Doktorsitesi.com

Yetişkin Bireylerde Belirsizlik Tahammülsüzlük ve Sosyal Yalıtılmışlığın Yeme Bozukluğu ile İlişkisi

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
10 Haziran 2025262 görüntülenme
Randevu Al
Yeme bozuklukları; fiziksel ve psikososyal yönleri olan, bireyin yemek yeme,kilo kontrolü ve kilo sınırlaması gibi hayalleriyle ilgili düşünmesi ve bunları da davranışlarıyla gösterdiği bir hastalıktır (Becker ve ark.,1999). Yeme bozuklukları, antik dönemlerden başlayıp günümüze kadar sıklıkla görülen hastalıktır. Özellikle son yıllarda görülme sıklığı artan psikiyatrik bir hastalıktır. Ölüm oranlarının fazlaca görüldüğü hastalıkların arasına girmiştir (Maner, 2001; Oral, 2006). Yeme bozuklukları günümüz şartlarının güzellik algısına paralel olarak ilerleme göstermektedir.Özellikle kadınlarda zayıf olma arzusu,düzgün kusursuz fizik hayali arzu edilen çekiciliğin istenmesi bu hastalığın artmasındaki en büyük etkendir (Bulik, 2003). Kilosu olan bireylerin yaşlarının daha büyük gösterdiği düşüncesi ya da zayıf görünmenin zarafetin simgesi olarak düşünülmesi özellikle genç kadınlarda zayıf kalması gerektiği ve yemesine içmesine dikkat etmesi gerektiği arzusuna yönlendirmiştir (Maner, 2001). Modern çağın güzellik anlayışıyla, yeme bozukluklarının sıklıkla görünmeye başlaması birbirine paralellik göstererek artış göstermeye devam etmiştir (Arnow, 2008). Yeme bozukluklarının en temel psikolojik nedenlerine bakıldığında, bireyin sahip olmak istediği mükemmeliyetçilik algısına dikkat çekmektedir. Yeme bozukluğu olan bireyde diyet yapma, kilo kontrol çabası ve devamlı olarak fiziksel olarak görüntüsüyle meşgul olması mükemmeliyetçilik algısıyla örüntülü olduğu düşünülmektedir (Heartherton ve Baumeister, 1991). Yeme bozukluğu tanısı almış olan hastaların genelinde mükemmeliyetçi kişilik ve benlik anlayışı görülmektedir. Yeme bozuklukları arasında en çok bilinen Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervozadır (Oral, 2006). Bunları takip eden yiyecek olarak besin değeri olmayan farklı maddelerin yeme alışkanlığına dönüşmesi sonucu oluşan Pika, Yenmiş olan yiyeceğin tekar olarak ağıza getirilip çiğnenmesi Ruminasyon bunlar Dünya’da görülen yeme bozuklukları arasında görülen sorunlardır (Kernberg, 1996). Zamanın getirdiği şartlar, ruhsal olarak sağlıklı olma durumunun önemli olduğunu bizlere göstermektedir. Yaşamımız boyunca karşılaştığımız sorunlarla alakalı ‘’koruyucu’’ ve ‘’önleyici’’ çabalar sağlık alanını etkileyecek şekilde önemini artırmaktadır (Şahin ve Durak,1994). Ruh sağlığını, sağlık olarak bütünleştirmek mümkündür. Yaşam süresince hepimiz bir çok olaylarla karşılaşmaktayızdır. Yaşanılan bu olaylarda bazen bireysel bazen de çevremizdeki insanların ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir (Ocaktan, Özdemir ve Akdur, 2004). Yaşadığımız süreç boyunca karar vermek durumunda kaldığımız dönemler olmaktadır. Bunlar; evlilik kararı, eğtim planları, meslek seçimleri, kariyer planlamaları, ülke, şehir tercihleri, sosyal çevre gibi bir çok alanda bazen karar verirken bireyler zorlanır ve belirsizlik durumları yaşar, nedeni ise; bireyler almış oldukları kararların sonucunu net olarak ön görememektedirler (Daneshvar, Basharpoor ve Shafie, 2020). Bu durum da bireylerde belirsizlik yaratır. Bu durumlar, karşısında belirsizliğe tahammülü az ya da olmayan bireylerde ruhsal dayanıklık zayıf olup ve bireylerde yoğun kaygı, stres, endişe gibi semptomlar görülmektedir (Bilgin, İnce ve Çolakoğlu, 2020). Bireylerin bazılarında bu belirsizlik olayları daha kolay ve sakin etkisini gösterirken; bazı bireylerde son derece dayanılmaz ve ızdırap verici olarak görülmektedir. Bunlar göz önüne alınarak, bireylerde belirsizlik durumlarına verdikleri tepkiler aşırı derecede farklılık gösterdiği için, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin ruhsal solarak sağlıklı olabilmeleri için yükseltilmesi önemlidir (Liao ve Wei, 2011) . Dünya’da değişen hızla ilerleyen teknoloji, ekonomik sorunlar, sağlık sorunları, salgın hastalıklar, siyasi olaylar ve iklim olayları gibi durumlar belirsizlik durumunun artmasına yol açan psikopatolojide belirsizliğe tahammülsüzlük kavramının literatürde yerini sağlamlaştırmaktadır (Shihata, Mcevoy, Mullan ve Carleton, 2016). Yapılmış olan ilk çalışmalara baktığımızda ‘’Belirsizliğe Tahammülsüzlük’’ yaygın anksiyete bozukluğuyla değerlendirilirken, daha sonrasında yapılan çalışmalarda diğer bir çok psikolojik bozukluklarla da örüntülü bir rolü olduğunu saptamıştır. Tanım olarak belirsizliğe tahammülsüzlük kavramı; yaşanılan bir olay ya da durum karşısında belirsiz olma durumuna bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak karşılık verme durumuna denir (Buhr ve Dugas, 2002). Psikoloji alanında yayımlanmış olan akademik çalışmalara baktığımızda, belirsizliğe tahammülsüzlüğün bir çok psikolojik rahatsızlığın temelini oluşturduğunu görmemiz mümkündür (Armutlu, 2019). Her birey zaman zaman endişe yaşayabilmektedir. Bezen düşük ve ya orta seviyede diyebileceğimiz endişeler daha kolay atlatılabilirken, yüksek seviyede yaşanılan endişe bireyin, işlevselliğini olumsuz olarak etkilemektedir (Dugas, Schwartz ve Francis, 2004). Yaşanılan beklenmedik belirsiz durumların bireyi olumsuz yönde etkileyebileceği düşüncesinden dolayı birey kaçınmak istemektedir. Psikoterapide, bu yönde düşünülmesi durumun yeniden düzenlenip yapılandırılması yönündedir. Belirsizlik durumlarının içinde yaşadığımız günün şartlarınıda göz önüne alarak değerlendirmek önem arz etmektedir. Bunların yanı sıra belirsizliğe tahammülsüzlükle alakalı çalışmalar yapılması anksiyete ve depresyon gibi hastalıklarında tedavi edilmesi ve hastalıkların anlaşılması açısından katkısı olucağı yönündedir (Rosa Alcázar ve ark., 2020). Sosyal yalıtılmışlık kavramı çok eski dönemlerden başlayıp günümüze kadar gelen geniş bir tarihe sahip bir kavramdır. Literatüre bakıldığında daha çok yabancılaşma olarak karşımıza çıkmaktadır. Yabancılaşma kavram olarak, toplumdan bireyin kendini soyutlamasıdır (Budner, 1962). Yine bir çok kaynaklara bakıldığında bireyin sadece topluma değil, aynı zamanda da kendinden de uzaklaşması olarak tanımlanabilmektedir.
Yetişkin Bireylerde Belirsizlik Tahammülsüzlük ve Sosyal Yalıtılmışlığın Yeme Bozukluğu ile İlişkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yetişkinlerde Yeme Bozuklukları ve Psikolojik Etkenler

Belirsizliğe karşı hissedilen korku; güvenlik ihtiyacı ve tehdit algısıyla şekillenen en temel kaygı kaynaklarından biridir. Bireylerde belirsizliğe tahammülsüzlük, kronik stres yaşantısını tetikleyerek bilişsel, bedensel ve duygusal alanlarda ciddi bozulmalara yol açabilmektedir. Bu durum, özellikle sosyal hayattan yalıtılmış yetişkinlerde yalnızlık duygusunu artırmakta ve yeme bozuklukları gibi psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.

Araştırmanın Problemi ve Amacı

Günümüzde sosyal yalıtılmışlık ve duygu düzenleme güçlükleri, normal yeme tutumlarında sapmalara neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar, yetişkin bireylerde psikolojik sıkıntı düzeylerinin geçmiş yıllara oranla ciddi artış gösterdiğini kanıtlamaktadır. Bu araştırmanın temel amacı; 18 yaş ve üstü yetişkinlerde belirsizliğe tahammülsüzlük ve sosyal yalıtılmışlığın yeme bozuklukları ile olan ilişkisini demografik değişkenler ışığında incelemektir.

Araştırmanın Alt Amaçları

Araştırma kapsamında aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır:

  • Sosyo-demografik özellikler Yeme Tutum Testi (YTT-40) puanlarını nasıl etkilemektedir?
  • Fiziksel ve ruhsal hastalık öyküsü yeme tutumlarında fark yaratmakta mıdır?
  • Belirsizliğe tahammülsüzlük ve yabancılaşma düzeyleri yeme bozukluklarını yordamakta mıdır?

Yeme Bozukluklarının Sınıflandırılması ve Tanımlar

DSM-5 kriterlerine göre yeme bozuklukları hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı tehdit eden ciddi klinik tablolardır. Araştırmada ele alınan temel kavramlar şu şekildedir:

KavramTanım
BelirsizlikBir durumun sonucunu kestirememe ve geleceği öngörememe halidir.
Yeme BozukluğuBedensel sağlığı bozan, kilo denetimi odaklı kalıcı davranış bozukluğudur.
Sosyal YalıtılmışlıkBireyin toplumdan, çevresinden ve kendi benliğinden kopma sürecidir.

Temel Yeme Bozukluğu Türleri

  1. Anoreksiya Nervoza: Düşük vücut ağırlığına rağmen aşırı kilo alma korkusu ve beden algısı bozukluğudur.
  2. Bulimiya Nervoza: Tıkanırcasına yeme ataklarını takip eden telafi edici (kusma vb.) davranışlardır.
  3. Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu: Kontrolsüz ve aşırı yemek yeme nöbetleri ile karakterizedir.
  4. Pika: Besin değeri olmayan (toprak, sabun vb.) maddelerin tüketilmesidir.

Araştırma Yöntemi ve Örneklem

Bu çalışma, Ankara ilinde yaşayan 387 yetişkin katılımcı ile ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12), Yabancılaşma Ölçeği ve Yeme Tutumu Testi (YTT-40) kullanılmıştır.

  • Örneklem Dağılımı: %49.87 kadın, %50.13 erkek.
  • Yaş Aralığı: 18-60 yaş arası (Yoğunluk 25-34 yaş grubundadır).

Önemli Bulgular ve İstatistiksel Sonuçlar

Araştırma sonucunda elde edilen veriler, yeme tutumlarının çeşitli değişkenlerden etkilendiğini göstermiştir:

  • Cinsiyet Faktörü: Erkeklerin yeme tutumu puanları, kadınlara oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.
  • Eğitim Düzeyi: Lise mezunu katılımcıların yeme bozukluğu eğilimi, lisans ve üstü mezunlara göre daha yüksektir.
  • Gelir Durumu: 2500-5000 TL arası gelire sahip olanlarda yeme tutumu bozukluğu riski daha belirgindir.
  • Psikolojik Geçmiş: Psikiyatrik tedavi öyküsü olmayan bireylerin yeme tutumu puanları daha yüksek saptanmıştır.

Korelasyon Analizi: Belirsizliğe tahammülsüzlük ve sosyal yalıtılmışlık (yabancılaşma) düzeyleri arttıkça, yeme tutumu puanlarında azalma gözlemlenmiştir. Özellikle ileriye yönelik kaygı ve sosyal yalıtılmışlık alt boyutları, yeme tutumlarını negatif yönde anlamlı şekilde yordamaktadır.

Sonuç ve Klinik Öneriler

Araştırma sonuçları, belirsizlikle baş etme becerilerinin yeme davranışları üzerinde koruyucu bir rol oynadığını göstermektedir. Klinik uygulamalar için şu öneriler sunulmaktadır:

  • Tedavi Planlaması: Yeme bozukluğu tedavilerinde belirsizliğe tahammülsüzlük ve sosyal yalıtılmışlık değişkenleri mutlaka sürece dahil edilmelidir.
  • Önleyici Çalışmalar: Bireylere erken yaşlardan itibaren belirsizlikle baş etme ve yeni deneyimlere açık olma becerileri kazandırılmalıdır.
  • Gelecek Araştırmalar: Konu; uyku problemleri ve duygu düzenleme gibi ek değişkenlerle daha geniş gruplarda incelenmelidir.

Yazar Hakkında

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek şeref öğrencisi olarak mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Ali Dursun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi’nde çalışmalarda bulundu. Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ve Prof. Dr. Okan Bülent Yıldızla diyabet konusunda çalışmalar yaptı.
GATA' da Prof.Dr. Mustafa Ulubay ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Beslenmesinde çalışmalar yaptı.
Gelişimime katkı sağlamak amacıyla Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyenliği, Obezite veya Diyabet Tedavisine Güncel Yaklaşımlar, Sezgisel Yeme Psikolojik beslenme bozuklukları gibi birçok eğitim ve kurs programına katıldım.
Şuan da online ve yüz yüze olarak, kilo yönetimi ve hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi hizmetlerimin yanında mide balonu, mide botoksu, sleeve gastrektomi (tüp mide) ve gastrik bypass (MGB, RYGB) olmak üzere obezite cerrahisi alanında hizmet vermektedir.
Şuanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi Psikiyatri Prof.Dr.Cengiz Kılıç ile birlikte psikolojik tez makale çalışmalarına devam etmektedir
Prof.Dr.Deniz Demiryürekle birlikte Akupunktur,Mezoterapi üzerine çalışmalar devam etmektedir.
Hacettepe üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Prof Asistanı olarak hizmet vermektedir.(Yarın resmi olarak duyurulacaktır)
Hastanemizin Erişkin,Çocuk hastalıklarındaki yaptığımız tedavi çalışmaları devam etmektedir.
En yakın zamanda @hacettepeichastalklar7316 ve @hacettepe.ichastaliklari: hesaplarında aktif şekilde çalışmalar başlayacaktır.
Misyonumuz;
Toplum sağlığının korunması, bireye en üst düzeyde uzmanlaşmış, kaliteli tanı ve tedavi hizmetini, çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi buluşturarak vermek yanında, üstün nitelikli ve evrensel standartlarda eğitim, öğretim ve araştırma yapılması için gerekli altyapı desteğinin sağlanmasını amaçlar.
Vizyonumuz;
En ileri bilgi ve teknolojinin, yeterli ve tatmin edici düzeyde, zevkli bir ortam içinde sunulduğu, Yönetimiyle örnek bir model oluşturan, Uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen, Hasta ve çalışan memnuniyetinin mükemmele ulaştığı, Lider sağlık kuruluşu üyesi olmaktır.
Değerlerimiz;
Özenli, Çalışkan, Güler yüzlü ve Saygılı olmaktır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.