Doktorsitesi.com

Travmanın COVID-19 ile İlişkisi

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
17 Nisan 202399 görüntülenme
Randevu Al
Travmanın COVID-19 ile İlişkisi
Travmanın COVID-19 ile İlişkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Travma ve Strese Bağlı Bozukluklar: Genel Bir Bakış

Modern yaşamın beraberinde getirdiği yoğun tempo; evde, iş yerinde, okulda ve trafikte birçok stres faktörüyle karşılaşmamıza neden olmaktadır. Bireyler günlük hayatta karşılaştıkları stresli durumlarla genellikle başa çıkabilse de, uzun vadeli ve yönetilemeyen stres hem bedensel hem de ruhsal sağlığı ciddi şekilde tehdit edebilmektedir. Kişiden kişiye değişen stres faktörleri arasında; kazalar, şiddete maruz kalma, cinsel taciz, ağır hastalıklar, savaşlar ve salgınlar gibi insan hayatında dönüm noktası sayılabilecek travmatik olaylar yer almaktadır.

Travmatik olaylara maruz kalan bireylerde, bu yaşantılara bağlı olarak çeşitli davranışsal ve duygusal problemler gelişebilmektedir. Günümüzde bu durumun en somut örneği, küresel ölçekte deneyimlenen Covid-19 pandemisidir. Pandemi süreci, yalnızca fiziksel sağlık sorunlarını değil, beklenmedik kayıpları da beraberinde getirerek travma ve strese bağlı hastalıkları tetikleyen kritik bir dönem haline gelmiştir. DSM-V (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) uyarınca bu hastalıklar şu başlıklar altında sınıflandırılmaktadır:

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)
  • Akut Stres Bozukluğu (ASB)
  • Uyum Bozukluğu
  • Tepkisel (Reaktif) Bağlanma Bozukluğu
  • Sınıflandırılamamış ve Tanımlanamamış Travma Bozukluğu

Travma Bozukluklarının Türleri ve Karakteristik Özellikleri

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Doğal hayatın akışına uymayan ve yoğun stres yaratan olaylar sonucunda bireyin yaşadığı derin kayıp duygusu, travmatik bir yaşantı olarak tanımlanır. Bu durum; güvenlik duygusunun, kimliğin, geleceği tahmin etme yetisinin ve yaşam üzerindeki kontrolün kaybı olarak tezahür eder. Kişi kendini dünyaya karşı savunmasız hissedebilir ve yaşadığı olumsuz olaylardan ötürü kendini suçlama eğilimi gösterebilir.

TSSB belirtileri fizyolojik, duygusal ve bilişsel olarak üç ana grupta incelenmektedir:

  1. Fizyolojik Belirtiler: Uyku sorunları, iştahsızlık, kronik yorgunluk ve somatik şikayetler.
  2. Duygusal Belirtiler: Aşırı kaygı, öfke, çaresizlik, şok ve anlaşılmama hissi.
  3. Bilişsel Belirtiler: Zaman algısında değişim, seslere karşı aşırı duyarlılık ve gerçek dışılık hissi.

Bir bireye TSSB tanısı konulabilmesi için bu semptomların travmatik olaydan sonra en az 3 ay boyunca devam etmesi gerekmektedir.

Akut Stres Bozukluğu (ASB)

Akut Stres Bozukluğu, belirti bazında TSSB ile benzerlik gösterse de ortaya çıkış süresi bakımından farklılaşır. Bu rahatsızlık, travmaya maruz kaldıktan sonraki ilk 1 ay içinde görülür. Travmatik olaydan sonraki ilk 3 ayda verilen tepkiler normal kabul edilir; ancak doğru sosyal destek ve zamanında müdahale, ASB'nin kronikleşerek TSSB'ye dönüşme riskini önemli ölçüde azaltır.

Diğer Travma ve Uyumsal Sorunlar

Uyum Bozuklukları, bireyin hayatındaki stresli değişikliklere karşı verdiği sağlıksız duygusal veya davranışsal tepkilerdir. Reaktif Bağlanma Sorunları ise genellikle bebek ve çocuklarda görülür; çocuğun olaylara karşı beklenen duygusal yanıtları verememesi veya çevresindeki uyaranlara karşı umursamaz bir tutum sergilemesi ile karakterizedir. Kriterlere tam uymayan ancak travmatik özellik taşıyan durumlar ise Sınıflandırılamamış Travma Bozukluğu kategorisinde değerlendirilir.

Covid-19 Pandemisinin Psikolojik Etkileri ve Risk Grupları

Psikolojik travma toplumda oldukça yaygındır ve insanların yaklaşık %60-85'i yaşamları boyunca en az bir travmatik olayla karşılaşmaktadır. Travmalar; savaş ve istismar gibi insan kaynaklı veya doğal afetler ve salgınlar gibi insan dışı kaynaklı olarak ikiye ayrılır. 2019 yılında başlayan Covid-19 salgını, insan dışı etkenlerin yarattığı travmalara en güncel örnektir.

Pandemi sürecinde bazı gruplar TSSB gelişimi açısından daha yüksek risk altındadır:

Risk GrubuRisk Faktörleri
60 Yaş Üstü BireylerSosyal izolasyon, ölüm riskinin yüksek olması ve yalnızlık hissi.
Kronik Hastalığı OlanlarHastalığı atlatamama korkusu ve kısıtlanan sosyal destek mekanizmaları.
Sağlık ÇalışanlarıEnfekte hastalarla sürekli temas ve yoğun ölüm vakalarına şahitlik etme.
Önceden Travması OlanlarYüksek kaygı düzeyi ve geçmiş travmaların tetiklenmesi.

TSSB ile Başa Çıkma ve Tedavi Yöntemleri

Covid-19 sonrası süreçte her bireyin TSSB geliştirmesi zorunlu değildir; bu durum olayın büyüklüğüne, kişinin yaşına ve psikolojik dayanıklılığına bağlıdır. Bazı bireyler sürece kendiliğinden adapte olurken, bazıları anıları bastırma, sosyal çevreden uzaklaşma veya negatif bağımlılıklar geliştirme gibi sağlıksız başa çıkma yöntemlerine başvurabilir.

Koruyucu Önlemler ve Profesyonel Destek

Stres yönetimi ve direnç kazanmak için şu adımlar kritik öneme sahiptir:

  • Sadece güvenilir kaynaklardan haber takibi yapmak.
  • Aile ve sevdikleriyle nitelikli zaman geçirmek.
  • Düzenli uyku, egzersiz ve dengeli beslenme düzeni oluşturmak.

Tedavi Protokolleri

TSSB tedavisinde temel yaklaşım psikoterapidir. Erken teşhis ve güvenli ortam, tedavinin başarısını artırır. Tedavi sürecinde en sık başvurulan yöntemler şunlardır:

  • Travma Odaklı Bilişsel-Davranışçı Terapi
  • EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)
  • İlaç Tedavisi: Özellikle Venlafaksin veya Sertralin gibi seçici serotonin gerialım engelleyicileri (SSRI) etkili olabilir. Ancak ilaç tedavisi ilk seçenek olarak değil, psikoterapiye destekleyici bir unsur olarak değerlendirilmelidir.

Etiketler

covid

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.