Doktorsitesi.com

CESARET ÖLMEKLE DEĞİL, YAŞAMAKLA ÖLÇÜLÜR

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış
Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış
6 Eylül 2011933 görüntülenme
Randevu Al
CESARET ÖLMEKLE DEĞİL, YAŞAMAKLA ÖLÇÜLÜR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Geçmişten Günümüze İlişki Algısının Dönüşümü

Toplumsal değerler ve ilişki dinamikleri, zaman içerisinde büyük bir değişim geçirmiştir. Bir dönem televizyon ekranlarını süsleyen sabun köpüğü yabancı diziler, zenginlik ve lüks yaşamları konu alırken, aslında kalabalıklar içindeki yalnızlık hikayelerini bizlere sunuyordu. Yalan Rüzgarı ve Cesur ve Güzel gibi yapımlarda işlenen aldatma, hastalık ve mutsuzluk temaları, o yıllarda toplumun ahlak, vicdan ve arkadaşlık değerlerine oldukça uzak birer kurgu olarak algılanıyordu.

O dönemlerde saf duygulara, romantik aşklara ve ruh eşi kavramına olan inanç çok daha güçlüydü. Ancak zamanla bu uzak senaryolar, yerli yapımlarla birlikte hayatımızın merkezine yerleşmeye başladı. Psikolojik perspektiften bakıldığında, medyanın toplumsal normlar üzerindeki dönüştürücü gücü bu noktada belirginleşmektedir.

Türk Dizileri ve Değişen Değer Yargıları

Türkiye'de Bir İstanbul Masalı, Binbir Gece, Yaprak Dökümü ve Aşk-ı Memnu gibi dizilerin yüksek reytingler almasıyla birlikte, Türk aile yapısına ve değerlerine aykırı görülen ilişkiler daha sık tartışılır hale geldi. Bu karakterler adeta evimizin birer parçası oldu ve toplum bu karakterleri savunanlar ile eleştirenler olarak ikiye bölündü.

Bu süreçte yaşanan değişim sadece ekranla sınırlı kalmadı; gazete manşetlerinde de benzer hikayelerle karşılaşmaya başladık. Toplumsal kanıksama süreci, ünlü isimlerin yaşadığı sansasyonel ilişkilerle hız kazandı:

  • Halit Ergenç ve Bergüzar Korel: Büyük bir aşkla başlayan bu ilişki, o dönemde mevcut evliliklerin sonlanmasıyla sonuçlanmıştı.
  • Ayşe Özyılmazel ve Ali Taran: Geçmişte benzer bir duruma tepki gösterenlerin, benzer senaryoların içinde yer alması dikkat çekici bir örnek oluşturdu.
  • Tanınmış İsimler: Sanatçılar, politikacılar ve iş adamlarının genç partnerler uğruna uzun süreli evliliklerini bitirmesi, toplumda "aşk her şeyi meşru kılar mı?" sorusunu doğurdu.

Modern İlişkilerde Psikolojik İkilemler

Mesleki tecrübelerim doğrultusunda, bu tür olayların artık sadece magazin sayfalarında değil, hayatın tam içinde olduğunu gözlemliyorum. Farklı sektörlerden ve yaş gruplarından danışanlarla yaptığım görüşmelerde, ilişki dinamiklerinin geldiği nokta artık şaşırtıcı olmaktan çıkmıştır. Günümüzde bireyler, duygusal dünyalarında büyük bir ikilem yaşamaktadır.

İlişki YaklaşımlarıTemel Motivasyonlar
Kalbinin Sesini DinleyenlerCesaret, hayatın kısalığı, aşka sahip çıkma ve yeni bir hayat kurma arzusu.
Sorumluluk OdaklılarVicdan, bağlılık, çocuklar, maddi kaygılar ve toplumsal baskı.

Cesaret ve Vicdan Arasındaki İnce Çizgi

Toplum olarak geçirdiğimiz bu büyük değişim, eskiden "anormal" olarak nitelendirilen durumların günümüzde "normal" karşılanmasına yol açmıştır. Artık gizli kapaklı yaşanan ilişkiler, yerini göz önünde yaşanan ve toplum tarafından bir şekilde gerekçelendirilen süreçlere bırakmıştır. Bu noktada doğru ve yanlış kavramları kişiden kişiye değişen bir tartışma konusuna dönüşmüştür.

Sonuç olarak, karşımızda iki farklı felsefi yaklaşım durmaktadır. Bir tarafta Schiller'in "Cesaret hayatı hiçe sayar, vicdanı değil" sözü, diğer tarafta ise Vittorio Alfieri'nin "Cesaret ölmekle değil, yaşamakla ölçülür" tespiti yer almaktadır. Peki, sizce modern dünyada gerçek cesaret hangisidir?

Uzman Danışman Psikolog & Yaşam Koçu Manolya ÖZEK

Etiketler

PsikologÖlümYaşamakYaşam koçuCesaret

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

Uzm. Psikolog Manolya Özek Tatış 1980 İzmir doğumludur. İzmir Amerikan Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünü kazanmış, son senesini Amsterdam School of Business’ta exchange öğrenci olarak tamamlamıştır. Avrupa ülkelerinin çoğunu gezdiği bu deneyimin ardından özel sektörde satış pazarlama alanında çalışmış, kurumsal hayatın kendisine göre olmadığını anlayınca kendi işini kurmaya karar vermiştir. 26 yaşında Pozitif Manevra Psikolojik Danışmanlık & Koçluk Merkezi’nin kurucularından olan Tatış, önce koçluk eğitimi alıp öğrenciler, aileler ve okullarla çalışmaya başlamıştır. Çocuklarla çalışırken Play Attention Dikkat eğitim programını ve 5-17 yaş aralığındaki çocuklara uygulanabilen bir bilişsel beceri değerlendirme sistemi olan CAS (Cognitive Assesment System) testini kullanmıştır. Ardından psikoterapist olarak ilerlemeye karar verince Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde yüksek lisansını tamamlamış, uzun yıllar Transaksiyonel Analiz kuramı üzerine eğitim almış, daha sonra da Transaksiyonel Analiz kuramından yeni bir kuram yaratan Richard Erskine’den Integratif Psikoterapi (IP)eğitimi almıştır. Uluslararası sertifikalı IP Psikoterapistidir. Bu eğitim esnasında bedenle çalışmanın ne kadar önemli olduğunu fark edince nefes, beden ve meditasyonu birleştiren yoga alanında da uzmanlaşmaya karar vermiş ve Zeynep Aksoy’dan Yoga Alliance onaylı Yoga eğitmenliği eğitimi almıştır. 2017 senesinde Pozitif Manevra’dan ayrılan Tatış, çocuk ve yetişkin psikoterapisinin yanı sıra PsikoYoga adını verdiği psikolojiyle yogayı birleştirdiği yoga grup dersleri ve Wellbeing eğitimlerine devam etmektedir. Dünyanın her yerinden danışanlarına online hizmet veren Tatış, hem Türkçe hem İngilizce psikoterapi hizmeti vermektedir. Evli ve bir erkek çocuk annesidir.        

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.