Doktorsitesi.com

Yaygın kaygı (kuruntu) bozukluğu hakkında!

Dr. Öğr. Üyesi Zengibar Özarslan
Dr. Öğr. Üyesi Zengibar Özarslan
18 Eylül 2019195 görüntülenme
Randevu Al
Yaygın kaygı (kuruntu) bozukluğu hakkında!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Kuruntu ve Evhamın Ötesi

Yaygın anksiyete bozukluğu, halk arasında yaygın olarak kuruntu, vesvese veya evham hastalığı olarak adlandırılmaktadır. Bu durum, bireyin zihninde kurguladığı olumsuz senaryoların gerçekleşme ihtimaline karşı vücudunun verdiği yoğun ve süreğen bir tepkidir. Kişi, gün boyunca kontrolü kaybedeceği hissi, çarpıntı, nefes almakta zorlanma ve titreme gibi fiziksel belirtileri şiddetli bir şekilde yaşayabilir.

Burada kritik nokta, yaşanan tasalanmanın ne kadar gerçekçi olduğudur. Hastalar genellikle kendilerinin veya sevdiklerinin başına kötü bir şey geleceği düşüncesiyle, dünyayı "güvensiz ve acımasız" bir yer olarak algılarlar. "Kötü bir şey olacaksa mutlaka benim başıma gelir" inancıyla hareket ederek her konuda aşırı tedbir almaya çalışırlar. Kontrol edilemeyen her durum, bireyde yüksek düzeyde kaygıya ve ciddi bir bedensel yorgunluğa yol açar.

Günlük Hayatta Kaygı ve Kuruntu Örnekleri

Gerçekçi korkular bizi tehlikelere karşı korurken, gerçek dışı kuruntular yaşam kalitesini ve işlevselliği bozar. Bu durumun günlük hayattaki yansımaları şu şekilde örneklenebilir:

  • Ailevi Kaygılar: Çocuğun eve geç kalması durumunda felaket senaryoları kurmak, eşinin ağır bir hastalığa yakalanacağı korkusu veya ebeveyn kaybı endişesi.
  • Ekonomik ve Sosyal Korkular: İşini kaybetme riski, ev kredisini ödeyememe kaygısı veya sınav başarısızlığı korkusu.
  • Belirsiz Sıkıntılar: Nesnesi belli olmayan, "içimde bir sıkıntı var", "sanki her an bir felaket yaşayacağım" şeklindeki tetikte olma hali.

Bu süreçte birey tehlikeyi abartırken, kendi güvenliğini sağlama yeteneğini küçümser. Bu durum; felaketselleştirme, genelleştirme, ya hep ya hiç kuralı ve falcılık gibi otomatik yanlış düşünce kalıplarından kaynaklanır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tanı Ölçütleri

Ruhsal Hastalıkların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı'na (DSM-IV) göre, yaygın anksiyete bozukluğu tanısı için belirli kriterler mevcuttur. En az 6 ay süreyle hemen her gün ortaya çıkan aşırı anksiyete ve üzüntü hali temel belirleyicidir.

Semptom GrubuBelirti Detayları
Psikolojik BelirtilerHuzursuzluk, aşırı heyecan, odaklanma güçlüğü, irritabilite (gerginlik).
Fiziksel BelirtilerKolay yorulma, kas gerginliği, uyku bozuklukları (dalma veya sürdürme güçlüğü).
İşlevsel BozulmaSosyal, mesleki veya diğer önemli alanlarda belirgin stres ve bozulma.

Tanı İçin Gereken Kriterler:

  1. Kişinin üzüntüsünü kontrol etmekte zorlanması.
  2. Yukarıdaki semptomlardan en az üçünün (çocuklarda bir tanesi yeterlidir) 6 ay boyunca eşlik etmesi.
  3. Kaygının başka bir tıbbi duruma, madde kullanımına veya farklı bir psikiyatrik bozukluğa (Panik Bozukluk, Sosyal Fobi vb.) bağlı olmaması.

Yaygın Kaygı Bozukluğunun Tedavi Süreci

Yaygın anksiyete bozukluğu, profesyonel destekle yönetilebilen ve tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Tedavi süreci temel olarak psikoterapi ve ilaç tedavisi olmak üzere iki koldan ilerler.

Psikoterapi ve Bilişsel Yeniden Yapılandırma

Psikoterapide temel hedef, yerleşik olumsuz inançların ve kötü senaryoların yerine gerçekçi ve olumlu düşünce kalıplarını yerleştirmektir. Bu süreçte şu yöntemler izlenir:

  • Düşüncesel Yeniden Yapılandırma: Kişinin olayları yorumlama biçiminin geçerliliği sorgulanır.
  • Alıştırma Süreci: Kaygı doğuran durumlarla savaşmak yerine, onları kabul ederek duyarsızlaşma sağlanır.
  • Davranışsal Değişim: Kaygı anında yapılan ritüellerin yerine hoşa giden etkinlikler (örneğin; yemek masası hazırlamak) planlanır.
  • Gevşeme Egzersizleri: Kasılma ve huzursuzluk hissini azaltmak için nefes ve gevşeme egzersizleri uygulanır.

İlaç Tedavisi ve Takibi

İlaç kullanımı, hekim kontrolünde tek başına veya terapi ile kombine şekilde gerçekleştirilir. Tedavi süreciyle ilgili bilinmesi gereken önemli hususlar şunlardır:

  • İlaçlar doktor kontrolünde en az 6-12 ay süreyle kullanılmalıdır.
  • Tedavi süresi kişiye göre uzayabilir; ilaçlar asla doktor onayı olmadan kesilmemelidir.
  • Olası yan etkiler mutlaka doktorla paylaşılmalı ve tedavi süreci şeffaf bir şekilde yönetilmelidir.

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi Zengibar Özarslan

Dr. Öğr. Üyesi Zengibar Özarslan

Öğretim Üyesi Dr. Zengibar Özarslan
Çocuk-Ergen-Yetişkin Psikiyatristi
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi 2003 yılı mezunu olan Zengibar Özarslan, psikiyatri uzmanlığını İstanbul Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi’nde tamamlamıştır. Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Psikiyatrist Dr. Zengibar Özarslan, Psikoloji lisans ve Klinik Psikoloji yüksek lisans bölümlerinde alan dersleri vermektedir. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.