Genel anlamıyla öğrenme, edinilen bilgi ve birikimlerin davranışlarımızda oluşturduğu değişimlere denilmektedir. Öğrenmede önemli olan; algılama, anlama ve kavramadır. Öğrenme her birey için aynı şekilde ilerlememektedir. Kimi insan daha hızlı, kimi insan ise daha yavaş bir öğrenme süreci yaşayabilir. Bunları da belirleyen çeşitli bireysel farklılıklar bulunmaktadır.

Öğrenme güçlüğü, herhangi bir beyin zedelenmesi ya da zekâ geriliği gibi faktörlerin sonucu oluşmaz. Öğrenme güçlüğü, çocukların yaşadığı bir yeteneksizlik de değildir. Öğrenme güçlüğü, öğrenme nörolojisindeki bir bozukluk veya eksiklikten kaynaklanır ve kökü merkezi sinir sistemine dayanmaktadır. Birçok tıbbi rahatsızlıktan farklı olarak da kendini nörolojik belirtilerle değil, davranışlarla göstermektedir. Genetik etkenlere bağlı olarak ya da doğum öncesinde, doğum sırasında, doğum sonrasında çeşitli etkenlere bağlı olarak meydana gelebilen bu zorluk yaşam boyu devam etse de, gerekli destek sağlandığı takdirde zorluk olmaktan çıkar. Peki, bu zorluk nasıl tespit edilir ve destek nasıl sağlanmalıdır?

Her ne kadar tespit aşamasının sürecinden burada da kısaca bahsedecek olsak da bu sizin bir tanı koymanız için değil erken müdahale edebilmemiz ve daha doğru gözlemleyebilmeniz için bir araç olmalıdır. Lütfen, sizi endişelendiren ve bir problem olduğunu düşündüğünüz durumlarda bir uzman görüşü alınız.

Öğrenme güçlüğünde ilk tespit edilmesi gereken;

1.Çocuğun yaşadığı öğrenme güçlüğünün niteliği (yani hangi alanlarda zorluk çektiği) ve,

2.Çocuğun ne ölçüde öğrenme güçlüğü çektiğidir.

Öğrenme bozukluklarının niteliğini; sözel öğrenme bozuklukları ve yapay öğrenme bozuklukları olarak ikiye ayırabiliriz. Sözel öğrenme bozuklukları; okumada görülen bozukluk (disleksi), yazmada görülen bozukluk (disgrafi) ve aritmetik alanda görülen zorluk (diskalkuli) olarak 3’e ayrılmaktadır. Bu bozuklukların çocuklarda olup olmadığını, onların okul başarılarına bakarak görebiliriz. Yapay öğrenme bozuklukları ise; saati öğrenmek, doğuyu batıyı ayırt etmek, yüz ifadelerini anlayamamak, başkalarının davranışlarını anlayamamak, müzik ve ritimlere ayak uyduramamak gibi daha soyut kavramları temsil eder. Bunlar yaşamsal faaliyetlerdeki güçlükler olarak ortaya çıkmaktadır.

Çocukların ne ölçüde öğrenme güçlüğü çektiğini ölçmek için;

1.Çocuğun kronolojik yaşına göre bulunması gereken sınıftan kaç sınıf daha aşağıda olduğunu tespit etmek

2.Zekâ ile başarısı arasındaki oranı hesaplayarak tespit etmek gerekir.

Ne ölçüde öğrenme güçlüğü yaşadığını belirlemek, bunu yaşayan çocuğa uygun bir eğitim planı hazırlamak için oldukça önemlidir. Çocuğun zekâsını, duyularının keskinliğini, dil gelişmesini, heyecan durumunu ve sosyal olgunluğunu araştırıp belirlemeden hazırlanan program çocuk için iyileştirici bir program olmaz. Çocuğun yetersizliğinin hangi alanlarda ve davranışlarda olduğunu belirlemek aynı zamanda çocuğun neleri yapabildiğini ve neleri yapamayacağını anlamak demektir. Erken tanı ve doğru müdahaleler ile öğrenme güçlüğünü, güçlük olmaktan çıkarın.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!