Aile İçi Şiddet İle Öfke İfade Tarzları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi)

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Ergenlik Döneminde Öfke ve Cinsiyet Faktörü
Yapılan araştırmalar, öğrencilerin Sürekli Öfke alt ölçeğinden aldıkları puanlar incelendiğinde cinsiyetler arasında anlamlı bir fark bulunmadığını göstermektedir. Bu bulgu, alan yazındaki mevcut bilgilerle paralellik arz etmektedir. Öfke, insan yaşamı için gerekli, doğuştan getirilen ve hayatta kalma güdüsüyle doğrudan bağlantılı bir duygu durumudur (From, 1993). Bu bağlamda, sürekli öfke durumunun cinsiyetler arasında farklılık göstermemesi doğal bir sonuç olarak kabul edilmektedir.
Öfke İfade Tarzlarında Cinsiyet Farklılıkları
Öfke İçe ve Öfke Dışa alt ölçekleri analiz edildiğinde, ergenlerin öfkelerini ifade etme biçimlerinde cinsiyete dayalı anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Ancak, öfke duyulan durumların içeriği cinsiyete göre değişkenlik gösterebilmektedir:
- Erkek Ergenler: Genellikle çalışmayan nesnelere karşı öfke geliştirmektedir.
- Kız Ergenler: İnsanlara ve çeşitli toplumsal durumlara karşı daha fazla öfke hissetmektedir.
Aile Yapısı ve Sosyal Öğrenme Kuramı
Sosyal Öğrenme Kuramı'na göre, aile içindeki disiplin yöntemleri ergenin davranış kalıplarını doğrudan şekillendirmektedir. Ebeveynlerin fiziksel cezayı bir yöntem olarak kullanması, ergenin şiddeti ve saldırganlığı model alma yoluyla öğrenmesine yol açar (Bandura, 1960).
Saldırganlık ve Aile İlişkisi Üzerine Bulgular:
| Araştırmacı | Bulguların Özeti |
|---|---|
| Karataş (2002) | Saldırgan ebeveynlere sahip çocukların saldırganlık düzeyleri yüksektir. |
| Carrasco ve ark. (2009) | Ebeveyn düşmanlığı ile çocuğun saldırganlığı arasında doğrudan ilişki vardır. |
| Bandura (1963) | Şiddet davranışı, otorite figürleri tarafından ödüllendirildiğinde pekişir. |
Aile İçi Şiddetin Öfke Kontrolü Üzerindeki Etkileri
Araştırma sonuçları, aile içinde şiddet yaşayan öğrencilerin Sürekli Öfke puanlarının, şiddet yaşamayanlara oranla belirgin şekilde yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Ailede öğrenilen şiddet, bireyin gelecek yaşantısına kopyalanmakta ve sağlıksız öfke ifadelerinin benimsenmesine neden olmaktadır.
Öfke İfade Biçimleri ve Psikolojik Yansımaları
- Öfke İçe Yönelim: Aile içi şiddet gören ergenlerde daha yaygındır. Bu durum somurtma, küsme ve pasif saldırganlık şeklinde görülür. Uzun vadede depresyon ve kendine zarar verme riskini artırır.
- Öfke Dışa Yönelim: Öfkenin nesnelere, hayvanlara veya otorite figürlerine (öğretmen, idareci) yansıtılmasıdır. Ergen, ailede boşaltamadığı gerilimi dış dünyaya yönlendirir.
- Öfke Kontrolü: İlginç bir bulgu olarak, aile içi şiddet yaşama durumuna göre öfke kontrol puanlarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Her iki grup da benzer oranlarda kontrol çabası göstermektedir.
Sınıf Düzeyi ve Gelişimsel Süreç
Öğrencilerin sınıf düzeyleri ile öfke düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. 11. sınıf öğrencileri, 9. ve 10. sınıf öğrencilerine göre daha düşük düzeyde öfke yaşamaktadır. Bu durum, ergenlik dönemindeki benlik kavramının gelişimiyle açıklanmaktadır:
- Erken Ergenlik (14-15 yaş): Benlik algısındaki çelişkiler nedeniyle dürtüsel ve tepkisel davranışlar yoğundur.
- Geç Ergenlik (16-17 yaş): Kişilik yapısı stabilize olur, benlik algısı oturur ve sürekli öfke durumunda azalma görülür.
Uygulama ve Araştırma Önerileri
Uygulayıcılar İçin Stratejiler
- Koruyucu Ruh Sağlığı: Özellikle 9. ve 10. sınıf öğrencilerine yönelik öfke kontrolü ve duygu farkındalığı eğitimleri düzenlenmelidir.
- Sosyal Beceri Eğitimi: Öfke sorunu yaşayan öğrencilerin okul kulüplerinde aktif sorumluluk alması teşvik edilmelidir.
- Aile Destek Programları: Şiddet döngüsünü kırmak adına ailelerle ortak rehberlik çalışmaları yürütülmelidir.
Gelecek Araştırmalar İçin Yönelimler
- Araştırmalar farklı sosyoekonomik düzeylerdeki ve kırsal kesimdeki ergenleri kapsayacak şekilde genişletilmelidir.
- Akademik başarı, kişilik özellikleri ve ebeveyn tutumları gibi değişkenlerin öfke üzerindeki etkileri detaylıca incelenmelidir.
-
- sınıf öğrencilerinin de dahil edildiği daha geniş yaş yelpazesine sahip örneklemler üzerinde çalışılmalıdır.




