Doktorsitesi.com

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Klinik Psikolog Mehmet Keskinbıçak
Klinik Psikolog Mehmet Keskinbıçak
13 Nisan 2023230 görüntülenme
Randevu Al
Sosyal anksiyete, diğer insanlarla etkileşimi içeren toplumsal durumlarda ortaya çıkan kaygı bozukluğudur. Rahatsızlık diğer insanlar tarafından olumsuz değerlendirilme ve küçük düşme korkusundan kaynaklanır. Sosyal anksiyete bozukluğu, toplumda yaygın olarak görülen bir sorundur. Kişinin yaşamının pek çok alanında kaygı ve korkuya neden olarak hayat kalitesini olumsuz yönde etkiler
Sosyal Anksiyete Bozukluğu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Sosyal anksiyete, bireyin diğer insanlarla etkileşim kurmasını gerektiren toplumsal durumlarda ortaya çıkan bir kaygı bozukluğudur. Bu rahatsızlık, temel olarak diğer insanlar tarafından olumsuz değerlendirilme, dışlanma veya küçük düşme korkusundan kaynaklanır. Toplumda oldukça yaygın görülen sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin sosyal, akademik ve mesleki hayatında yoğun korkuya neden olarak yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtlar.

DSM-5 Tanı Kriterleri

Bir kişiye sosyal anksiyete bozukluğu tanısı konulabilmesi için DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) tarafından belirlenen şu kriterlerin karşılanması gerekir:

  1. Belirgin Korku ve Anksiyete: Kişi, başkaları tarafından değerlendirilebileceği bir veya birden fazla toplumsal durumda yoğun korku yaşar.
  2. Olumsuz Değerlendirilme Korkusu: Birey, anksiyete belirtileri gösterdiğinin fark edilmesinden veya rezil olacağı bir şekilde davranmaktan korkar.
  3. Tetikleyici Durumlar: Söz konusu toplumsal ortamlar, neredeyse her seferinde korku veya anksiyete doğurur.
  4. Kaçınma Davranışı: Sosyal durumlardan kaçınılır ya da bu durumlara yoğun bir huzursuzlukla katlanılır.
  5. Orantısız Tepki: Duyulan kaygı, içinde bulunulan toplumsal bağlama ve gerçek tehlikeye göre orantısızdır.
  6. Süreklilik: Korku, anksiyete veya kaçınma hali en az 6 ay veya daha uzun süredir devam etmektedir.
  7. İşlevsellik Kaybı: Bu durum klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya; sosyal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında bozulmaya yol açar.

Sosyal Anksiyetenin Psikolojik Mekanizması

Sosyal ortamlarda bireyin dikkati tamamen kendi zihnine ve düşüncelerine yönelir. Bu süreçte yoğun kaygı hissedilir ve fiziksel belirtiler ortaya çıkar. Eğer tedavi edilmezse, kaygı duyulan durumlardan abartılı kaçınma davranışları sergilenir ve bu durum kronik bir döngüye dönüşür.

Kişinin kaçınma düzeyini ve şiddetini ölçmek için Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği gibi profesyonel psikolojik testler kullanılmaktadır. Sosyal fobisi olan bireyler bir ortama girdiklerinde geçmişteki olumsuz deneyimleri tetiklenir ve şu tarz olumsuz otomatik düşünceler gelişir:

  • "Söylediklerimi saçma bulacaklar."
  • "Sıkıcı biriyim ve beni sevmiyorlar."
  • "Yetersiz olduğumu düşünecekler."
  • "Kontrolümü kaybedeceğim ve küçük düşeceğim."

Bu bireyler genellikle abartılı yüksek standartlara sahiptir. Her zaman güçlü, zeki ve ilgi çekici görünmek gibi mükemmeliyetçi ara inançlar, kişinin üzerinde baskı oluşturarak doğal davranmasını engeller.

Belirtiler ve Güvenli Arama Davranışları

Sosyal anksiyete yaşayan kişiler, korkutucu buldukları sonuçları engellemek için güvenli arama davranışları sergilerler. Örneğin, koltuk altı terlemesinin görünmemesi için ceket giymek, terlemeyi daha da artırarak kişinin "terlediğimi fark edecekler" kaygısını pekiştirir. Kişi kendi bedeniyle o kadar meşguldür ki dışarıdan gelen olumlu mesajları algılayamaz.

Fiziksel Belirtiler

  • Çarpıntı ve titreme
  • Terleme ve kaslarda gerginlik
  • Midede rahatsızlık ve boğazda kuruma
  • Sıcak veya soğuk basması
  • Kafada basınç hissi

Psikolojik Belirtiler

  • Sosyal ortamlardan günler veya haftalar öncesinden endişelenmek.
  • Tanımadığı kişiler tarafından izlenme ve yargılanma korkusu.
  • Başkalarının tedirginliği fark etmesinden duyulan yoğun endişe.
  • Günlük topluluklarda bile aşırı telaşlanma.

Epidemiyoloji ve Risk Faktörleri

Sosyal anksiyete bozukluğunun toplumdaki yaygınlığı ve risk grupları şu şekildedir:

Kriterİstatistiksel Veri
Cinsiyet DağılımıKadınlarda %2.3, Erkeklerde %1.1 (Kadınlarda 2 kat fazla)
Başvuru OranıErkekler, kadınlara oranla daha fazla tedaviye başvurur
Başlangıç YaşıGenellikle 13-24 yaş arası (Ortalama başvuru yaşı 30)
Genetik FaktörAilede SAB öyküsü olanlarda risk %15 daha fazladır

Temel Risk Faktörleri:

  • Ergenlik dönemi ve işsizlik.
  • Düşük eğitim ve gelir düzeyi.
  • Ebeveyn ile yaşama ve çocukluk çağı ihmal/istismarı.
  • Ailede ruhsal hastalık varlığı veya davranışsal olarak engellenmiş çocukluk geçmişi.

Tedavi Yöntemleri

Sosyal anksiyete bozukluğu tedavisinde multidisipliner yaklaşımlar uygulanmaktadır. Tedavi sürecinde kişinin nasıl göründüğüne dair benlik imajı ve belirtileri saklama çabaları üzerinde durulur.

1. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

BDT süreci şu aşamalardan oluşur:

  • Kişiye özel model oluşturma ve amaç belirleme.
  • Güvenlik arama davranışlarını devre dışı bırakma.
  • Video ve ses kayıtları ile geri bildirim oluşturma.
  • Maruz bırakma (Exposure) ve dikkat kaydırma teknikleri.
  • Sosyal ortamlarda davranış deneyleri ve gerçekçi benlik imajı çalışması.

2. Diğer Terapi ve İlaç Yaklaşımları

  • Aile Tedavisi: Ebeveyn eğitimi, girişimciliği özendirme ve iletişim becerilerini geliştirme.
  • Grup Terapisi: Akran desteği, modelleme, normalizasyon ve kaynak paylaşımı.
  • İlaç Tedavisi: Güvenli ve iyi tolere edilen SSRI grubu ilaçlar.
  • Sosyal Beceri Eğitimi: Kendini tanıtma, aktif dinleme, empati, sosyal aktivite başlatma ve topluluğa konuşma becerileri.

Kaynakça:

  1. DSM-V Kitabı
  2. Anormal Psikoloji Kitabı
  3. Öztürk, O. (1997). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. 7. Basım, Ankara.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Mehmet Keskinbıçak

Klinik Psikolog Mehmet Keskinbıçak

Uzman Klinik Psikolog Mehmet Keskinbıçak Yetişkin, ergen ve çiftlerle bireysel terapi süreçleri yürütüyorum. Terapi sürecinde güvene dayalı, bilimsel temelli ve danışan merkezli bir yaklaşımı esas alıyorum. Her bireyin yaşadığı sorunu kendi özgün bağlamında anlamaya ve bu bağlamda etkili, sürdürülebilir çözümler üretmeye çalışıyorum.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.