Sosyal Medyada Kendini Anlatmak ile Gerçekte Anlaşılmak Arasındaki Fark

Anlatmak Her Zaman Anlaşılmak Değildir
Anlatmak, kişinin kendisiyle ilgili bir içerik üretmesidir. Anlaşılmak ise, bu içeriğin bir başkası
tarafından duygusal olarak karşılanmasıdır. Sosyal medya anlatmayı kolaylaştırır; ancak
karşılanmayı garanti etmez.
Paylaşılan bir duygu, beğeni alabilir, yorumlanabilir hatta takdir görebilir. Buna rağmen kişi
kendini yalnız hissedebilir. Çünkü anlaşılmak, yalnızca görülmek değil; hissedildiğini
hissetmektir.
Sosyal Medyada Anlatı Neden Eksik Kalır?
Sosyal medya anlatıları çoğu zaman seçilmiş, düzenlenmiş ve sınırlandırılmıştır. Kişi neyi
göstereceğine, neyi saklayacağına karar verir. Bu da anlatının daha kontrollü ama daha
yüzeysel olmasına neden olabilir.
Ayrıca sosyal medyada karşılıklar genellikle hızlıdır:
Beğeni
Kısa yorum
Emoji
Bu tepkiler, duygunun derinliğine temas etmekten çok, varlığını onaylar. Oysa anlaşılmak,
hızdan çok temas gerektirir.
Anlaşılmak Ne İster?
Gerçek anlamda anlaşılmak, karşı tarafın durmasını, dinlemesini ve duygunun içinde
kalabilmesini gerektirir. Bu, sosyal medyanın doğasına ters bir süreçtir. Çünkü dijital ortamda
her şey akış hâlindedir; duygular bile hızla tüketilir.
Bu nedenle kişi sosyal medyada çok şey anlatırken, gerçekte şu ihtiyacı karşılanmamış
olabilir:
“Biri benimle bu duyguda kalıyor mu?”
Neden Daha Çok Anlatıyoruz Ama Daha Az Yakın Hissediyoruz?
Anlaşılmama hissi arttıkça, anlatma ihtiyacı da artar. Kişi daha çok paylaşır, daha çok
açıklama yapar. Ancak bu anlatı gerçek bir karşılaşmaya dönüşmediğinde, yalnızlık hissi
derinleşebilir.
Klinik gözlemler, bu noktada şu döngünün oluştuğunu gösterir:
Anlat → karşılık al → yine de anlaşılmamış hisset → daha çok anlat.
Bu döngü, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla olan bağını zayıflatabilir.
Terapötik Açıdan Bakıldığında
Terapi odasında birçok kişi, ilk kez anlatmaktan çok anlaşılmayı deneyimler. Burada anlatı
performans değildir; savunma yoktur, hız yoktur. Kişi, kelimeler eksik kalsa bile duygunun
taşındığını hisseder.
Bu deneyim, kişinin şunu fark etmesini sağlar:
“Sorun anlatamıyor olmam değil, anlaşılacak bir alanın olmamasıymış.”
Sosyal medyada kendini anlatmak, görünürlük sağlar; ancak anlaşılmak başka bir şeydir.
Anlaşılmak, birinin seni düzeltmeden dinlemesi, hızlanmadan yanında kalması ve duygunu
taşıyabilmesidir. Psikolojik yakınlık, anlatının çokluğuyla değil; temasın derinliğiyle oluşur.

