Partnerin Ailesi ile Yaşanan Gerilimlerin Görünmez Yüzü

Partnerin ailesiyle yaşanan sorunlar, çoğu zaman yüzeyde küçük anlaşmazlıklar gibi görünür; ancak altında derin psikolojik dinamikler yatar. Bu gerilimler sadece “kaynanayla anlaşamamak” meselesi değildir, sınırlar, aidiyet ve güç dengeleriyle ilgilidir.
İlişkide iki kişi varmış gibi görünse de aslında her birey kendi ailesinden öğrendiği ilişki kalıplarını beraberinde getirir. Aileye aşırı bağlılık, bireyselleşmenin tamamlanmamış olabileceğine işaret eder. Bu durumda partner, ilişki içinde yeterince önceliklendirilmediğini hissedebilir.
Partner ailesinin ilişkiye müdahil olması, karar süreçlerine karışması ya da özel alanı ihlal etmesi, çift arasında çatışma yaratır. Asıl zorlayıcı olan ise partnerin bu durum karşısında net bir duruş sergileyememesidir. Bu da “yalnız bırakıldım” hissini güçlendirir.
Bazı bireyler için partnerin ailesi, bilinçdışı bir tehdit olarak algılanır. Onaylanmama korkusu, kıyaslanma hissi ve yeterli olamama düşünceleri gerilimi artırır. Bu duygular zamanla öfke ve mesafeye dönüşebilir.
Bu tür çatışmalarda çiftler genellikle birbirine değil, aileye karşı konumlanır. Oysa sağlıklı olan, çiftin bir “biz” alanı oluşturabilmesidir. Aileyle sınır koymak saygısızlık değil, ilişkinin sağlığı için gereklidir.
Partner ailesiyle yaşanan sorunlar konuşulmadığında, ilişki içinde gizli kırgınlıklar birikir. Bu kırgınlıklar zamanla ilişki doyumunu düşürür ve çiftler arasında duygusal uzaklaşmaya yol açar.

