Doktorsitesi.com

Yeme Davranışı Üzerine

Psk. Merve Çengeloğlu
Psk. Merve Çengeloğlu
12 Şubat 202617 görüntülenme
Randevu Al
Beslenme yalnızca biyolojik bir gereksinim değil, erken dönem bakım ve bağlanma deneyimleriyle şekillenen ilişkisel bir süreçtir. Yeme davranışı; aile tutumları, kurallar ve bedenle kurulan ilişki doğrultusunda şekillenerek zamanla daha karmaşık ve anlam yüklü bir yapıya dönüşür. Zamanla yeme, sadece açlığı gidermekten çıkıp deneyimlemesi zor duyguları düzenleme ve kontrol sağlama aracı hâline gelebilir. Kendine şefkat duymakla başlayacak olan olumlu benlik algısı inşa etmek yemek ve beden algısını da olumlu etkileyecektir.
Yeme Davranışı Üzerine

Besin, yaşamın sürdürülmesi için en temel gereksinimlerden biridir. Beslenme süreci genellikle emzirme ve temel bakım veren tarafından başlar. Yaşamın ilk döneminde beslenme, yalnızca karın doyurma eylemi değil; bakım verenle kurulan temas, güven ve yatıştırılma deneyimini içerir. Bu nedenle besin, çoğu zaman “ilişki”nin temsili hâline gelir. Doyurmayı da içeren bakımın tutarlılığı, yeterliliği ve eşlik kapasitesi; bireyin kendilik algısını etkiler. Yeme davranışı yalnızca fizyolojik bir gereksinimin karşılanması değil, erken dönem bağlanma deneyimlerinin izlerini taşıyan bir alandır.

 

Birey büyüdükçe yiyecek seçimlerine; izinler, kurallar, yasaklar, yorumlar ve açıklamalar eklenir. Bu süreçte yeme davranışının temelleri şekillenir. Zamanla bireyin yemeğe yüklediği anlamlar ve bedenle kurduğu ilişki doğrultusunda yeme davranışı daha kompleks bir yapı kazanabilir.

 

Bedenle kurulan ilişki, besinlere yaklaşım ve yeme davranışları karşılıklı bir döngü içerisinde birbirini etkiler. Bu döngüden memnuniyet sağlanamadığında çeşitli psikolojik ve fizyolojik sorunlar ortaya çıkabilir.

 

Yeme ya da yememe davranışı, birey için bedeni üzerinde kontrol sağlama aracı haline gelebilir. Deneyimlenmesi zor duygularla başa çıkmak ve bu duyguları bastırmak amacıyla yeme davranışının bir destek mekanizması olarak kullanılabildiği görülmektedir.  

 

Doyurmak; açlığın yeterli miktarda besin alımıyla giderilmesi ve tokluk hissine ulaşılması anlamına gelirken, doldurmak; hissedilen boşluk, huzursuzluk ve çaresizlik duygularını bastırmak amacıyla yemenin kullanılması şeklinde tanımlanabilir.

 

Tüm bunlara ek olarak, çocukluk döneminde yaşanan engellenmelerin, duygusal ihmalin ve ayrılma-bireyleşme sürecine ilişkin fiksasyonların yeme davranışlarıyla ilişkisini değerlendirmek önemlidir. Hazzı düzenleme kapasitesi, bireyin doyum ile yoksunluk arasındaki dengeyi tolere edebilme ve içsel gerilimi yönetebilme becerisiyle ilişkilidir. Erken dönemde yaşanan doyumsuzluklar, aşırı doyum deneyimleri ya da engellenmeler; ruhsallıkta iz bırakarak ilerleyen yaşamda yeme davranışı üzerinden yeniden sahnelenebilir. Bu tekrar, yalnızca fizyolojik açlığın giderilmesine yönelik değildir; çoğu zaman eksiklik duygusu, terk edilme kaygısı, değersizlik hissi ya da kontrol ihtiyacı gibi bilinçdışı çatışmaların bedensel bir ifadesidir de bir açıdan.

 

Son olarak, beden ve ruh bir bütün olarak ele alınmalı; kendine şefkat temelli geliştirilen olumlu benlik algısının, hem yeme davranışı hem de beden algısı üzerinde koruyucu ve iyileştirici etkisi olduğu unutulmamalıdır.

Yazar Hakkında

Psk. Merve Çengeloğlu

Psk. Merve Çengeloğlu

Merve Çengeloğlu, lisans eğitimlerini Psikoloji ve PDR bölümlerinden tamamlayarak Psikolog ve Psikolojik Danışman ünvanlarını almaya hak kazanmıştır.

Eğitim hayatı boyunca staj deneyimini Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerinde ve Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi yataklı servislerinde tamamlayarak çocuk, ergen ve yetişkin nörogelişimi ve psikopatolojisi eğitimlerini psikiyatrist süpervizörleri mentorluğunda kapsamlı bir klinik gözlemle tamamlamıştır. Bitirme projesini “Biriciklik İhtiyacının; Kırılgan Narsisizm, Üstünlük Kompleksi ve Bilişsel Kapalılık İhtiyacı ile Yordanması” başlıklı çalışmasıyla yürütmüştür.

Mesleki pratiğinde; Bilişsel Davranışçı Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ve Masterson Yaklaşımı ekolleri ile temel düzeyde eğitim ve süpervizyonunu psikoterapist süpervizörleri ile tamamlamış olup danışanlarının ihtiyaçlarına bütüncül ve eklektik bir çerçeveden yaklaşmaktadır.

Sosyal, bilişsel ve duygusal gelişim ve takibinde; nöroçeşitlilik ve psikolojik iyi oluş alanlarında destekleyici olarak çalışmaya çocuk, ergen, yetişkin ve ailelerle devam etmektedir. Özellikle, bağlanma stili, anksiyete bozuklukları, baş etme ve savunma mekanizmaları temalarında oturumlarını sürdürmektedir.

İngilizce dilinde de seans vermekte olan Çengeloğlu, psikoterapi anlayışını “danışanın iç dünyasına güvenli bir ayna tutabilmek” ilkesiyle şekillendirmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.