Doktorsitesi.com

DEPREM VE DEPREMİN YETİŞKİN VE ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin
Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin
29 Ocak 202612 görüntülenme
Randevu Al
Deprem sadece fiziki ve maddi yıkım ya da kayıp değildir, çaresiz hissediştir, yalnızlıktan korkmaktır, depresif hallerdir, öfkedir, üzüntüdür, kaygı halidir, hayal kırıklığıdır, kabullenmemektir, geçmişi kaybetmektir, kişisel tarihle olan bağların yok olmasıdır… Velhasıl yas sürecidir…
DEPREM VE DEPREMİN YETİŞKİN VE ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ

DEPREM VE DEPREMİN YETİŞKİN VE ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ

 

6 Şubat 2023 Sabahı 7,4 deprem haberi ile haftaya buruk başladık.

 

Maruz kaldığımız görüntüler, duyduğumuz sarsıcı bilgiler…

Yarım kalmışlıklar, yalnızlıklar…

Suçlu hissedişler, utanmalar…

Bir taraftan umut ve korku diğer taraftan heyecan ve üzüntü…

Evet deprem. Beklemediğimiz bir anda kapımızı çalan, üzen ve yoran bir misafir…

 

Deprem sadece fiziki ve maddi yıkım ya da kayıp değildir, çaresiz hissediştir, yalnızlıktan korkmaktır, depresif hallerdir, öfkedir, üzüntüdür, kaygı halidir, hayal kırıklığıdır, kabullenmemektir, geçmişi kaybetmektir, kişisel tarihle olan bağların yok olmasıdır…

Velhasıl yas sürecidir…

Buruk ama umutlu günlerden geçiyoruz. Ülkemizin başı sağ olsun, Allah kalanlara sabır versin.

Yetişkinleri derinden etkileyen deprem ne yazık ki evlatlarımızı daha da derinden etkilemektedir. Yetişkin; yaşam yolculuğunda krizler ile baş edebilmeyi bir şekilde öğrenmiş, baş etme becerilerini arttırmıştır.  Bu sayede yaşadığı travma ya da doğal afetler ile daha sağlıklı baş edebilmektedir. Hayat deneyimi daha kısıtlı olan çocuk ise depremden daha fazla etkilenmektedir.  

Depremin çocukta derin izler bırakmaması için; çocuklar ile kurulan ilişkide dikkatli olunmalı, çocuğu deprem görüntülerinden uzak tutmalı, çocuğun duygularını bastırmaması sağlamalı, çocuk sakin ve şefkatli bir şekilde dinlenilmeli, kaybettiği yakını varsa yasını yaşamasına izin verilmelidir.

Afetlerden sonra bedensel tepkiler ve yoğun duygular yaşar kişi. Bunlardan bazıları şaşkınlık, korku, çaresizlik, suçluluk, utanç, kaygı, güvensizlik, yalnızlık ve benzeridir.  Bunlar anormal olan deprem süreci ve sonrasına verilen normal sağlıklı tepkilerdir.

 

Olayın ya da sahnenin kişinin yaşamında travma olmaması için; ruh ve beden bütünlüğünü olumsuz etkilemesi, günlük yaşamını sekteye uğratması beklenir. Olayı birebirde yaşamanın kişiyi travmatize edebileceği gibi, kişinin olayı bir de yaşamış olmamasına rağmen olayın olumsuz yanlarına, görüntülerine sürekli maruz kalması, yoğun empati kurması, olay hakkında sürekli bilgi toplaması, sevdiği bir yakınının olayı yaşadığını bilmesi kişiyi travmatize edebilir.

 

Depremi birebirde yaşayan depremzedelerin dışında diğer illerimiz ve ülkelerdeki insanlarımızın da gözü kulağı deprem bölgelerinden gelecek haberlerde. Tüm insanlık olarak kenetlendiğimiz kıymetli zamanlardan geçiyoruz. Asrın felaketi olarak adlandırılan bu deprem elbet birçok etkisinin yanında derin psikolojik etkilerini de yaşatmaktadır. Bu deprem çevre iller, tüm Türkiye, hatta Dünya tarafından takip edilmektedir. 

 

İçinde bulunduğumuz bu dönemde en önemli husus kişinin kendi ruh sağlığını korumasıdır. Depremi fiziken yaşayanların haricinde deprem anını birebirde yaşamamasına rağmen yoğun empati kurarak sanki o anı yaşamışçasına yoğun duygusal tepkiler veren kişiler ile karşılaştım. Hakkımız var mı acaba depremzedelere destek olacak bizlerin kendini bu kadar bırakmasına? Görüntülere bu kadar fazla maruz kalıp travmatize olunmasına?

Elimizden gelen neyse depremi yaşayan ortalama 13 milyon insanımız için çabalayacağız, ayakta ve güçlü kalacağız.  Ve unutmayacağız depremzedelerin yardımına koşarken, onlara destek olmaya ve onların yaralarını sarmaya çalışırken aslında bir taraftan kendi ruh sağlığımızı da güçlendirdiğimizi.

 

Yaşanılan deprem sonrası sıkça duyduğum 2 soru oldu. Bu sorulardan ilki çocuğuma depremi nasıl anlatmalıyım diğeri deprem sonrası çocuğuma nasıl davranmalıyım?

 

Yetişkin kendi kaygılarını yönettikten sonra çocuğunda kaygıya neden olmadan onun anlayacağı yalın bir dilde depremin ne olduğunu, etkilerinin neler olabileceğini, deprem anında ve sonrasında neler yapması gerektiğini anlatmalıdır.

Depremin ne olduğu çocuğa anlatılırken çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun bir anlatım tarzı benimsenmelidir, çok fazla detaya girilmemelidir. Çocuğum yaşına uygun anlatım yapmakta zorlanan aileler deprem temelli, çocuğun yaşına uygun hikâye kitaplarından-çizgi film ve oyuncaklardan destek almalıdır. 

 

Çocuğa depremi anlatmada dikkat edilmesi gereken nokta belirsizlik ve korku uyandırmamak, üstü kapalı bir anlatım ile çocuğun yorumlayarak kaygılanmasına müsaade etmemektir.

 

Özellikle kargaya atıfta bulunmamın sebebi; kaygının çocuğun kendini güvende hissetmemesinin önüne geçmektir. Güvende hissetmeyen çocukta kaygı artar, uyku ve iştah problemleri meydana gelebilir, içe kapanıklık ya da aşırı hareketlilik görülebilir, konuşma problemleri oluşabilir, alt ıslatma görülebilir, öfke nöbetleri ve ağlama krizleri yaşayabilir, duygularını bastırabilir.

 

Çocuğa deprem anlatılırken depremin şimşek çakması, gök gürlemesi yağmur ya da kar yağması gibi bir doğal olayı olduğu anlatılmalıdır. 

Çocuğun ev içinde deprem anında gidebileceği güvenli alanlar gösterilerek, hayat üçgeni 

(çök-kapan-tutun) oyunlaştırılarak öğretilmelidir.

 

Normal olmayan bu süreçte elbette sürekli normal hissetmek ve normal davranmak mümkün değildir. Hem yetişkinlerin hem çocukların deprem görüntülerine fazlaca maruz kalmaması gerekmektedir. Süreci sağlıklı atlatmada lütfen buna dikkat edelim özen gösterelim.

Toplum olarak acıyı hüznü yaraları pekiştirmeden sürecin yıkıcı etkilerini azaltacak davranışlar sergilemeliyiz.

Birlik ve beraberliğimizle bugünleri de arkamızda bırakacağız, yaralarımızı saracağız güzel ülkem…

 

Zehra Binici Tekin

Klinik Psikolog

pzehrabinici@gmail.com

 


 

 

Etiketler

AnksiyetePanik atak nedirDeprem oluyor hissiDepremKlinik psikologDeprem korkusuna karşı ne yapmalıdeprem psikolojisiklinik psikolojiklinik psikolog zehra binici

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin

Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Zehra Binici Tekin; psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra klinik psikoloji yüksek lisansı yapmış, ayrıca Marmara Üniversitesi’nde aile danışmanlığı eğitimi almıştır. Doktora çalışmaları devam etmektedir. Akademik birikimini bireylerin ve ailelerin yaşamlarına dokunarak geliştirmeyi hedefleyen Binici Tekin, hem saha deneyimi hem de yayın çalışmalarıyla tanınmaktadır.
Lisans dönemini yoğun stajlarla geçiren Tekin; meslek hayatına 2012 yılında Küçükçekmece Kaymakamlığı bünyesinde öksüz ve yetim çocuklara yönelik yürütülen “Yalnız Değilsin Yeteriz Yetişiriz” projesiyle adım atmıştır.
2013–2015 yılları arasında İstanbul Arnavutköy Belediyesi’nde psikolog ve aile danışmanı olarak görev yapmıştır. 2015 yılında Ankara’ya yerleşmiş, çeşitli psikoloji merkezlerinde kurucu ve yönetici pozisyonlarında çalışmıştır. Bireysel danışmanlıkların yanı sıra aile ve çocuk odaklı programlara katkı sağlamaktadır.
Bilgi ve deneyimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmayı önemseyen Binici Tekin, bugüne kadar birçok televizyon ve radyo programına konuk olmuş; sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarında seminerler vermiştir. Özellikle aile içi iletişim, öfke sorunları, çocuk ve ergen psikolojisi, özgüven sorunları, sınav kaygısı, panik atak, depresyon ve davranış bozuklukları üzerine uzmanlaşmıştır.
Yazarlık yönü de güçlü olan Zehra Binici Tekin, Prof. Dr. Sefa Saygılı ile kaleme aldığı “Çocuk Eğitiminde 365 Güne 365 Tavsiye” kitabının yanı sıra, “Çocuk Eğitiminde Her Güne Bir Tavsiye” adlı eserleriyle ebeveynlere pratik ve uygulanabilir öneriler sunmuştur. Bu kitaplarıyla ailelerin çocuklarıyla kurdukları ilişkide daha bilinçli ve sağlıklı adımlar atmasına katkıda bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra, hazırladığı “İz Bırakanlar Serisi” ile pandemi döneminde toplumsal fayda adına gönüllü olarak alanında uzman birçok isim ile toplamda 156 yayın gerçekleştirmiştir. Youtube ve Instagram üzerinden düzenli olarak bilgi paylaşımları yapmaya devam eden Binici Tekin, psikoloji alanındaki güncel gelişmeleri toplumla buluşturmaya özen göstermektedir.
Çalışmalarında empatik, çözüm odaklı ve iletişim temelli bir yaklaşımı benimseyen Zehra Binici Tekin, bireylerin ve ailelerin yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; küçük değişimlerin büyük dönüşümleri beraberinde getirebileceğine inanmaktadır. Onun için psikoloji, yalnızca bir bilim değil; insan ruhuna dokunma sanatı ve yaşam biçimidir.
Her danışanını hayatının kırılgan anında karşılaştığı bir misafir olarak kabul eder; kalbine bırakılan her hayat hikâyesini emanet titizliğinde korur, özenle saklar; sözüne, sırrına ve yolculuğuna bu bilinçle yaklaşır. Bu yüzden mesleğini bir görev olarak değil, ruhların ve kalplerin yolculuğu olarak görür.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.