Yeme Bozukluğu ve Kaygı Bozuklukları Bağlantısı

Yeme bozuklukları yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla ilgili değildir; çoğu zaman derin psikolojik süreçlerin bir yansımasıdır. Bu süreçlerin başında ise kaygı gelir. Kaygı bozuklukları ile yeme bozuklukları arasında güçlü bir ilişki vardır ve bu iki durum sıklıkla birlikte görülür.
Kaygı, belirsizlik ve kontrol kaybı hissiyle yakından ilişkilidir. Yeme davranışı ise bu noktada bir düzenleme aracı haline gelebilir. Kişi yemek üzerinden kontrol sağlamaya çalışabilir. Ne yediğini, ne kadar yediğini ya da neyi yemediğini belirlemek, geçici bir kontrol hissi yaratır.
Bazı bireylerde bu süreç kısıtlama şeklinde ortaya çıkar. Kişi yeme davranışını sınırlandırarak kontrol hissini artırmaya çalışır. Bazı durumlarda ise bu kontrol sürdürülemez hale gelir ve tıkanırcasına yeme atakları görülebilir. Her iki durumda da temel mekanizma aynıdır: kaygıyı düzenleme çabası.
Kaygı arttıkça yeme davranışı üzerindeki kontrol ihtiyacı da artabilir. Bu da zamanla bir döngü oluşturur. Kişi kaygıyı azaltmak için yeme davranışını değiştirir, ancak bu değişim yeni bir kaygı yaratır. Böylece süreç kendini tekrar eder.
Yeme bozukluklarında görülen suçluluk ve utanç duyguları da bu döngüyü güçlendirir. Kişi yeme davranışı sonrası kendini eleştirir ve bu eleştiri kaygıyı artırır. Artan kaygı ise tekrar yeme davranışını tetikleyebilir.
Psikolojik olarak bu süreci anlamak, yalnızca yeme davranışına odaklanmaktan daha etkilidir. Çünkü asıl mesele çoğu zaman yeme değil, duygusal düzenleme ihtiyacıdır. Kaygıyla baş etme becerileri geliştikçe, yeme davranışı üzerindeki baskı da azalabilir.



