Doktorsitesi.com

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK YOKTUR YALNIZ BIRAKILAN ÇOCUK VARDIR

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin
Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin
29 Ocak 202613 görüntülenme
Randevu Al
İlk çocukluk yıllarında ailenin davranış ve söylemleri çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yetişkinliğe geçişte bireyin kişiliğini belirler. 14-15 yaşlar çocuğun gelişim aşamasıdır. Bu yaşlardaki çocukların suçla anılmaları, toplumun ve ailelerin endişe kaynakları arasında önemli yer kaplamaktadır.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK YOKTUR YALNIZ BIRAKILAN ÇOCUK VARDIR

İlk çocukluk yıllarında ailenin davranış ve söylemleri çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yetişkinliğe geçişte bireyin kişiliğini belirler. 14-15 yaşlar çocuğun gelişim aşamasıdır. Bu yaşlardaki çocukların suçla anılmaları, toplumun ve ailelerin endişe kaynakları arasında önemli yer kaplamaktadır.

Hayatın boşluk kabul etmediği düzende ebeveynin çocuğu kendi haline bırakması, çocuğun yaşamında sosyal mecraların etkin olması, çocuğun karar verme yetilerinin tam anlamıyla olgunlaşmamış olması, çocuğun doğruyu yanlışı birbirinden ayıracak durumda olmaması, ahlak ve vicdan gelişiminin tamamlanmış olmaması birtakım problemleri beraberinde getirebilir. Bu dönemde yetersizlik ve yalnızlık duygusu, onay alma ihtiyacı, arkadaşları arasında kabul görme isteği, kimlik arayışı, ailevi sorunlar gibi pek çok faktör gençlerin yanlış kararlar almasına neden olabilmektedir.  

Mahremiyet bilincini çocuğa işlemek gerekir. Mahremiyet bilinci gelişen çocuk aykırı davranışlarda bulunamaz. Aile yapımızı ve birlikteliğimizi sağlamlaştırmalı, kültürel mirasımızı çocuklarımıza aktarmalıyız. Vicdan gelişimi adalet duygusunu besler.

Suça yönelmek ya da suça karışmak çocuğun içindeki boşluğun çığlığı, yalnızlığının kanıtıdır. Çocuğun yalnızlığı, suçun en sinsi ortağıdır. Çocukluk döneminde suç işlemek çocuk için kısa vadede bir tür “güç” veya “zafer” gibi görülebilir, fakat uzun vadede, kişinin ve ailenin hayatını, geleceğini ve çocuğun psikolojik sağlamlığını olumsuz etkileyebilir.

İnsanların doğruyu seçme ihtiyacı yüksekken, çocukta bu ihtiyaç daha da yüksektir. Çocuk doğruya ve iyiliğe yönlendirilirse ergenlik ve yetişkinlik döneminde yanlış davranışa yönelmez. Suç işlemek kesinlikle bir “maharet” değildir. Mahremiyet bilinci gelişen çocuk yanlışı ifşa etmekten, kültürümüzde yanlış sayılan bu davranıştan kaçınır.

Adalet sistemindeki ölçüler çocuğu korumaya yöneliktir. Suça sürüklenen çocuklar için süreç sağlıklı işletildiğinde, ilave tedbirler alındığında, aile desteği eklendiğinde, çocukta merhamet ve vicdan gelişimi sağlandığında, çocuğun iyilik ve sevme duygusu geliştirildiğinde birey, toplum ve aile düzeyinde daha huzurlu bir yaşam sağlanmış olur.

Çocuklar özellikle ailelerinden ve çevrelerinden öğrendikleri değerlerle kişiliğini şekillendirir.

Gençlerin sağlıklı yollarla kimliklerini bulmaları, doğru kararlar alabilmeleri için aile içi ilişkilerin sağlıklı olması ve ebeveynin çocuklara rehberlik etmesi gerekir.

Çocuğun yanlış yollara girmemesi için eğitim ve bilinçlendirme önemlidir. Suç işlemek, genellikle duygusal, psikolojik ya da çevresel sorunların yansıması olabilir ve bu sorunların çözülmesi gerekir.

Bir çocuk suça bulaşmadan önce, biz neredeydik dememek için bu yaş grubundaki çocuklara, yanlış davranışların sadece kendilerini değil, çevrelerini ve ailelerini de olumsuz etkileyebileceği anlatılmalı, çocuklara sorumluluk ve mahremiyet bilinci kazandırılmalıdır. Ailelerin ve eğitimcilerin de bu süreçte önemli bir rolü vardır. Çocukların, suç yerine hayatlarında anlamlı ve sağlıklı hedefler belirlemesi için hepimizin rehberlik etmesi gerekir.

Unutmayalım çocuklarımız geleceğimizdir.

Sevgilerimle

 

Zehra BİNİCİ TEKİN

Uzm. Klinik Psikolog

pzehrabinici@gmail.com

Etiketler

Çocuk psikoloğuErgen psikoloğuklinik psikolog zehra binici

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin

Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Zehra Binici Tekin; psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra klinik psikoloji yüksek lisansı yapmış, ayrıca Marmara Üniversitesi’nde aile danışmanlığı eğitimi almıştır. Doktora çalışmaları devam etmektedir. Akademik birikimini bireylerin ve ailelerin yaşamlarına dokunarak geliştirmeyi hedefleyen Binici Tekin, hem saha deneyimi hem de yayın çalışmalarıyla tanınmaktadır.
Lisans dönemini yoğun stajlarla geçiren Tekin; meslek hayatına 2012 yılında Küçükçekmece Kaymakamlığı bünyesinde öksüz ve yetim çocuklara yönelik yürütülen “Yalnız Değilsin Yeteriz Yetişiriz” projesiyle adım atmıştır.
2013–2015 yılları arasında İstanbul Arnavutköy Belediyesi’nde psikolog ve aile danışmanı olarak görev yapmıştır. 2015 yılında Ankara’ya yerleşmiş, çeşitli psikoloji merkezlerinde kurucu ve yönetici pozisyonlarında çalışmıştır. Bireysel danışmanlıkların yanı sıra aile ve çocuk odaklı programlara katkı sağlamaktadır.
Bilgi ve deneyimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmayı önemseyen Binici Tekin, bugüne kadar birçok televizyon ve radyo programına konuk olmuş; sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarında seminerler vermiştir. Özellikle aile içi iletişim, öfke sorunları, çocuk ve ergen psikolojisi, özgüven sorunları, sınav kaygısı, panik atak, depresyon ve davranış bozuklukları üzerine uzmanlaşmıştır.
Yazarlık yönü de güçlü olan Zehra Binici Tekin, Prof. Dr. Sefa Saygılı ile kaleme aldığı “Çocuk Eğitiminde 365 Güne 365 Tavsiye” kitabının yanı sıra, “Çocuk Eğitiminde Her Güne Bir Tavsiye” adlı eserleriyle ebeveynlere pratik ve uygulanabilir öneriler sunmuştur. Bu kitaplarıyla ailelerin çocuklarıyla kurdukları ilişkide daha bilinçli ve sağlıklı adımlar atmasına katkıda bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra, hazırladığı “İz Bırakanlar Serisi” ile pandemi döneminde toplumsal fayda adına gönüllü olarak alanında uzman birçok isim ile toplamda 156 yayın gerçekleştirmiştir. Youtube ve Instagram üzerinden düzenli olarak bilgi paylaşımları yapmaya devam eden Binici Tekin, psikoloji alanındaki güncel gelişmeleri toplumla buluşturmaya özen göstermektedir.
Çalışmalarında empatik, çözüm odaklı ve iletişim temelli bir yaklaşımı benimseyen Zehra Binici Tekin, bireylerin ve ailelerin yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; küçük değişimlerin büyük dönüşümleri beraberinde getirebileceğine inanmaktadır. Onun için psikoloji, yalnızca bir bilim değil; insan ruhuna dokunma sanatı ve yaşam biçimidir.
Her danışanını hayatının kırılgan anında karşılaştığı bir misafir olarak kabul eder; kalbine bırakılan her hayat hikâyesini emanet titizliğinde korur, özenle saklar; sözüne, sırrına ve yolculuğuna bu bilinçle yaklaşır. Bu yüzden mesleğini bir görev olarak değil, ruhların ve kalplerin yolculuğu olarak görür.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.