Doktorsitesi.com

Beden Savunmaya Geçtiğinde

Psk. Merve Çengeloğlu
Psk. Merve Çengeloğlu
14 Şubat 20269 görüntülenme
Randevu Al
İnsan bedeni yalnızca biyolojik bir yapı değildir; aynı zamanda duygusal deneyimlerin, ilişkisel geçmişin ve psikolojik süreçlerin de taşıyıcısıdır. Günümüzde psikoloji ve nörobilim alanındaki çalışmalar, zihinsel süreçlerle bedensel deneyimler arasında çift yönlü ve güçlü bir etkileşim olduğunu göstermektedir. Duyguların fark edilmesi, düzenlenmesi ve ifade edilmesi yalnızca ruhsal iyi oluş için değil, bedensel sağlık açısından da önem taşır.
Beden Savunmaya Geçtiğinde

Yaşamın erken dönemlerinden itibaren beden, bireyin çevresiyle kurduğu ilişkinin merkezinde yer alır. Güven, temas, düzenlenme ve sakinleşme gibi deneyimler çoğu zaman bedensel duyumlar üzerinden öğrenilir. Bu nedenle duygular yalnızca zihinsel deneyimler değildir; kalp ritmi, kas gerginliği, solunum ve hormonal tepkiler gibi fizyolojik süreçlerle birlikte ortaya çıkar.

 

Psikolojik sınırlar, bireyin kendini koruma ve ilişki içinde konumlandırma becerisiyle doğrudan ilişkilidir. Tehdit algısının arttığı ya da güvenlik hissinin azaldığı durumlarda beden, bir savunma aracı hâline gelebilir. Bazı bireyler bedenlerini daha “görünür” veya “güçlü” kılarak korunmayı deneyimlerken, bazıları tam tersine küçülme, geri çekilme veya görünmez olma eğilimi gösterebilir. Bu süreçler bilinçli tercihler gibi görünse de çoğu zaman otomatik savunma mekanizmalarının bir parçasıdır. Beden, psikolojik güvenliğin yeniden kurulması için sembolik bir alan hâline gelebilir.

 

Duygular yeterince fark edilmediğinde ya da ifade edilemediğinde, bu deneyimlerin bedensel düzeyde karşılık bulması sık görülen bir durumdur. Psikosomatik yaklaşım, psikolojik çatışmaların veya bastırılmış duygusal süreçlerin bedende semptomlar aracılığıyla ifade edilebileceğini öne sürer. Baş ağrıları, kas ağrıları, mide-bağırsak sorunları ya da kronik yorgunluk gibi belirtiler bazen duygusal yükün bedensel yansımaları olabilir.

 

Yaşantılar yalnızca zihinde değil bedende de iz bırakır. Psikolojik deneyimlerin sinir sistemi, hormonlar, kas sistemi ve bedensel duyumlar aracılığıyla nasıl depolandığını biliyoruz. Modern travma kuramına göre beden, yalnızca bir “taşıyıcı” değil; aynı zamanda geçmiş deneyimleri hatırlayan, yorumlayan ve tepki veren aktif bir sistemdir.

 

Beden, bastırılmış duyguların ya da geçmiş deneyimlerin sessiz arşividir. Duygular fark edilmediğinde beden konuşmaya başlar; bazen ağrı, bazen gerginlik, bazen de açıklanamayan bir huzursuzluk şeklinde.Psikoterapi süreci, bu bedensel dili anlamayı ve kişiyle beden arasındaki kopmuş bağı yeniden kurmayı hedefler. Çünkü zihin ve beden ayrı değil, aynı hikâyenin iki farklı anlatıcısıdır.Beden ve zihin birbirinden ayrı değil, aynı sistemin farklı ifade biçimleridir. Duyguların fark edilmesi, güvenli biçimde ifade edilmesi ve psikolojik sınırların güçlendirilmesi yalnızca ruhsal değil, bedensel iyi oluşu da destekler.

 

Beden bazen sessizce, bazen güçlü belirtilerle konuşur; ancak çoğu zaman amacı zarar vermek değil, dikkatimizi ihtiyaçlarımıza yöneltmektir. Bu nedenle bedeni susturulması gereken bir alan olarak değil, anlaşılması gereken bir iletişim kanalı olarak görmek önemlidir.

Yazar Hakkında

Psk. Merve Çengeloğlu

Psk. Merve Çengeloğlu

Merve Çengeloğlu, lisans eğitimlerini Psikoloji ve PDR bölümlerinden tamamlayarak Psikolog ve Psikolojik Danışman ünvanlarını almaya hak kazanmıştır.

Eğitim hayatı boyunca staj deneyimini Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerinde ve Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi yataklı servislerinde tamamlayarak çocuk, ergen ve yetişkin nörogelişimi ve psikopatolojisi eğitimlerini psikiyatrist süpervizörleri mentorluğunda kapsamlı bir klinik gözlemle tamamlamıştır. Bitirme projesini “Biriciklik İhtiyacının; Kırılgan Narsisizm, Üstünlük Kompleksi ve Bilişsel Kapalılık İhtiyacı ile Yordanması” başlıklı çalışmasıyla yürütmüştür.

Mesleki pratiğinde; Bilişsel Davranışçı Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ve Masterson Yaklaşımı ekolleri ile temel düzeyde eğitim ve süpervizyonunu psikoterapist süpervizörleri ile tamamlamış olup danışanlarının ihtiyaçlarına bütüncül ve eklektik bir çerçeveden yaklaşmaktadır.

Sosyal, bilişsel ve duygusal gelişim ve takibinde; nöroçeşitlilik ve psikolojik iyi oluş alanlarında destekleyici olarak çalışmaya çocuk, ergen, yetişkin ve ailelerle devam etmektedir. Özellikle, bağlanma stili, anksiyete bozuklukları, baş etme ve savunma mekanizmaları temalarında oturumlarını sürdürmektedir.

İngilizce dilinde de seans vermekte olan Çengeloğlu, psikoterapi anlayışını “danışanın iç dünyasına güvenli bir ayna tutabilmek” ilkesiyle şekillendirmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.