Doktorsitesi.com

Yumurtalık kistleri neden oluşur?

Op. Dr. Alparslan Demir
Op. Dr. Alparslan Demir
13 Ekim 2016387 görüntülenme
Randevu Al
  • Yumurtalık kistleri genellikle hormonal düzensizlikler sonucu oluşan, çoğu zaman iyi huylu olan ve kendiliğinden kaybolabilen sıvı dolu keseciklerdir.
  • Çoğu kist belirti vermese de karın ağrısı, şişkinlik ve adet düzensizliği gibi şikayetlere yol açabilir; özellikle çocukluk ve menopoz döneminde görülen kistler daha titiz incelenmelidir.
  • Kistlerin teşhisinde ultrason ve kan tahlilleri kullanılırken, kistin patlaması veya kendi etrafında dönmesi gibi riskli durumlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir.
Yumurtalık kistleri neden oluşur?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yumurtalık Kisti (Over Kisti) Nedir?

Kadınların pek çoğunun hayatının bir döneminde karşılaştığı yumurtalık kistleri, genellikle endişe yaratan ancak çoğu zaman masum seyreden oluşumlardır. Tıbbi literatürde over kistleri olarak adlandırılan bu yapılar, etrafı kist duvarı adı verilen bir doku ile çevrili, içi sıvı dolu kitlelerdir. Bu kistler iyi huylu veya kötü huylu olabilir; ancak klinik pratikte en sık iyi huylu over kistleri ile karşılaşılmaktadır.

Yumurtalık Kistlerinin Nedenleri ve Oluşum Süreci

Yumurtalıklarda kist oluşumunun en temel nedeni genellikle hormonal düzensizlikler olarak karşımıza çıkar. Normal bir adet döngüsünde, her iki ayda bir yumurta gelişir ve çatlar. Ancak bazı durumlarda, folikül adı verilen bu yapılar çatlamaz ve büyümeye devam ederek basit kist veya folikül kisti denilen yapıları oluşturur.

Bu kistlerin genel özellikleri şunlardır:

  • Genellikle herhangi bir belirti vermezler.
  • Kontroller sırasında tesadüfen fark edilirler.
  • Çoğunlukla adet sonrası veya birkaç ay içerisinde kendiliğinden kaybolurlar.
  • Tedavi gerektirmeyen masum oluşumlardır.

Yumurtalık Kisti Belirtileri Nelerdir?

Her ne kadar çoğu kist sessiz ilerlese de, bazı durumlarda vücut belirli sinyaller verebilir. Özellikle kistlerin boyutuna ve türüne bağlı olarak şu şikayetler görülebilir:

  • Karın şişliği ve dolgunluk hissi
  • Kasık ve karın bölgesinde ağrı
  • Adet düzensizliği

Adet gören her kadın, fizyolojik süreçleri gereği potansiyel bir kist adayıdır. Ancak çocukluk dönemi ve menopoz dönemi içerisinde saptanan kistler, adet dönemindeki kistlere oranla çok daha fazla dikkate alınmalı ve titizlikle incelenmelidir.

Tanı ve Ayırıcı Tanı Yöntemleri

Üreme çağındaki kadınlarda görülen kistlerin çoğu iyi huylu olsa da, bu kitlelerin karakterini belirlemek hayati önem taşır. Uzman hekimler, kistin iyi ya da kötü huylu olup olmadığını ayırt etmek için şu yöntemleri kullanır:

YöntemAmaç
UltrasonografiKistin görüntüsünü, yapısını ve boyutunu incelemek
Kan TahlilleriTümör belirteçlerini ve hormonal durumu kontrol etmek

Dikkat Edilmesi Gereken Riskli Durumlar

Bazı kist türleri, yapıları gereği daha yakın takip ve müdahale gerektirebilir. Özellikle çikolata kistleri ve dermoid kistler, tanı ve tedavi süreçleri açısından diğerlerinden farklılık gösterir. İyi huylu olsalar dahi, çok büyük boyutlara ulaşan kistlerde şu riskler mevcuttur:

  1. Rüptür (Patlama): Kistin içeriğinin karın boşluğuna sızması.
  2. Torsiyon (Boğulma/Gangrenleşme): Kistin kendi etrafında dönerek kan akımının kesilmesi.

Bu tür tehlikeli komplikasyonların önlenmesi amacıyla, riskli görülen kistlerin dikkatle izlenmesi ve gerekli durumlarda cerrahi müdahale ile alınması gerekebilir.

Op. Dr. Alparslan DEMİR

Etiketler

Kist teşhisiYumurtalık kistleriYumurtalık kistleri ameliyatıKist belirtileriKist yırtılmasıKist çeşitleriKist büyür müKist dermoid

Yazar Hakkında

Op. Dr. Alparslan Demir

Op. Dr. Alparslan Demir

Op. Dr.Alparslan Demir, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlayarak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.