İnsanların ilk deneyimleri aile içinde yaşanır. Bireyler aile içerisinde davranış özelliklerini kazanır ve aile içindeki bireylerle ilişki kurmayı öğrenir. Bu açıdan çocukların bu iletişimde yeri oldukça önemlidir. Konuşmasına izin verilmeyen ve çoğu zaman susturulan çocuk, kendini ifade etmekten vazgeçerek duygularını gizlemeyi öğrenir. Bu durum çocuğun aile içindeki iletişimden kopmasını ve uzaklaşmasını sağlar. Eleştirel anne ve babalar, çocukların duygu ve düşüncelerine gösterdikleri bu engel ile öz güveni yetersiz ve kendine saygısı az bireyler yetiştirdiklerinin farkında değillerdir. Bunun tersine çocuğun konuşmasını ve kendini ifade etmesini teşvik eden anne ve babalar, kendine güvenen ve öz saygısı gelişen, insan ilişkileri yeterince gelişmiş başarılı insanlar yetiştirirler.

Bireyler iletişim kurmayı aile içerisinde öğrenir. Aile içerisindeki iletişim ile bireyler birbirlerini anlamaya çalışır ve aile içi bağları güçlenir. Bundan en fazla payı da çocuklar alır. Çocuklar doğru iletişimi anne ve babalarının birbirleri arasındaki iletişimin kalitesine göre öğrenirler. Aile içindeki bireylerin birbirlerini anlaması, birlikte kararlar alması aile içinde sevgiyi arttırır. İletişimin doğru kullanıldığı ailelerde bireylerin eşit ifade hakkı vardır. Otoritenin tek kişide toplandığı görülmez. Tersine bir durumda aile içinde otorite tek kişide toplandığında bireylerinin birbirlerine saygı göstermediği, ihmal ettiği, baskı ve şiddet uyguladığı görülmektedir. Bu türden ailelerde kriz ve stres ile baş etmek gerçekten zordur. Böylesi durumlarda aile içi iletişim olumsuz etkilenecek ve ailenin varlığını sürdürmesinde ciddi sorunlar yaşanacaktır.

Aile içi iletişimi etkileyen faktörler arasında; anne ve babanın ebeveynliğe hazır oluş durumu, anne ve babanın sağlık durumları, aralarındaki sevginin büyüklüğü, çocukken yetiştirilme ortamları, ekonomik güçleri, çocukların istenip istenmemesi, çocukların sağlık düzeyi ve cinsiyeti, ailenin kullandığı mekan, yas ve iflas gibi durumlar sayılabilir.

Aile içerisinde iletişimler anne, baba ve çocuk arasında karşılıklı olmalıdır. Bizler aile içindeki her bireyin kendini özgürce ifade edebilmesini, duygu ve düşüncelerini diğer aile bireyleri ile paylaşmasını, aile içi iletişimde sağlıklı bir iletişim için gerekli görürüz. Tersine bireylerden sadece bir kişinin konuştuğu, diğerlerine söz hakkı vermediği tek yönlü iletişim durumları aile içinde sağlıksız iletişimi meydana getirir. Tek yönlü iletişimlerde anne ve ya baba çok konuşuyor, eleştiriyor ve emir veriyorsa, bu durumda kendini ifade edemeyen çocuk kendi öz saygısını ve öz güvenini kazanamayacağından ilerleyen yaşlarda okulda sorunlar yaşayacaktır. Günümüz dünyası oldukça karmaşık ve çocuğun merak edeceği konu sayısı da eski zamanlara göre daha fazla. Çocuk bu merak ettiği konuları anne ve babasına özgürce sorabilmesi için kendini ifade edebileceği bir ailenin varlığına ihtiyacı vardır.

Aile içinde iletişimde yüz yüze konuşmayı deneyin. Anlatılanlara karşı sessiz kalmayın ve kesinlikle göz teması kurun. Bireylerin birbirlerine karşı dürüst olması da önemlidir. Aile içi bireyler iletişim esnasında birbirlerinin iyi ve güzel yönlerini öne çıkarmalıdır. Sorun olarak ifade edilen şeylere karşı alaycı tavırlar sergilemek, ona verdiğiniz değerin azaldığının bir işareti olacaktır. İletişim esnasında ses tonunun ayarlanması ve yumuşak bir ses tonuyla konuşulması, yapıcı bir üslup belirlenmesi önemlidir. Söz hakkı vermeden devamlı surette konuşmaya çalışmak da iletişimin önemli düşmanlarından biridir. Aile içindeki bireyler birbirlerinin sözlerini kesmeden, kendilerini sonuna kadar ifade edebilmelerine izin vermelidirler. Ayrıca “neden yaptın, niçin yaptın” gibi sorgulayıcı ve yargılayıcı sözler kullanmak karşınızdaki bireyi içine kapatır ve iletişim kurmak zorlaşabilir. Kaçamak ve doğru olmayan cevaplar verebilir. Bu durum çocuklarda daha fazla gözlenebilir. Çocuk yalan söylemeye alışabilir.

Aile içi iletişimde zaman ayırmak da çok önemlidir. Televizyon seyrederken, mutfakta iş yaparken kurulan iletişimler sağlıklı değildir. Bizler aile üyelerinin karşılıklı oturarak birbirleri ile iletişim kurmalarını doğru buluruz. Bunun için haftalık aile toplantıları gerçekten faydalı bir etkinliktir. 7 yaş ve üzeri tüm aile bireylerinin katıldığı bu toplantılarda bireyler kendilerini özgürce ifade edebilmekteler ve sorunlarını özgür bir platformda tartışabilmekteler. İnsanların en çok dinlenilmekten hoşlandığını hatırlatalım. Ancak Türk ailesinde çocuklarımızı ortalama 18 saniye dinliyoruz. Söyledikleri yanlış bile olsa çocuklarımızı dinlememiz gerekmektedir. Aile içinde bireyler birbirlerini cevap vermeye yönelik değil, anlamaya yönelik olarak dinlemelidirler. Korkutarak, aşağılayarak ifade edilen iletişimler yönelen kişi tarafından kişinin öz saygısına bir saldırı olarak algılanacaktır. Bu açıdan aileler çocukların öz saygısını geliştirici ifadeler ile destekleyici olması gerekmektedir.

Aile bireylerinin kendi içinde ittifak kurması ve diğer aile bireyini dışlaması istenmeyen durumdur. Çoğu zaman çocuk üzerinden ittifaklar gerçekleşmektedir. Örneğin anne ile çocuk babaya karşı tavır almakta ya da baba ile çocuk birleşerek anneyi yıpratmaktadırlar. Bu durumda yalnız kalan kişi öfkelenip daha hırçın olacaktır. Çocuğun anne ve babasına eşit mesafede bağlanması gerektiği halde bir tarafa bağlanması, diğer taraf hakkında soğukluğa neden olabilir. Bu durumda çocukta anne veya baba eksikliği meydana gelecektir. Anne veya babanın çocuğu kendi tarafına çekmek istemesi çocukta sadakat duygusunu azaltır ve anne ve babaya saygısını kaybettirir. Çocukta suçluluk duyguları gelişebilir ve bu durum çocuğun alıngan ve çekingen kişilik yapısını oluşturur. Tersine anne ve babanın da çocuğa karşı ittifak kurması da çocuğu yalnız ve çaresiz hissettirecektir.

İletişimde tutarlılık önemlidir. Bireyler söyledikleri ve ifade ettikleri cümlelerde ilgili ve sevgi dolu biri izlemini verirken davranışlarda ilgisizlik yansıtan mesajlar verebilir. Bu durumda birey hangi mesajı alacağını şaşırabilir. Örneğin sigara içmenin kötü bir şey olduğunu söyleyip de kendileri sigara içen bireyler buna örnektir. Aile içindeki bireyler, birbirleri ile konuşurken çok genel ve davranış tanımı vermeyen ifadeler kullanmak yerine, istenen davranışın net olarak belirtildiği ifadeler kullanmalıdır. Örneğin: “Yaramazlık yapma” yerine, “Ortalığı dağıtma, her şeyi yerlere saçma, kardeşini uyandırma” gibi açık tanımlar verilmelidir.

Aile içinde duyguların ifade edilmesi önemli olduğu gibi bu duyguların zaman zaman yoğun yaşanmasından dolayı çıkan problemlerde olasıdır. Bu nedenle duyguları zamanında ve yerinde ifade etmek gerekir. Kızgınlık anlarında bireyler karşısındaki kişinin kişiliğine ve karakterine saldırmadan duygularını doğru olarak ifade etmesi gerekir. Ben ifadeleri ile duygularını aktaran bireylerde ifade daha doğru olmaktadır. İletişimlerde bir diğer önemli husus da ön yargıdan ve genellemeden kaçınmaktır. Örneğin, “Bütün kadınlar şöyledir”, “siz erkeklerin hepsi böyledir” gibi ifadeler aile içi iletişimi olumsuz yönde etkileyecektir. Bireyler düşüncelerini ve duygularını özgür şekilde ifade ettiği zamanlarda ön yargının oluşumu engellenmiş olur.


Gaziantep Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!