“Ben Böyleyim” Cümlesinin İlişkileri Sabote Etmesi

“Ben böyleyim” cümlesi ilk bakışta kendini tanımanın ve kabullenmenin bir ifadesi gibi görünür. Ancak ilişkiler içinde bu cümle çoğu zaman bir sınır değil, bir duvar işlevi görür. Değişime kapalı, savunmacı ve ilişki sorumluluğundan kaçan bir anlam taşımaya başladığında, bağ kurmanın önünde ciddi bir engel haline gelir.
İlişkiler, iki farklı bireyin temas alanıdır. Bu temas alanında esneklik, farkındalık ve karşılıklı uyum önemlidir. “Ben böyleyim” dendiğinde ise bu alan daralır. Kişi kendi davranışlarını sorgulamaktan vazgeçer ve ilişki içindeki sorunları sabit bir kimlik tanımının arkasına gizler.
Bu cümle çoğu zaman eleştiriden korunma amacıyla kullanılır. Partner bir ihtiyaç dile getirdiğinde ya da bir davranıştan rahatsız olduğunu söylediğinde, “Ben böyleyim” yanıtı konuşmayı bitiren bir kilit gibidir. Sorun çözülmez, sadece ertelenir.
Zamanla bu durum, partnerde anlaşılmama ve değersizlik hissi yaratır. Karşı taraf, ilişkinin değişime kapalı olduğunu düşünmeye başlar. İlişki canlı bir yapı olmaktan çıkar, donuk bir hale gelir. Bu da duygusal kopuşun zeminini hazırlar.
“Ben böyleyim” söyleminin altında çoğu zaman değişim korkusu yatar. Değişmek, kişinin kendisiyle yüzleşmesini gerektirir. Hataları görmek, alışkanlıkları sorgulamak ve sorumluluk almak rahatsız edicidir. Bu nedenle sabit bir kimlik tanımı güvenli gelir.
Oysa sağlıklı ilişkilerde “ben böyleyim” yerine “ben buyum ama gelişebilirim” yaklaşımı vardır. Kişi özünü korurken davranışlarını gözden geçirebilir. Bu, kendinden vazgeçmek değil; ilişkiyi ciddiye almak anlamına gelir.
İlişkilerde sorun yaratan şey kişilik özellikleri değil, bu özelliklerin sorgulanamaz ilan edilmesidir. Farkındalık arttıkça savunma azalır, bağ güçlenir. Değişim bir zorunluluk değil, bir temas biçimidir.

