"Ama Sen De..." Tuzağı: Evliliğiniz Bir Mahkeme Salonuna Mı Dönüştü?

Bitmek Bilmeyen O "Suçlama" Tenisi
Diyelim ki eşiniz akşam yemeğine geç kaldı ve size haber vermedi. Bütün akşam beklediniz, kaygılandınız ve haliyle öfkelendiniz. Eşiniz kapıdan girdiğinde, "Bana haber vermediğin için çok kaygılandım ve kendimi değersiz hissettim" dediniz.
Eğer sağlıklı bir iletişiminiz varsa, almanız gereken cevap "Çok haklısın, toplantı uzadı ve haber vermeyi unuttum, özür dilerim" olmalıdır. Ancak sizin evinizde işler böyle yürümüyorsa, muhtemelen şu zehirli cümleyi duyarsınız: "İşim başımdan aşkın, bir de sana laf mı yetiştireceğim? Hem sen de geçen hafta annemlere giderken beni yarım saat kapıda bekletmiştin!"
Ne oldu? Sizin haber verilmeme sorununuz bir anda buharlaştı ve konu sizin geçen hafta yaptığınız "başka" bir hataya kaydı. İşte psikolojide, partnerin şikayetini duymamak için anında karşı saldırıya geçme veya mazeret üretme durumuna "Savunmacılık" (Defensiveness) diyoruz.
Mutlu Olmak Mı İstiyorsunuz, Haklı Çıkmak Mı?
Savunmacılık, ünlü ilişki uzmanı Dr. John Gottman'ın boşanmayı %90 oranında doğru tahmin eden "Mahşerin Dört Atlısı" listesinde yer alan en yıkıcı davranışlardan biridir.
Eşiniz "Ama sen de..." dediği an, aslında şunu söylüyordur: "Senin ne hissettiğin umurumda değil. Benim için önemli olan tek şey, bu tartışmadan 'kötü adam' olarak çıkmamak." Savunmaya geçen kişi, evliliği bir yuva olmaktan çıkarıp bir mahkeme salonuna dönüştürür. Ortada çözülmesi gereken bir sorun varken, taraflar kimin daha "suçlu" olduğunu kanıtlamak için geçmişteki dosyaları açmaya başlar. Bir süre sonra tartışmanın neden başladığını iki taraf da unutur ve geriye sadece ağır bir duygusal enkaz kalır.
Zırhları Çıkarın: Sorumluluk Almanın İyileştirici Gücü
Savunmacılık, aslında içsel bir yetersizlik hissinin ve "eleştirilme" korkusunun dışa vurumudur. Bu zehirli tenis maçını bitirmenin tek yolu, o raketi elden bırakmaktır.
-
"Ama" Kelimesini Sözlüğünüzden Çıkarın: Eşiniz size bir sorunla geldiğinde, cümleye "Ama" veya "Haklısın fakat..." diyerek başlamayın. "Ama"dan önce söylenen hiçbir şeyin beynimizde bir karşılığı yoktur, sadece mazeretin kılıfıdır.
-
Problemin %1'ini Bile Olsa Sahiplenin: Eşinizin şikayetinin tamamına katılmıyor olabilirsiniz. Ancak ortada bir yangın varsa, en azından sizin yaktığınız o küçük kıvılcımın sorumluluğunu alın.
-
❌ "Evi darmadağın etmişsin dediğinde: 'Ben mi dağıttım? Sabahtan beri çalışıyorum, asıl sen dün bardakları masada bıraktın!'" (Karşı saldırı ve savunmacılık).
-
✅ "Evi darmadağın etmişsin dediğinde: 'Evet, montumu koltuğa fırlattığım için haklısın, onu hemen asıyorum. Geri kalanı için yorgunluktan fırsatım olmadı, beraber toplayalım mı?'" (Küçük de olsa sorumluluk almak ve savaşı bitirmek).
-
-
"Biz" Soruna Karşı: Partneriniz size bir şikayetle geldiğinde o sizin düşmanınız değildir. Sorunu "Sen vs. Ben" ekseninden çıkarıp, "Biz vs. Sorun" eksenine taşıdığınızda savunma yapmaya ihtiyacınız kalmayacaktır.
Sonuç: Kusursuz bir eş olmaya çalışmak, evliliğinizi kurtarmaz. Evliliğinizi kurtaracak olan şey, hata yaptığınızda zırhınızı giyip kılıcınızı çekmek yerine; silahsız bir şekilde "Evet, burada seni kırdım, bunu nasıl düzeltebiliriz?" diyebilme cesaretinizdir. Mahkeme salonunda iki avukat değil, aynı çatının altında iki hayat arkadaşı olduğunuzu hatırlayın.









