Takıntılı Aşklarda ve Unutulamayan Geçmiş İlişkilerde EMDR İşe Yarayan Bir Yöntem mi?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Takıntılı Aşk Nedir?
Takıntılı aşk, bitmiş bir ilişkide, sorunlu devam eden birlikteliklerde veya karşılıksız aşk durumlarında ortaya çıkan yoğun bir saplanma halidir. Bu durumun temelinde, artık gündemden çıkması gereken bir ilişkinin veya kişinin zihinsel olarak sürekli meşgul edilmesi yatar. Başlamamış veya bitmiş bir ilişkide karşıdaki kişiyi bir süre düşünmek doğal kabul edilse de, bu sürecin takıntı boyutuna ulaşması psikolojik bir açmaza işaret eder.
Normal Özleme ve Takıntı Arasındaki Farklar
Bir kişiyi gerçekten özlemek ile ona karşı takıntı geliştirmek arasında belirgin farklar bulunur. Gerçek özleme eylemi için iki temel kriterin karşılanması gerekir: Kişiyle çok sayıda olumlu deneyimin paylaşılmış olması ve ayrılığın üzerinden çok uzun bir süre geçmemiş olması.
Takıntılı aşk dinamiklerinde ise genellikle şu durumlar gözlemlenir:
- Karşı cinsle olumlu deneyimlerin çok az veya hiç olmaması.
- Ayrılığın üzerinden çok uzun zaman geçmesine rağmen düşüncelerin yoğunluğunu koruması.
- Kişiyle neredeyse hiç tanışıklık olmamasına rağmen onsuz yapamayacağına inanılması.
Aşk Takıntısı Yaşayan Kişilerin Ortak Söylemleri
Takıntılı aşk yaşayan bireyler, içinde bulundukları bu kısırdöngüyü ifade ederken benzer cümleler kurarlar. Bu kişilerde karşıdaki kişinin ilahlaştırılması söz konusudur. Sıkça karşılaşılan bazı ifadeler şunlardır:
- "Bana çektirdiği o kadar acıya rağmen onu hayatımdan çıkaramıyorum."
- "Üstünden 6 ay geçmesine rağmen eski sevgilimi dün ayrılmış gibi özlüyorum."
- "Ondan nefret ediyorum ama aklımdan bir türlü çıkmıyor."
- "Beni aldattı ve sevmediğini söyledi ama ben onu unutamıyorum."
- "Bana ilgi göstermiyor ancak 1 senedir onu düşünmeden yapamıyorum."
Takıntılı Aşkın Temel Nedenleri ve Travmatik Kökenleri
İnsanların neden takıntılı bir şekilde bir kişiye saplanıp kaldığı sorusunun cevabı genellikle geçmiş travmatik deneyimlerde gizlidir. Klinik gözlemlere göre, aşk takıntısına yol açan üç temel travmatik yaşantı türü öne çıkmaktadır:
| Neden Sırası | Travma Türü | Açıklama |
|---|---|---|
| 1. Neden | Ebeveyn İlişkileri | Çocukluk ve ergenlik döneminde karşı cins ebeveyn ile yaşanan olumsuz veya yetersiz deneyimler. |
| 2. Neden | Geçmiş İlişki Travmaları | Önceki ilişkilerde yaşanan aldatılma veya kötü muamele görme deneyimleri. |
| 3. Neden | Mevcut Kişiyle Yaşanan Travma | Takıntı duyulan kişinin bizzat kendisi tarafından uygulanan kötü muamele veya aldatılma. |
Travmanın Takıntı Üzerindeki Paradoksal Etkisi
Bir kişi bize ne kadar kötü davranırsa veya ne kadar çok olumsuz deneyim yaşatırsa, o kişinin aklımıza takılma olasılığı o kadar artar. Bu durum, söz konusu kişinin vazgeçilmez olmasından değil, bizde yarattığı travmanın şiddetinden kaynaklanır. Olumsuz yaşantılar, zihnin bu travmayı çözümleyememesi nedeniyle kişiyi sürekli düşünsel odağa yerleştirir.
Psikoterapide Çözüm: EMDR Yöntemi
Psikoterapide temel amaç, takıntılı aşk yaşayan kişinin bu duruma karşı duyarsızlaşmasını sağlamaktır. Bu süreçte izlenen adımlar şunlardır:
- Takıntılı duruma neden olan temel travmatik unsurlar tespit edilir.
- Tespit edilen bu unsurlar üzerinde EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) yöntemiyle çalışılır.
- Travmatik anıların mevcut takıntıya olan katkısı ortadan kaldırılır.
EMDR yöntemi ile psikoterapide yol kat edildikçe, takıntılı aşkın konusu olan kişiyi düşünme sıklığı azalır. Zamanla bu düşüncelerin yarattığı rahatsızlık seviyesi de tamamen yok olur.
Ercüment Doğan, Ph.D.
Klinik Psikolog

