Dikkat eksikliği nedir, ne değildir?
- DEHB, genetik kökenli ve beynin frontal bölgesindeki dopamin ile noradrenalin seviyelerindeki işlevsel yetmezlikten kaynaklanan nörolojik bir bozukluktur.
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite farklı özellikler sergilese de her iki durum bireyin akademik başarısını, organizasyon yeteneğini ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiler.
- Günlük hayatı ve özgüveni bozan bu durumun tedavisinde davranışsal değişikliklerin yanı sıra uzman kontrolünde ilaç desteği büyük önem taşır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Hakkında Temel Bilgiler
DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), toplumda %7-8 oranında görülen, genetik kökenli bir bozukluktur. Bu kadar sık görülmesine rağmen çoğu zaman önemsizleştirilen bu durum; kişinin yaşam akışını olumsuz etkileyen, hayatını kısıtlayan ve kişiler arası ilişkileri bozan ciddi bir tablodur. DEHB, çocukluk döneminde, hatta anne karnında başlayan ve genç erişkinlik dönemine kadar %60-70 oranında devamlılık gösteren bir süreçtir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Arasındaki Farklar
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite, birbirinden farklı özelliklere sahip iki ayrı bozukluktur. Ancak her iki durum da beynin aynı bölgesinden kaynaklandığı için tıbbi literatürde birlikte değerlendirilir. Bu bozukluklar bireylerde ayrı ayrı görülebildiği gibi, her ikisinin bir arada bulunduğu karışık tip vakalara da rastlanmaktadır.
Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB) Nedir?
Dikkat eksikliği, bireyin yaşına ve sosyokültürel durumuna kıyasla konsantre olmada güçlük çekmesi, dikkati sürdürememesi ve dış etkenlerle odağının çabuk dağılmasıdır. Bu durum; unutkanlık, dalgınlık, dağınıklık ve sabır gerektiren işlerden kaçınma davranışı ile kendini gösterir. Özellikle zevk veren eğlence aktivitelerinde pür dikkat olan birey, sorumluluk ve disiplin gerektiren işlerde odaklanma sorunu yaşar.
Hiperaktivite Nedir?
Hiperaktivite, kişinin yaşına ve bulunduğu çevreye göre aşırı hareketli, çok konuşan, sabırsız ve aceleci olması durumudur. Bu bireyler genellikle yerinde duramayan bir profil sergilerler.
Okul Ortamında Dikkat Eksikliği Belirtileri
Çocuklarda dikkat eksikliği, öğretmenlerin gözlemleriyle net bir şekilde ortaya çıkar. Eğitimcilerin bu çocuklar için sıklıkla kullandığı ifadeler şunlardır:
- Zeka potansiyeli yüksek olmasına rağmen kendisini derse verememe.
- Sürekli dışarıyı izleme ve hayal aleminde olma hali.
- Bedensel olarak sınıfta olsa da zihinsel olarak başka yerlerde gezinme.
- Dinlemiyormuş gibi görünürken sorulara doğru cevap verebilme.
- Kötü ve düzensiz el yazısı, defterlere ilgisiz karalamalar yapma.
- Eşyaları sürekli kaybetme veya evde unutma.
- Sınavlarda basit işlem hataları yapma ve cevap anahtarında kaydırma sorunu.
- Sınav sorularını zamanında bitirememe ve düşük motivasyon sergileme.
Ebeveyn Gözüyle Dikkat Eksikliği
Anne ve babalar, çocuklarının evdeki tutumlarını genellikle şu cümlelerle tanımlarlar:
| Ebeveyn Gözlemi | Belirti Türü |
|---|---|
| "Bilgisayar oyununa odaklandığı kadar derse odaklanmıyor." | Seçici Dikkat Sorunu |
| "Odasının dağınıklığından bıktık artık." | Organizasyon Bozukluğu |
| "Bakkaldan istediklerimizi her zaman eksik getiriyor." | Kısa Süreli Bellek Sorunu |
| "Ders çalışırken en küçük çıtırtıda dikkati dağılıyor." | Dış Uyaranlara Hassasiyet |
DEHB’nin Nörolojik Temelleri ve Frontal Bölge
Dikkat eksikliğinin temelinde, beynin ön tarafında bulunan frontal bölgedeki işlevsel yetmezlik yatar. Bilginin işlendiği; yönetici ve yürütücü işlevlerin merkezi olan bu bölgede, dopamin ve noradrenalin isimli nörotransmitter düzeylerinde ve geçişlerinde sorun olduğu düşünülmektedir.
Dikkat kavramı sadece konsantrasyon demek değildir; aynı zamanda şu yetileri de kapsar:
- Planlama yapabilme ve zamanı düzgün kullanma.
- İşleri önem sırasına göre düzenleme.
- Bilgileri birbirinden ayırt edebilme.
- Odaklanmayı uzun süre sürdürebilme.
Psikolojik Etkiler ve Özgüven Kaybı
Dikkat eksikliği yaşayan bireylerde planlama yapamama sorunu çok sık görülür. Sürekli yeni programlar yapılmasına rağmen bunlara uyulamaz. Bu durum, aile ve öğretmen nezdinde güven kaybına, çocukta ise ciddi bir özgüven kaybına yol açar. Sonuç olarak çocuk; içine kapanık, kendini ifade etmekte zorlanan bir bireye dönüşebilir.
Önemli bir ayrım olarak; depresyon veya kaygı bozuklukları da dikkat dağınıklığına yol açabilir. Ancak dikkat eksikliği tanısı konulabilmesi için bu durumun hemen her gün hissedilir bir süreklilik arz etmesi gerekir.
Tedavi Yaklaşımları ve Uzman Desteği
Herkeste bir miktar dikkat eksikliği olabilir; ancak bu durum günlük hayat akışını, eğitimi ve işleyişi bozacak seviyeye geldiğinde mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi sürecinde davranışsal değişiklikler, yeni alışkanlıklar ve aile desteği oldukça etkindir. Bununla birlikte, tıbbi gereklilik durumunda ilaç tedavisinden faydalanmak büyük önem taşır.
Psikiyatrist Uzm. Dr. Zengibar Özarslan





