TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU (TSSB) NEDİR?
- Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB); olayın yeniden yaşantılanması, kaçınma, olumsuz düşünceler ve artmış uyarılmışlık gibi belirtilerle kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtlayan klinik bir durumdur.
- EMDR terapisi, travmatik belirtilerin kökenindeki işlenmemiş bellek ağlarını geçmiş, bugün ve gelecek odaklı bir yaklaşımla çözümlemeyi hedefler.
- Travma tedavisinin temel amacı geçmişi silmek değil, kişinin travmatik anıları bugünü etkileyen birer yük olmaktan çıkarıp sadece birer anı olarak hatırlamasını sağlamaktır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Belirtileri
Birçok insan, yaşadığı travmatik bir deneyimin ardından belirli bir süre boyunca korku, uyku bozukluğu, olayın zihne geri gelmesi, irkilme veya huzursuzluk gibi tepkiler gösterebilir. Genellikle bu belirtiler zaman içerisinde kendiliğinden azalma eğilimi gösterir. Ancak Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bu belirtilerin belirli bir örüntü oluşturduğu ve bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtladığı klinik bir durumdur.
TSSB tanısı konulabilmesi için belirtilerin süresi, şiddeti ve kişinin sosyal, mesleki veya günlük işlevselliği üzerindeki etkisi kapsamlı bir şekilde değerlendirilir. Bu psikiyatrik bozuklukta semptomlar temel olarak dört ana başlık altında toplanmaktadır:
1. Olayın Yeniden Yaşantılanması
Kişi, travmatik anıları sadece hatırlamakla kalmaz; istenmeden gelen kabuslar, flashbackler (geriye dönüşler) veya travmayı hatırlatan uyaranlarla karşılaştığında yoğun bedensel ve duygusal tepkiler verir. Bu durumda vücut ve zihin, olay o an tekrar yaşanıyormuş gibi tepki gösterebilir.
2. Kaçınma Davranışları
Birey, travmatik anıyı tetikleyebilecek her türlü unsurdan uzak durma eğilimi gösterir. Bu kapsamda; belirli yerlerden, insanlardan, yapılan konuşmalardan, hatta travmayla ilişkili düşünce ve duygulardan bilinçli veya bilinçsiz bir kaçınma süreci başlar.
3. Düşünce ve Duygularda Olumsuz Değişiklikler
Travma sonrası kişinin dünya görüşü ve öz algısı değişebilir. Suçluluk, utanç, umutsuzluk, dünyayı sürekli tehlikeli bir yer olarak görme ve insanlara güvenememe gibi duygular hakim olur. Ayrıca sosyal geri çekilme, kendini değersiz hissetme ve olumlu duyguları deneyimlemede zorluk yaşanabilir.
4. Artmış Uyarılmışlık Seviyesi
Kişi kendisini sürekli bir "tetikte olma" hali içinde bulur. Bu durumun yansımaları şu şekilde görülebilir:
- Kolayca irkilme ve aşırı tepki verme
- Öfke kontrol sorunları ve ani parlamalar
- Uykuya dalma veya sürdürme güçlüğü
- Konsantrasyon bozukluğu
- Çevrede sürekli bir tehlike arayışı (hipervijilans)
EMDR Terapisi ile Travmaya Bakış ve Vaka Kavramsallaştırması
EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) yaklaşımı, travma tedavisinde sadece bugünkü semptomları hafifletmeyi değil, bu belirtilerin kökeninde yatan ve etkisini sürdüren bellek ağlarını çözümlemeyi hedefler. EMDR vaka kavramsallaştırması, süreci üç farklı zaman dilimi üzerinden ele alır:
| Zaman Dilimi | Açıklama |
|---|---|
| Geçmiş | Mevcut sorunun temelini atan ve işlenmemiş olan deneyimler. |
| Bugün | Geçmişteki bellek ağlarını tetikleyen güncel unsurlar. |
| Gelecek | Kişinin benzer durumlarda daha uyumlu davranışlar sergilemesini sağlayacak yeni örüntüler. |
Travma Tedavisinde Temel Amaç
Bazı durumlarda takvim yaprakları olayın üzerinden yıllar geçtiğini söylese de, kişinin bedeni, duyguları ve inançları hâlâ o travmatik anın içinde hapsolmuş olabilir. Travma tedavisinin temel amacı, geçmişi tamamen silmek veya unutturmak değildir.
Asıl hedef, kişinin geçmişi bugün yeniden yaşamak zorunda kalmadan, sadece bir anı olarak hatırlayabilmesini sağlamaktır. Süreç başarıyla tamamlandığında; anı kalır, fakat anının bugünkü yaşam üzerindeki hakimiyeti sona erer.


