Doktorsitesi.com

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) nedir?

Uzm. Dr. Hanife Akkurt Erol
Uzm. Dr. Hanife Akkurt Erol5.0(4 Değerlendirme)
2 Eylül 20265 görüntülenme
Randevu Al
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu, travmatik olayların ardından gelişen ve kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen; yeniden yaşantılama, kaçınma, düşünce değişiklikleri ve artmış uyarılmışlık belirtileriyle karakterize bir bozukluktur.
  • EMDR terapisi, travmatik anıların temelindeki bellek ağlarını hedef alarak geçmiş, bugün ve gelecek odaklı bir yaklaşımla bu belirtilerin iyileştirilmesini amaçlar.
  • Travma tedavisinin temel hedefi geçmişi unutturmak değil, anının bugünkü yaşam üzerindeki olumsuz hakimiyetini azaltarak kişinin geçmişi yeniden yaşamadan hatırlamasını sağlamaktır.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) nedir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Belirtileri

Travmatik bir olay yaşamak, her bireyde otomatik olarak Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gelişeceği anlamına gelmez. Birçok insan travmatik bir deneyimin ardından korku, uyku bozukluğu, olayın zihne geri gelmesi, irkilme veya huzursuzluk gibi tepkiler verebilir. Ancak çoğu durumda bu belirtiler zaman içerisinde kendiliğinden azalma gösterir.

TSSB, travmatik olay sonrasında ortaya çıkan belirtilerin belirli bir örüntü oluşturduğu ve kişinin yaşam kalitesini, sosyal işlevselliğini önemli ölçüde etkilediği bir psikiyatrik bozukluktur. Bu tanının konulabilmesi için belirtilerin süresi, şiddeti ve kişinin günlük yaşamı üzerindeki etkisi uzmanlarca birlikte değerlendirilir.

TSSB Belirtileri: Dört Temel Alan

Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri temel olarak dört ana başlık altında toplanmaktadır. Bu belirtiler kişinin hem ruhsal hem de bedensel sağlığını doğrudan etkiler:

  1. Olayın Yeniden Yaşantılanması: İstenmeden gelen anılar, kabuslar veya flashbackler (geriye dönüşler) yaşanabilir. Kişi sadece olayı hatırlamakla kalmaz; bedeni ve duyguları olay o an yeniden gerçekleşiyormuş gibi yoğun tepkiler verebilir.
  2. Kaçınma: Birey, travmayı hatırlatan mekanlardan, kişilerden, konuşmalardan, düşüncelerden veya duygulardan bilinçli ya da bilinçsiz olarak uzak durmaya başlar.
  3. Düşünce ve Duygularda Değişiklik: Suçluluk, utanç, umutsuzluk ve dünyayı sürekli tehlikeli bir yer olarak görme eğilimi artar. İnsanlara güvenememe, kendini değersiz hissetme ve sosyal geri çekilme gibi durumlar gözlemlenebilir.
  4. Artmış Uyarılmışlık: Kişinin sürekli tetikte olması durumudur. Kolay irkilme, öfke patlamaları, uyku sorunları, konsantrasyon güçlüğü ve çevrede sürekli bir tehlike arayışı bu kategoride yer alır.

EMDR Terapi Yaklaşımı ve Travma Tedavisi

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), travma tedavisinde sadece bugünkü belirtileri azaltmayı değil, bu belirtilerin temelindeki bellek ağlarını anlamayı hedefler. EMDR vaka kavramsallaştırması süreci üç farklı zaman dilimini kapsar:

Zaman DilimiTedavi Odak Noktası
GeçmişBugünkü sorunun temelini oluşturan deneyimler.
BugünBellek ağlarını harekete geçiren mevcut tetikleyiciler.
GelecekBenzer durumlarda daha uyumlu davranışlar sağlayacak yeni örüntüler.

Geçmişin Bugün Üzerindeki Etkisi

Bazen takvimler olayın üzerinden yıllar geçtiğini söylese de, kişinin bedeni, duyguları ve kendisi hakkındaki inançları hâlâ o anın içindedir. Travma tedavisinin temel amacı, geçmişi silmek veya unutturmak değildir.

Asıl amaç, kişinin geçmişi bugün yeniden yaşamak zorunda kalmadan hatırlayabilmesini sağlamaktır. Bir başka ifadeyle; anı kalır, fakat anının bugünkü yaşam üzerindeki hakimiyeti azalır.

Etiketler

Travma sonrası belirtilerTravma sonrası stres bozukluğu nedirTravma sonrası yapılması gerekenler

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Hanife Akkurt Erol

Uzm. Dr. Hanife Akkurt Erol

Psikiyatrist Dr. Hanife Akkurt Erol, yetişkin ruh sağlığı alanında psikiyatrik değerlendirme ve tedavi hizmeti sunmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.