suç ve ceza

Suç ve Ceza denilince akla ilk Dostoyevski’nin ünlü klasik romanı gelir
Aslında hepimizin içinde bir suç ceza ilişkisi vardır. İnsan olmanın gereği olarak hayatımızda isteyerek yada istemeden yaptığımız hatalar var ve olacakta, bu nedenle hataya hemen bir suç kılıfı giydiririz ve hemen benliğimize karşı mahkeme kurar, acımasız bir savcıya dönüşürüz, acımadan vurmaya başlarız kendimize.Neden çünkü affedilmesi mümkün olmayan bir suç işlemişizdir ve cezalandırılmamız gerekmektedir.
Sürekli yargıladığınız veya vurduğunuz birine karşı sempati duyamayız hatta antipati duyarız ve ondan olabildiğince uzaklaşmaya çalışırız. Aslında hiçbir şekilde uzaklaşmamız mümkün değildir.
Bu mümkün olamayınca sürekli bir mutsuzluk hakim olmaya başlar ve akabinde yaşamı sevmemeye başlarız yaşamı sevmeyince de kendimiz ve yaşam için hiçbir şey yapmak gelmez içimizden.
Ve oluşan tablo şu; olumsuz benlik algısı ve hiçbir şekilde hayatı sevememe ve varoluş sorgulamaları
Ve bu da insanı içinden hiç çıkamayacağı bir gaileye atar.
Başkalarına karşı göstermiş olduğumuz affediciliği ve merhameti asla kendimize göstermeyiz
Hâlbuki buna en çok ihtiyacı olan biziz ve bunu sonuna kadar hak ediyoruz.
Bunun için yaptığımız hatalara suç kılıfı giydirmeden bunlardan dersler çıkararak kendimizi bağışlamalı ve sımsıkı sarılmalıyız, bu kendimizi sevmemize, akabinde insanları sevmemize ve daha sonra ise hayatı sevmemizi sağlar.
En güçlü duygumuz sevgidir bunu ilk başta en yakınımızdakine göstermeliyiz buda tabii ki “BİZİZ”
Daha çok sevgi, daha çok kucaklaşma ve elbette MUTLULUK



