Doktorsitesi.com

Uyku bozuklukları cinsel iktidarsızlığa neden olabilir mi?

Prof. Dr. Derya Karadeniz
Prof. Dr. Derya Karadeniz
22 Aralık 2014182 görüntülenme
Randevu Al
Uyku bozuklukları cinsel iktidarsızlığa neden olabilir mi?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Uyku ve Hormonal Denge Arasındaki İlişki

Seks hormonlarının, özellikle de testosteronun günlük üretiminin yaklaşık %70-80’i derin NREM uykusu sırasında gerçekleşmektedir. Bu nedenle, derin NREM uykusunun süresinin kısalması veya bu evrenin sık sık kesintiye uğraması, cinsel sağlık üzerinde doğrudan olumsuz etkilere yol açar. Bu tür uyku bozuklukları, bireylerde cinsel istekte azalma ve iktidarsızlık (erektil disfonksiyon) gibi ciddi sorunların temel kaynağı olabilmektedir.

Uyku Apne Sendromu ve Cinsel İsteksizlik

Uyku apne sendromu, başlangıç evresinden itibaren soluk durmaları nedeniyle derin NREM uykusunu sık sık kesintiye uğratan bir hastalıktır. Hastalığın bu erken aşamasında, derin uykudaki parçalanmaya bağlı olarak cinsel istekte sinsi bir azalma meydana gelir. Birçok hasta bu durumu başlangıçta fark edemeyebilir veya sorunu psikolojik faktörler başta olmak üzere farklı nedenlere bağlama eğilimi gösterebilir.

Hastalığın İlerlemesi ve İktidarsızlık Riski

Uyku apne sendromu ilerledikçe, nefes durmalarının sıklığı artarak derin NREM uykusunun süresini daha da azaltır. Şiddetli vakalarda ise bu uyku evresi tamamen ortadan kalkabilir. Sürecin bu noktaya gelmesiyle ilgili durumlar şu şekilde özetlenebilir:

  • NREM uykusunun azalması: Testosteron üretiminin düşmesine neden olur.
  • Hormonal yetersizlik: Cinsel iktidarsızlık ile sonuçlanır.
  • Tedavi imkanı: Uyku apnesine bağlı gelişen cinsel iktidarsızlık, tamamen düzeltilebilen bir durumdur.

Hastaların tedavi edilmesi ve uykuda solunumun normale döndürülmesi, NREM uykusunun ideal süresine ulaşmasını sağlar. Bu sayede testosteron üretimi normal seviyelere çıkarak cinsel fonksiyon bozuklukları ortadan kalkar.

Polisomnografi ile Tanı ve Teşhis Süreci

Polisomnografi (uyku testi), özellikle erkeklerde cinsel iktidarın fiziksel mi yoksa psikolojik mi olduğunu tespit etmek amacıyla kullanılan profesyonel bir tetkiktir. Normal bir uyku döngüsünde, REM uyku evresi peniste ereksiyonun doğal olarak ortaya çıktığı bir dönemdir. Ergenlikten itibaren her sağlıklı erkekte, her REM uykusu sırasında bu fizyolojik olay gerçekleşir.

DurumBulgularTanı/Sonuç
Fiziksel NedenlerREM sırasında ereksiyon saptanmamasıOrganik/Hastalık kaynaklı iktidarsızlık
Psikolojik NedenlerREM sırasında normal ereksiyon saptanmasıPsikolojik kaynaklı iktidarsızlık

İktidarsızlık şikayeti olan ancak buna neden olabilecek fiziksel bir hastalık saptanamayan kişilerde polisomnografik tetkik kritik önem taşır. Penise yerleştirilen özel bir sensör aracılığıyla REM uykusu sırasındaki ereksiyon kaydedilir. Eğer bu evrede ereksiyon saptanırsa, hastanın yaşadığı iktidarsızlık sorununun ardında psikolojik faktörlerin yattığı sonucuna varılır.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Derya Karadeniz

Prof. Dr. Derya Karadeniz

Prof. Dr. Derya Karadeniz, 1990 yılında İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimini tamamlamış ve aynı yıl, aynı fakültenin Nöroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başlamıştır. 1993 ile 1994 yılları arasında ise araştırma görevlisi olarak Fransa’da Montpellier Üniversitesi Nöroloji Kliniği’nin Uyku Bozuklukları Merkezi’nde çalışmıştır. Bu merkezdeki çalışmalarını sürdürürken ayrıca Avrupa ülkelerinde geçerli olan ‘’Diplome Inter Universitaire du Sommeil et de L’eveil’’ diplomasını da almıştır. 1995’de ise Stanford Üniversitesi’nin Uyku Bozuklukları Merkezi’nde görev almıştır. 1996 yılında İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Nöroloji Uzmanı, 2001’de doçent, 2007’de ise Profesör unvanlarını almıştır.  Ayrıca 2011’de yan dal uzmanlığını ‘Klinik Nörofizyoloji’ alanında almıştır. Avrupa Uyku Tıbbı Uzmanlığı ve beraberinde Avrupa Uyku ‘’Expert’’i ünvanını ise 2013 yılında almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.