Doktorsitesi.com

Borderline Kişilik Bozukluğu oluşumunda etkenler

Klinik Psikolog Esra Yavuz
Klinik Psikolog Esra Yavuz
20 Mayıs 2018295 görüntülenme
Randevu Al
  • Borderline Kişilik Bozukluğu'nun kökenleri büyük oranda çocukluk döneminde maruz kalınan istismar, şiddet ve aile içi istikrarsızlık gibi travmatik deneyimlere dayanmaktadır.
  • Ebeveynlerle kurulan zayıf bağlar ve yetersiz ilgi, bireyin zihninde kendisini değersiz veya kötü hissetmesine yol açan olumsuz bilişsel şemaların oluşmasına neden olur.
  • Dürtüsellik ve duygusal dengesizlik gibi kişilik özellikleri, çocukluk travmalarıyla birleşerek bireyin sosyal uyumunu bozan ani tepkiler ve kontrol edilemeyen davranışlar geliştirmesine sebebiyet verir.
Borderline Kişilik Bozukluğu oluşumunda etkenler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Borderline Kişilik Bozukluğunun Psikososyal Temelleri

Borderline Kişilik Bozukluğu, psikososyal açıdan incelendiğinde kökenleri büyük oranda çocukluk dönemine dayanan karmaşık bir tablodur. Bireyin yetişkinlik dönemindeki kişilik yapısını şekillendiren temel unsurlar, erken yaşlarda maruz kalınan çevresel ve ailesel faktörlerle doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, gelişim sürecindeki olumsuz deneyimler bozukluğun ortaya çıkmasında kritik bir rol oynamaktadır.

Çocukluk Çağı Travmaları ve Risk Faktörleri

Araştırmalar, travmatik bir çocukluk dönemi geçiren bireylerde kişilik bozukluğu gelişme riskinin oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Özellikle aile içindeki istikrarsızlıklar ve şiddet olayları, bireyin psikolojik dayanıklılığını temelden sarsmaktadır. Kişilik bozukluğuna yol açan başlıca çocukluk çağı faktörleri şunlardır:

  • Fiziksel, cinsel veya duygusal istismar,
  • Çocuğa yönelik uygulanan her türlü şiddet,
  • Ebeveynlerin boşanması ve aile bütünlüğünün bozulması,
  • Erken yaşta deneyimlenen kayıp ve yas süreçleri.

Ebeveyn-Çocuk İlişkisi ve Bağlanma Süreçleri

Ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişkisel bağlar, sağlıklı bir kişilik gelişimi için hayati önem taşımaktadır. Çocuğuyla zayıf bir bağı olan anne veya babalar, bu durumun ileride ciddi psikolojik bozukluklara zemin hazırlayabileceğinin bilincinde olmalıdır. Çocukların gelişim sürecinde ihtiyaç duydukları yeterli ilgi ve sıcaklık, koruyucu bir kalkan görevi görerek ruhsal dengenin korunmasına yardımcı olur.

Bilişsel Şemalar ve Kendilik Algısı

Bilimsel çalışmalar, travmatik çocukluk döneminin bireylerde kendileri hakkında olumsuz ve uyumsuz şemalar oluşturduğunu kanıtlamıştır (Bennett, 2011). Psikolojide şema, kişinin zihninde kalıplaşmış düşünce yapıları olarak tanımlanmaktadır. Borderline Kişilik Bozukluğu olan bireylerde bu negatif şemalar, kişinin kendisine yönelik yıkıcı düşünceler geliştirmesine neden olur.

Olumsuz Şema ÖrnekleriOlası Sonuçlar
"Ben kötüyüm."Kendini cezalandırma eğilimi
"Kimse beni sevmiyor."Kendine zarar verme davranışları
"Değersizim."Kişilerarası ilişkilerde bozulmalar

Kişilik Özellikleri: Dürtüsellik ve Duygusal Dengesizlik

Çocukluk dönemi etkilerinin yanı sıra, bireysel kişilik özellikleri de Borderline Kişilik Bozukluğu oluşumunda belirleyici bir faktördür. Yapılan araştırmalar, dürtüsellik ve duygusal dengesizlik seviyesi yüksek olan bireylerde bu bozukluğun görülme olasılığının arttığını saptamıştır (Trull, 2002). Bu özellikler, bireyin günlük yaşamdaki tepkilerini ve sosyal uyumunu doğrudan etkilemektedir.

Davranışsal Yansımalar ve Tepkisellik

Tanı almış bireylerde mevcut olan dürtüsellik, genellikle kontrol edilemeyen davranışlar şeklinde kendini gösterir. Özellikle frustrasyonlara (engellenme) ve aksiliklere karşı gösterilen ani tepkiler, bu tablonun tipik bir parçasıdır. Bireylerde değişken davranışlar, kendini dizginleyememe ve beklenmedik duygusal patlamalar sıkça gözlemlenen klinik belirtiler arasında yer almaktadır.

Etiketler

Borderline kişilikBorderline kisilik sorunlariBorderline kişilik bozukluğu hakkındaBorderline kişilik bozukluğu kimlerde görülür

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Esra Yavuz

Klinik Psikolog Esra Yavuz

Uzman Klinik Psikolog Esra Yavuz, Almanyanın Duisburg şehrinde doğmuştur. Türkçe, Almanca, İngilizce ve İspanyolca bilen Esra Yavuz, aynı zamanda işaret dili de bilmektedir. İlk, orta ve lise öğrenimini Almanya’da tamamlayan Yavuz, 2010 yılında Beykent Üniversitesi Psikoloji bölümünü kazanmıştır. Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Servisinde ve Haliç Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde staj görevlerini yerine getirmiştir. Çapa Tıp Fakültesi Davranış Nörolojisi ve Hareket Bozuklukları biriminde gönüllü olarak, 1 yıl boyunca Uzm.Klnk.Psk. Ayfer Tumaç öncülüğünde çalışmalara katkı sağlamış ve Nöropsikolojik test uygulamalarını gözlemleyip sürece destek olmuştur. 2014 yılında “Beykent Üniversitesi’ndeÖğrenim Gören Genç Kızların Premenstrual Sendrom Düzeylerinin Belirlenmesi“ konusunda lisans tezini tamamladıktan sonra onur öğrencisi olarak mezuniyete hak kazanmıştır. Mezuniyetinin ardından, yaklaşık 2 yıl boyunca Altın Hayat Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde psikolog olarak özel eğitim ihtiyacı olan çocuklarla (mental retardasyon, öğrenme güçlüğu, down sendromu, otizm spektrum) sosyal beceri kazandırma ve öğrenmeye hazırlık alanlarında çalışmıştır. Eş zamanlı olarak ailelere psikoeğitim seansları ve aile danışmanlığı servisleri sunmuştur. Bu esnada mesleğine yönelik yerel ve ulusal gelişmeleri ve eğitimleri takip etmiş, farklı sertifikasyonlar almaya devam etmiş
konferanslara katılarak günümüz psikoloji çalışmalarına katkı sağlamıştır. 2016 yılında yüksek lisans eğitimini Birleşik Krallık, Wales’de (Galler), Swansea University Abnormal and Clinical Psychology tamamlamıştır. “The Influence of İllness Beliefs and Coping Beliefs on İndividual’s Coping Methods” (Hastalık İnançlarının ve Üstesinden Gelme İnançlarının Kişinin Baş etme Yöntemleri Üzerindeki Etkisi)” konusu üzerine olan bitirme tezini başarıyla savunarak 2017 yılında Uzman Klinik Psikolog unvanına sahip olmuştur. Yüksek lisans mezuniyetinin ardından, Türkiye’ye dönmüş ve Psikoterapi ve Psikoloji Uygulamaları Enstitüsü’nde danışan görmeye başlamıştır. Çeşitli anaokullarında rehberlik ve aile danışmanlığı hizmeti vermiştir. Bunun yanı sıra çocuklara psikolojik değerlendirme testleri uygulamıştır.
2019-2021 yılları arasında Maya Vakfı’nda Klinik Psikolog olarak ruh sağlığı ve psikososyal destek alanında saha çalışmaları yürütmüş; göç ve savaş mağduru çocuklara psikososyal destek vermiştir. Bu süreçte Uzman Sanat Terapisti Bihter
Yasemin Adalı ve Leyla Akca’dan süpervizyon desteği almıştır. Grup seansları, bireysel seanslar ve aile eğitimleri gerçekleştirmiştir. Covid 19 pandemisi süresince de çocuk ve ailelerle online olarak psikolojik destek çalışmalarını sürdürmüş, Ailelere, sosyal hizmet merkezi ve Sivil toplum kuruluşu çalışanlarına psikolojik sağlamlık ve toplumsal travma ile baş etme hakkında seminerler vermiştir. 2021 yılında Türkiyenin birçok bölgesinde gerçekleşen yangın felaketleri sonucunda
yangından etkilenen vatandaşlara psikolojik destek vermek üzere EMDR Travma iyileştirme derneği ile birlikte gönüllü olup Muğla, Fethiyede Saha çalışmaları yürütmüş ve ailelere destek vermiştir.
2022 -2024 yılları arasında Koç Üniversitesi (KURES) Rehberlik biriminde öğrencilere Psikolojik destek sağlamış ve önleyici çalışmalar kapsamında seminerler, grup oturumları ve atölye organizasyonları gerçekleştirmiştir. 2024 Mayıs itibari ile 'Deutsche Schule İstanbul' Alman Lisesinde Rehberlik biriminde Okul Psikoloğu olarak görev almaktadır.Burada Öğrencilere hem türkçe hem almanca Psikolojik destek ve danışmanlık sağlamaktadır.Ayrıca veli görüşmeleri ve önleyici çalışmalar gerçekleştirmektedir.

201

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.