Doktorsitesi.com

DEPREM VE DEPREMİN YETİŞKİN VE ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin
Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin
29 Ocak 2026133 görüntülenme
Randevu Al
Deprem sadece fiziki ve maddi yıkım ya da kayıp değildir, çaresiz hissediştir, yalnızlıktan korkmaktır, depresif hallerdir, öfkedir, üzüntüdür, kaygı halidir, hayal kırıklığıdır, kabullenmemektir, geçmişi kaybetmektir, kişisel tarihle olan bağların yok olmasıdır… Velhasıl yas sürecidir…
DEPREM VE DEPREMİN YETİŞKİN VE ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depremin Psikolojik Boyutu ve Yas Süreci

6 Şubat 2023 sabahı, Türkiye olarak 7,4 büyüklüğündeki deprem haberiyle sarsıcı bir güne uyandık. Maruz kaldığımız görüntüler, yarım kalmışlıklar, suçluluk duygusu ve derin bir üzüntü toplumun her kesimini etkisi altına aldı. Deprem, sadece fiziksel bir yıkım değil; aynı zamanda çaresizlik, yalnızlık korkusu, öfke ve kişisel tarihle olan bağların kopması anlamına gelen ağır bir yas sürecidir.

Bu zorlu dönemde hissedilen şaşkınlık, korku, suçluluk ve güvensizlik gibi duygular, aslında anormal bir olaya verilen normal ve sağlıklı tepkilerdir. Ancak bu sürecin kalıcı bir travmaya dönüşmemesi için hem bedensel hem de ruhsal bütünlüğün korunması büyük önem taşır.

Yetişkinler ve Çocuklar Üzerindeki Farklı Etkiler

Deprem, yetişkinleri derinden etkilerken çocuklarda çok daha derin izler bırakabilmektedir. Yetişkin bireyler, yaşam yolculukları boyunca edindikleri baş etme becerileri sayesinde kriz anlarını daha sağlıklı yönetebilirler. Hayat deneyimi kısıtlı olan çocuklar ise bu tür doğal afetler karşısında çok daha savunmasız bir konumdadır.

Çocukların depremden en az hasarla çıkabilmesi için şu noktalara dikkat edilmelidir:

  • Çocuklar deprem görüntülerinden ve sarsıcı bilgilerden uzak tutulmalıdır.
  • Duygularını bastırmalarına izin verilmemeli, şefkatle dinlenilmelidir.
  • Kayıp yaşayan çocukların yas süreçlerini yaşamalarına imkan tanınmalıdır.
  • Ebeveynler, kendi kaygılarını yönettikten sonra çocuklarına destek olmalıdır.

Travma Riskini Artıran Faktörler

Bir olayın travmatize edici olması için kişinin olayı birebir yaşaması şart değildir. İkincil travma olarak adlandırılan durum; sürekli olumsuz görüntülere maruz kalmak, yoğun empati kurmak ve olay hakkında aşırı bilgi toplamak suretiyle gelişebilir. Bu durum, günlük yaşamın sekteye uğramasına ve ruh sağlığının bozulmasına neden olabilir.

Travma TürüEtkilenme Biçimi
Doğrudan TravmaDepremi fiziksel olarak yaşamak ve sarsıntıya maruz kalmak.
İkincil TravmaGörüntülere maruz kalmak, yoğun empati ve sürekli bilgi takibi.

Çocuklara Deprem Nasıl Anlatılmalıdır?

Ebeveynlerin en çok merak ettiği konuların başında, depremin çocuklara nasıl aktarılacağı gelmektedir. Deprem, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun, yalın bir dille anlatılmalıdır. Belirsizlikten kaçınılmalı ve çocuğun zihninde korku uyandıracak detaylara girilmemelidir. Anlatım sırasında depremin; yağmur, kar veya şimşek çakması gibi bir doğa olayı olduğu vurgulanmalıdır.

Çocuklarda Kaygı Belirtileri ve Güvenlik Algısı

Kaygı, çocuğun kendini güvende hissetmemesinden kaynaklanır. Güven duygusu zedelenen çocuklarda şu belirtiler gözlemlenebilir:

  1. Uyku ve iştah problemleri.
  2. İçe kapanıklık veya aşırı hareketlilik.
  3. Konuşma bozuklukları ve alt ıslatma.
  4. Öfke nöbetleri ve ağlama krizleri.

Bu belirtilerin önüne geçmek için ev içinde güvenli alanlar belirlenmeli ve çök-kapan-tutun (hayat üçgeni) tekniği oyunlaştırılarak öğretilmelidir. Bu yöntem, çocuğun süreç üzerinde kontrol sahibi olduğu hissini pekiştirir.

Ruh Sağlığını Korumak ve Toplumsal Dayanışma

Depremden etkilenen yaklaşık 13 milyon insanımız için ayakta ve güçlü kalmak zorundayız. Başkalarına yardım ederken aslında kendi ruh sağlığımızı da güçlendirdiğimizi unutmamalıyız. Toplum olarak acıyı pekiştirmek yerine, yıkıcı etkileri azaltacak bilinçli davranışlar sergilemeliyiz.

Birlik ve beraberlik içerisinde, bu zor günleri de geride bırakacak ve yaralarımızı hep birlikte saracağız. Hem kendimizi hem de çocuklarımızı korumak adına deprem içeriklerine maruz kalma süremizi sınırlandırmalı ve süreci sağlıklı bir şekilde yönetmeye özen göstermeliyiz.

Zehra Binici Tekin
Klinik Psikolog
[email protected]

Etiketler

AnksiyetePanik atak nedirDeprem oluyor hissiDepremKlinik psikologDeprem korkusuna karşı ne yapmalıdeprem psikolojisiklinik psikolojiklinik psikolog zehra binici

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin

Klinik Psikolog Zehra Binici Tekin

Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Zehra Binici Tekin; psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra klinik psikoloji yüksek lisansı yapmış, ayrıca Marmara Üniversitesi’nde aile danışmanlığı eğitimi almıştır. Doktora çalışmaları devam etmektedir. Akademik birikimini bireylerin ve ailelerin yaşamlarına dokunarak geliştirmeyi hedefleyen Binici Tekin, hem saha deneyimi hem de yayın çalışmalarıyla tanınmaktadır.
Lisans dönemini yoğun stajlarla geçiren Tekin; meslek hayatına 2012 yılında Küçükçekmece Kaymakamlığı bünyesinde öksüz ve yetim çocuklara yönelik yürütülen “Yalnız Değilsin Yeteriz Yetişiriz” projesiyle adım atmıştır.
2013–2015 yılları arasında İstanbul Arnavutköy Belediyesi’nde psikolog ve aile danışmanı olarak görev yapmıştır. 2015 yılında Ankara’ya yerleşmiş, çeşitli psikoloji merkezlerinde kurucu ve yönetici pozisyonlarında çalışmıştır. Bireysel danışmanlıkların yanı sıra aile ve çocuk odaklı programlara katkı sağlamaktadır.
Bilgi ve deneyimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmayı önemseyen Binici Tekin, bugüne kadar birçok televizyon ve radyo programına konuk olmuş; sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarında seminerler vermiştir. Özellikle aile içi iletişim, öfke sorunları, çocuk ve ergen psikolojisi, özgüven sorunları, sınav kaygısı, panik atak, depresyon ve davranış bozuklukları üzerine uzmanlaşmıştır.
Yazarlık yönü de güçlü olan Zehra Binici Tekin, Prof. Dr. Sefa Saygılı ile kaleme aldığı “Çocuk Eğitiminde 365 Güne 365 Tavsiye” kitabının yanı sıra, “Çocuk Eğitiminde Her Güne Bir Tavsiye” adlı eserleriyle ebeveynlere pratik ve uygulanabilir öneriler sunmuştur. Bu kitaplarıyla ailelerin çocuklarıyla kurdukları ilişkide daha bilinçli ve sağlıklı adımlar atmasına katkıda bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra, hazırladığı “İz Bırakanlar Serisi” ile pandemi döneminde toplumsal fayda adına gönüllü olarak alanında uzman birçok isim ile toplamda 156 yayın gerçekleştirmiştir. Youtube ve Instagram üzerinden düzenli olarak bilgi paylaşımları yapmaya devam eden Binici Tekin, psikoloji alanındaki güncel gelişmeleri toplumla buluşturmaya özen göstermektedir.
Çalışmalarında empatik, çözüm odaklı ve iletişim temelli bir yaklaşımı benimseyen Zehra Binici Tekin, bireylerin ve ailelerin yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; küçük değişimlerin büyük dönüşümleri beraberinde getirebileceğine inanmaktadır. Onun için psikoloji, yalnızca bir bilim değil; insan ruhuna dokunma sanatı ve yaşam biçimidir.
Her danışanını hayatının kırılgan anında karşılaştığı bir misafir olarak kabul eder; kalbine bırakılan her hayat hikâyesini emanet titizliğinde korur, özenle saklar; sözüne, sırrına ve yolculuğuna bu bilinçle yaklaşır. Bu yüzden mesleğini bir görev olarak değil, ruhların ve kalplerin yolculuğu olarak görür.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.