Doktorsitesi.com

Tekrarlayan gebelik kayıpları ve nedenleri

Op. Dr. İlhami Atılgan
Op. Dr. İlhami Atılgan
9 Eylül 2015204 görüntülenme
Randevu Al
  • Tekrarlayan gebelik kaybı, ardışık iki veya daha fazla gebeliğin sonlanması olarak tanımlanır ve ileri anne yaşı ile düşük sayısı bu durumdaki en önemli risk faktörleri arasında yer alır.
  • Düşüklerin arkasında genetik bozukluklar, rahimdeki anatomik sorunlar, hormonal dengesizlikler, pıhtılaşma eğilimi ve yaşam tarzı faktörleri gibi pek çok farklı neden yatabilmektedir.
  • Tedavi süreci saptanan nedene göre kişiselleştirilirken, hiçbir neden bulunamayan vakalarda bile bir sonraki gebeliğin sağlıklı sonuçlanma olasılığı %60-70 civarındadır.
Tekrarlayan gebelik kayıpları ve nedenleri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tekrarlayan Gebelik Kaybı Nedir?

Tekrarlayan gebelik kaybı, ardışık olarak 2 ve daha fazla gebeliğin kaybı olarak tanımlanmaktadır. Doğurganlık çağındaki kadınlarda %2 ile %5 oranında görülen bu durum, çiftler için hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorlayıcı bir süreçtir. İleri anne yaşı, bu kayıplar için en önemli risk faktörlerinden biri olarak kabul edilirken, daha önce sağlıklı gebeliklerin yaşanmış olması gelecek gebeliklerin prognozunu olumlu yönde etkilemektedir. Ancak, düşük sayısı arttıkça bir sonraki gebelikte düşük yaşanma olasılığının da arttığı unutulmamalıdır.

Tekrarlayan Düşük Nedenleri Nelerdir?

Tekrarlayan düşüklerin arkasında genetik faktörlerden yaşam tarzına kadar pek çok farklı neden yatabilmektedir. Bu nedenler uzmanlar tarafından şu şekilde kategorize edilmektedir:

Genetik ve Parental Faktörler

Erken gebelik kayıplarının yaklaşık %50’sinde karyotip anormallikleri saptanmaktadır. Anne veya babadan kaynaklanan kromozomal anormallikler ise %2-4 oranında görülür. Gebelik sürecinde koryon villus örneklemesi, amniosentez veya kordosentez gibi yöntemlerle bebekte kromozom analizi yapılabilmektedir. Yardımcı üreme tekniklerinde (IVF, ICSI) ise preimplantasyon genetik tanı (PGT) ile embriyolar laboratuvar ortamında incelenebilmektedir.

Endokrinolojik ve Anatomik Bozukluklar

Hipotroidi, luteal faz yetmezliği ve hiperprolaktinemi gibi hormonal dengesizlikler düşük riskini tetikleyen endokrinolojik faktörlerdir. Anatomik olarak ise rahmin şekilsel bozuklukları (uterus septus, bikornus), rahim içi yapışıklıklar, polipler, myomlar ve rahim ağzı yetmezliği tekrarlayan kayıplara yol açabilmektedir.

İmmünolojik ve Mikrobiyolojik Etkenler

Antifosfolipid sendromu (APS), tekrarlayan düşüklerin %15-20’sinden sorumludur ve pıhtılaşma bozukluklarıyla ilişkilidir. Ayrıca Mykoplasma, üreoplasma, klamidya, grup B streptekok ve tokzoplasma gibi mikrobiyolojik enfeksiyonlar da gebelik kaybı riskini artırmaktadır.

Trombofilik Faktörler (Pıhtılaşma Eğilimi)

Kanda pıhtılaşma eğilimine yol açan aşağıdaki genetik mutasyonlar ve eksiklikler tekrarlayan düşüklere neden olabilir:

  • Faktör V Leiden gen mutasyonu
  • Faktör II Protrombin gen mutasyonu
  • Protein C ve S eksikliği
  • Homosistein düzeyinde artış (MTFHR eksikliği)
  • Antitrombin III eksikliği

Yaşam Tarzı ve Risk Faktörleri

Kişisel alışkanlıklar gebelik sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir. Aşağıdaki tablo, yaşam tarzı faktörlerinin düşük riski üzerindeki etkisini göstermektedir:

FaktörKullanım MiktarıRisk Artışı
Alkol TüketimiHaftada 5 bardak üstüYaklaşık 2 kat
Sigara KullanımıGünde 10 adetten fazlaYaklaşık 2 kat

Tanı ve İnceleme Süreçleri

Tekrarlayan düşüklerin nedenini belirlemek amacıyla kapsamlı bir araştırma yapılmalıdır. Bu süreçte anne ve baba adayının genetik incelemesi, gerekirse düşük materyalinin analizi, hormon araştırmaları ve rahmin anatomik yapısının değerlendirilmesi kritik öneme sahiptir. Ayrıca antifosfolipid antikorlar, trombofili markerları ve mikrobiyolojik taramalar titizlikle gerçekleştirilmelidir.

Tedavi Yöntemleri ve Başarı Şansı

Tedavi planı tamamen saptanan nedene yönelik olarak kişiselleştirilmelidir. Anatomik anormallikler cerrahi müdahale ile düzeltilmeli, hormonal bozukluklar ve enfeksiyonlar için uygun ilaç tedavileri başlanmalıdır. Genetik problemlerde gebelik sırasında tanı yöntemleri kullanılmalı; trombofili veya antifosfolipid sendromu durumunda ise heparin ve düşük doz aspirin tedavisine başvurulmalıdır.

Önemli bir nokta olarak, bazı hastalarda yapılan tüm tetkiklere rağmen hiçbir neden bulunamayabilir. Ancak hiçbir anormal bulgu saptanmayan çiftlerin %60-70'inde bir sonraki gebeliğin sağlıklı bir şekilde doğumla sonuçlandığı bilinmektedir. Bu süreçte çiftlerin psikolojik olarak desteklenmesi de tedavinin başarısı ve hasta motivasyonu açısından büyük önem taşımaktadır.

Yazar Hakkında

Op. Dr. İlhami Atılgan

Op. Dr. İlhami Atılgan

Op. Dr. İlhami ATILGAN, 1966 yılında Diyarbakır'da doğmuştur. Lisans öncesi eğitimlerini Diyarbakır'da tamamlamıştır. Ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başlamış olduğu tıp eğitimini tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü görevini başarıyla yerine getirmiştir. Ankara Etlik Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Hastanesi'nde ihtisas eğitimini de tamamlayarak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.