  • Uyaran fazlalığı (aşırı ses, ışık, kalabalık)
  • Gelişim dönemlerinin getirdiği hüsran duygusu
  • Fiziksel acı ve ürkütücü olaylar

Ağlayan Bebeğe Karşı Doğru Yaklaşım

Bebeğiniz her zamankinden farklı ve tiz bir sesle ağlıyorsa öncelikle bir sağlık problemi olup olmadığı kontrol edilmelidir. Sağlıklı bir bebeğin fiziksel ihtiyaçları karşılandığı halde ağlaması, stres boşaltma ihtiyacına işaret eder. Bu süreçte dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

DurumUygulanması Gereken Yaklaşım
Fiziksel İhtiyaçBeslenme, bez değişimi ve uyku kontrol edilmelidir.
Duygusal DestekBebek asla yalnız bırakılmamalı, sevgiyle kucaklanmalıdır.
Güven DuygusuŞefkat ve empatiyle bebeğin güvende olduğu hissettirilmelidir.
Hareketli BebeklerEmekleyen bebeklerde kucağa almak yerine yanına uzanmak ve göz teması kurmak yeterlidir.

Ağlamanın Uzun Vadeli Faydaları

Bebeklerin yaşadıkları travmaları ağlayarak dışa vurmalarının hem fiziksel hem de ruhsal sağlığa önemli katkıları vardır. Stres birikimi olan çocuklar net düşünmekte ve yeni bilgiler edinmekte güçlük çekebilirler. Ağlamanın sağladığı faydalar şunlardır:

  1. Ruhsal Sağlık: Travmalarını ağlayarak sindiren bebekler, yetişkinlikte sorunlarla daha kolay baş edebilirler.
  2. Hastalık Riskinde Azalma: Stres kaynaklı ülser, kalp damar hastalıkları ve diyabet gibi risklerin yönetilmesine yardımcı olur.
  3. Öğrenme Kapasitesi: Gerginlikten arınan bebekler öğrenmeye daha açık, uyanık ve odaklanmış olurlar.

Unutulmamalıdır ki bu süreç geçicidir. Bebeğiniz büyüdükçe ve kendini ifade etme yetenekleri geliştikçe ağlama nöbetleri kademeli olarak azalacaktır.

Etiketler

BebekBebeklerde ağlamabebek ve ağlamaağlamak iletişim midirbebek neden ağlarbebeğim ağlıyor

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Merve Yılmaz

Klinik Psikolog Merve Yılmaz

Uzman Klinik Psikolog Merve YILMAZ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Aydın üniversitesi Psikoloji bölümünde başladığı eğitimini başarıyla tamamlamıştır. Lisans eğitimi süresince Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve Bahçelievler Rehberlik Araştırma Merkezi'nde Stajyer Psikolog, Bakırköy ve Küçükçekmece Adliyeleri'nde Stajyer Adli Psikolog, son olarak Küçükçekmece Mustafa Pars İlkokulu'nda Stajyer Rehber Öğretmen olarak danışan kabulü yapmıştır.

Uzman Klinik Psikolog Merve YILMAZ, Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu’nda ulusal psikoloji öğrencileri değişim programları koordinatörü ve denetim kurulu üyesi olarak faaliyetlerde bulunmuştur. 2 yıl Konya’da özel bir aile danışma merkezinde sorumlu müdür ve psikolog poziyonlarında çalışmıştır.  Uzm. Kl. Psk. Merve Yılmaz, Şubat 2022 tarihinde lise öğrencilerinde Covid -19 fobisinin üst biliş sorunları ve bilinçli farkındalık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi başlıklı Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisansı’nı tamamlamıştır. Yüksek Lisans sürecinde danışanlarını İstanbul'da kabul eden Merve YILMAZ, şu anda Muğla/Marmaris'te kurucusu olduğu Meris Psikoloji'de hizmet vermektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.