Travma Sonrası Stres Bozukluğu

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir?
Travma, sözlük anlamı itibarıyla bir doku veya organdaki yapıyı bozan, dıştan gelen mekanik bir tepki sonucu oluşan yaradır. Tıbbi literatürde ise fiziksel ve ruhsal travmalar olarak ikiye ayrılır. DSM-V tanımına göre travma; gerçek bir ölüm veya ölüm tehdidi, ciddi yaralanma ya da cinsel şiddete maruz kalma durumudur.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), doğa veya insan kaynaklı zorlayıcı olayların tetiklediği zihinsel bir sağlık problemidir. Kişinin aşırı travmatik bir stresörle karşılaşması neticesinde; olayların zihinde tekrar yaşanması, kaçınma davranışları ve bilişsel bulguların ortaya çıkmasıyla karakterize bir ruhsal bozukluktur.
Travma Sonucu Oluşan Ruhsal Bozukluklar
Travma sonrasında bireyler; şahsi, toplumsal ve biyolojik etkenlere bağlı olarak çeşitli tepkiler verirler. Bu tepkiler doğrudan veya dolaylı olarak şu bozukluklarla ilişkilendirilebilir:
- Doğrudan İlişkili Bozukluklar: Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Uyum Bozuklukları.
- Dolaylı İlişkili Bozukluklar: Depresyon, Dissosiyatif Bozukluk, Borderline Kişilik Bozukluğu, Konversiyon Bozukluğu, Somatizasyon Bozukluğu, Yeme Bozuklukları, Anksiyete Bozuklukları ve Psikotik Bozukluklar.
Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Nedenleri
TSSB'ye neden olan olaylar genellikle yaşamı tehdit edici, şok edici veya korkutucudur. Bu durumun temel nedenleri şunlardır:
- Doğal Afetler: Şiddetli seller, depremler veya tsunamiler.
- Kazalar ve Hastalıklar: Ciddi trafik kazaları, yangınlar ve ölümcül hastalıklar.
- Şiddet Olayları: Savaş, terör saldırıları, fiziksel istismar (işkence), cinayetler, cinsel saldırı veya tecavüz.
- Kayıplar: Sevilen birinin ani ölümü.
TSSB Belirtileri Nelerdir?
Belirtiler olaydan hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi yıllar sonra da görülebilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Arzu Beyribey, TSSB belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini belirtmektedir. Yaygın belirtiler şunlardır:
- Travmatik Olayı Yeniden Yaşama: Geceleri kabuslar görmek veya gündüzleri olayı ayrıntılarıyla hatırlamak. Bu sırada gerçeklik duygusu kaybolabilir.
- Kaçınma Davranışı: Olumsuz deneyimi hatırlatabilecek yer, nesne, ses veya durumlardan uzak durma isteği.
- Duygusal Kısıtlılık: Eski faaliyetlere olan ilginin azalması, yabancılaşma ve gelecekten beklentinin kalmaması.
- Aşırı Uyarılma: Travma öncesinde olmayan öfke patlamaları, uyku sorunları, konsantrasyon güçlüğü ve sürekli tetikte olma hali.
- Fizyolojik Değişimler: TSSB yaşayan bireylerde hipokampus boyutunun daha küçük olduğu gözlemlenmiştir; bu durum hafıza sorunları ve kaygının azalmasını engelleyen kabuslarla ilişkilidir.
TSSB Hakkında İstatistikler ve Yaygınlık
Araştırmalar, toplumdaki insanların en az yarısının hayatında bir kez travmatik olay yaşadığını göstermektedir. Cinsiyet dağılımına bakıldığında;
| Cinsiyet | TSSB Yaşama Oranı | Risk Faktörleri |
|---|---|---|
| Erkekler | %10 | Genel travmatik olaylar |
| Kadınlar | %20 | Çocuklukta ihmal/istismar, aile içi şiddet, cinsel saldırı |
Travma Sonrası Stres Bozukluğu Önlenebilir mi?
Travma sonrası stres bozukluğunun kesin olarak önlenebileceğini söylemek mümkün değildir. Ancak uzmanlar, travmanın etkilerini hafifletmek için şu önlemleri önermektedir:
- Profesyonel bir uzman desteği alın.
- Kendinizi bir kurban olarak değil, hayatta kalan biri olarak görün.
- Duygularınızı yakın dostlarınızla paylaşın ve iletişimde kalın.
- Olumlu duygulara odaklanarak travmadan dersler çıkarmaya çalışın.
- Olayın geçmişte kaldığını kendinize sürekli hatırlatın.
Tedavi Yöntemleri: Psikoterapi ve Farmakolojik Destek
TSSB tedavi edilmediğinde zamanla kötüleşebilir. Tedavide temel amaç, kişinin hayatındaki kontrol duygusunu yeniden kazanmasını sağlamaktır. En etkili yöntemler şunlardır:
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
Kişinin travma sonrası bozulan bilişsel şemalarını düzeltmeyi hedefler. Travma ile ilgili endişe veren uyaranlarla yüzleştirme (maruz bırakma) yapılarak, sorunlu süreçlerin yerine daha adaptif bilişsel süreçlerin konulması sağlanır.
EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)
1987 yılında Francine Shapiro tarafından geliştirilen bu yöntem; göz hareketleri, ses veya dokunma uyaranları kullanarak beyindeki bilgi işlemeyi uyarır. Amacı, travmatik anının yarattığı olumsuz etkiyi nötrleyerek olumlu düşünceyi yeniden konumlandırmaktır.
Not: Belirtilerin bir aydan uzun sürmesi durumunda profesyonel yardım alınması hayati önem taşımaktadır.


