DEPREM VE DEPREMİN YETİŞKİN VE ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Depremin Psikolojik Boyutu ve Yas Süreci
6 Şubat 2023 sabahı, Türkiye olarak 7,4 büyüklüğündeki deprem haberiyle sarsıcı bir güne uyandık. Maruz kaldığımız görüntüler, yarım kalmışlıklar, suçluluk duygusu ve derin bir üzüntü toplumun her kesimini etkisi altına aldı. Deprem, sadece fiziksel bir yıkım değil; aynı zamanda çaresizlik, yalnızlık korkusu, öfke ve kişisel tarihle olan bağların kopması anlamına gelen ağır bir yas sürecidir.
Bu zorlu dönemde hissedilen şaşkınlık, korku, suçluluk ve güvensizlik gibi duygular, aslında anormal bir olaya verilen normal ve sağlıklı tepkilerdir. Ancak bu sürecin kalıcı bir travmaya dönüşmemesi için hem bedensel hem de ruhsal bütünlüğün korunması büyük önem taşır.
Yetişkinler ve Çocuklar Üzerindeki Farklı Etkiler
Deprem, yetişkinleri derinden etkilerken çocuklarda çok daha derin izler bırakabilmektedir. Yetişkin bireyler, yaşam yolculukları boyunca edindikleri baş etme becerileri sayesinde kriz anlarını daha sağlıklı yönetebilirler. Hayat deneyimi kısıtlı olan çocuklar ise bu tür doğal afetler karşısında çok daha savunmasız bir konumdadır.
Çocukların depremden en az hasarla çıkabilmesi için şu noktalara dikkat edilmelidir:
- Çocuklar deprem görüntülerinden ve sarsıcı bilgilerden uzak tutulmalıdır.
- Duygularını bastırmalarına izin verilmemeli, şefkatle dinlenilmelidir.
- Kayıp yaşayan çocukların yas süreçlerini yaşamalarına imkan tanınmalıdır.
- Ebeveynler, kendi kaygılarını yönettikten sonra çocuklarına destek olmalıdır.
Travma Riskini Artıran Faktörler
Bir olayın travmatize edici olması için kişinin olayı birebir yaşaması şart değildir. İkincil travma olarak adlandırılan durum; sürekli olumsuz görüntülere maruz kalmak, yoğun empati kurmak ve olay hakkında aşırı bilgi toplamak suretiyle gelişebilir. Bu durum, günlük yaşamın sekteye uğramasına ve ruh sağlığının bozulmasına neden olabilir.
| Travma Türü | Etkilenme Biçimi |
|---|---|
| Doğrudan Travma | Depremi fiziksel olarak yaşamak ve sarsıntıya maruz kalmak. |
| İkincil Travma | Görüntülere maruz kalmak, yoğun empati ve sürekli bilgi takibi. |
Çocuklara Deprem Nasıl Anlatılmalıdır?
Ebeveynlerin en çok merak ettiği konuların başında, depremin çocuklara nasıl aktarılacağı gelmektedir. Deprem, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun, yalın bir dille anlatılmalıdır. Belirsizlikten kaçınılmalı ve çocuğun zihninde korku uyandıracak detaylara girilmemelidir. Anlatım sırasında depremin; yağmur, kar veya şimşek çakması gibi bir doğa olayı olduğu vurgulanmalıdır.
Çocuklarda Kaygı Belirtileri ve Güvenlik Algısı
Kaygı, çocuğun kendini güvende hissetmemesinden kaynaklanır. Güven duygusu zedelenen çocuklarda şu belirtiler gözlemlenebilir:
- Uyku ve iştah problemleri.
- İçe kapanıklık veya aşırı hareketlilik.
- Konuşma bozuklukları ve alt ıslatma.
- Öfke nöbetleri ve ağlama krizleri.
Bu belirtilerin önüne geçmek için ev içinde güvenli alanlar belirlenmeli ve çök-kapan-tutun (hayat üçgeni) tekniği oyunlaştırılarak öğretilmelidir. Bu yöntem, çocuğun süreç üzerinde kontrol sahibi olduğu hissini pekiştirir.
Ruh Sağlığını Korumak ve Toplumsal Dayanışma
Depremden etkilenen yaklaşık 13 milyon insanımız için ayakta ve güçlü kalmak zorundayız. Başkalarına yardım ederken aslında kendi ruh sağlığımızı da güçlendirdiğimizi unutmamalıyız. Toplum olarak acıyı pekiştirmek yerine, yıkıcı etkileri azaltacak bilinçli davranışlar sergilemeliyiz.
Birlik ve beraberlik içerisinde, bu zor günleri de geride bırakacak ve yaralarımızı hep birlikte saracağız. Hem kendimizi hem de çocuklarımızı korumak adına deprem içeriklerine maruz kalma süremizi sınırlandırmalı ve süreci sağlıklı bir şekilde yönetmeye özen göstermeliyiz.
Zehra Binici Tekin
Klinik Psikolog
[email protected]


