ŞİDDETİN BİR TÜRÜ OLAN ; ISRARLI TAKİP (STALKİNG)

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Stalking Kavramı ve Genel Tanımı
Stalking sözcüğü, kökeni İngilizce olan ve Türkçede “musallat olmak, dadanmak, sırnaşmak, yapışmak” gibi anlamlara karşılık gelen bir terimdir. Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde henüz resmi bir yer edinmemiş olsa da günlük konuşma dilinde halk arasında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Genel bir tanım yapılacak olursa stalking; karşı tarafı sosyal medya araçlarını kullanarak veya kullanmadan, açık yahut gizli bir biçimde, ısrarlı bir şekilde takip etmek veya kişi hakkında bilgi toplama eğilimi olarak ifade edilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’ne Göre Şiddetin Tanımı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), şiddet kavramını kasıtlı yahut bilmeden başkasına uygulanan fiziksel bir güç göstergesi olarak tanımlar. Bu durumun maruz kalan kişi veya kişilerde yara alma, ölüm ve özkıyım başta olmak üzere, ciddi psikolojik zararlara yol açması veya yol açabilme ihtimalinin bulunması şiddet kapsamında değerlendirilmektedir.
Şiddet Çeşitleri ve Türleri
Toplumda görülen şiddet olgusu, uygulandığı kitleye ve uygulama biçimine göre farklı kategorilere ayrılmaktadır. Aşağıdaki listelerde şiddetin çeşitleri ve türleri detaylandırılmıştır:
Şiddet Çeşitleri:
- Kadına Yönelik Şiddet
- Çocuğa Yönelik Şiddet
- Yaşlıya Yönelik Şiddet
- Akranlar Arası Şiddet
- Kardeşler Arası Şiddet
- Flört Şiddeti
- Engelli Bireye Yönelik Şiddet
- LGBTİ Şiddeti
- Mülteci Şiddeti
- Kişinin Kendisine Yönelik Şiddet
Şiddet Türleri:
| Şiddet Türü | Tanımı / Kapsamı |
|---|---|
| Fiziksel Şiddet | Bedensel güç kullanımı. |
| Cinsel Şiddet | Rıza dışı cinsel eylemler. |
| Duygusal Şiddet | Psikolojik baskı ve yıpratma. |
| Ekonomik Şiddet | Maddi kaynakların kontrolü ve kısıtlanması. |
| Siber Şiddet | Dijital ortamlarda araç ve gereçler kullanarak zarar verme hali. |
Bir Siber Şiddet Türü Olarak Stalking
Stalking konusunun şiddet başlığı altında ele alınmasının temel nedeni, bu eylemin genellikle "normal" karşılanmasına rağmen aslında bir siber şiddet kategorisinde yer almasıdır. Dijital araçlarla gerçekleştirilen bu zarar verme hali, fiziksel şiddete giden süreçte kritik bir basamak teşkil edebilmektedir.
Pınar Gültekin davası incelendiğinde, stalking ve kadın cinayetleri arasındaki doğrudan ilişki net bir şekilde görülmektedir. Suçlunun, Pınar Gültekin’i gizlice takip ettiği, sosyal medyadan yararlanarak bilgi topladığı ve fiziksel şiddetten siber şiddete kadar birçok türü uyguladığı saptanmıştır. Bu süreç, maalesef vahşice bir cinayetle sonuçlanmıştır.
Türk Hukuku’ndaki Eksiklikler ve Yasal Gereklilikler
Pınar Gültekin davasında çıkan tahliye kararı, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yaratmıştır. Bu durum; Özgecan Aslan ve Ceren Damar Şener davalarında olduğu gibi Türk Hukuku’ndaki bazı eksiklikleri gündeme getirmiştir. Günümüzde Türk Hukuku’nda stalking (ısrarlı takip) adına özel bir yasa bulunmamakta ve bu eylem her zaman kesin bir suç olarak görülmemektedir.
Toplumun birlik ve beraberlik içinde yaşayabilmesi için önleyici kanunların çıkarılması elzemdir. Stalking eyleminin erkenden tespit edilmesi (gerekirse özel programlar geliştirilmesi), cinayetlerin ve şiddetin önlenmesi açısından hayati önem taşır. İngiltere ve Danimarka örneklerinde olduğu gibi, Türk Hukuku’nda da bu konuya özel, caydırıcı cezalar içeren müstakil bir yasa çıkarılmalıdır.
Güncel durumda Türkiye’de bu mağduriyetler, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında değerlendirilmektedir. Israrlı takip mağduru olan kişilerin korunmaya alınması bu yasa üzerinden sağlanmakta; ayrıca Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu çerçevesindeki koruma hükümleri de sürece dahil edilmektedir.
KAYNAKÇA:
- Doğan, R. (2014). Kadına Yönelik Şiddetin Bir Türü Olarak; Israrlı Takip (Stalking) Kavramı ve Suçu. Ankara Barosu Dergisi, (2), 135-154.
- Polat, O. (2016). Şiddet. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 22(1):15-34.
- Aslan, A., Doğan, B.Ö. (2017). Çevrimiçi Şiddet: Bir Siber Zorbalık Alanı Olarak ‘Potinss’ Örneği. Marmara İletişim Dergisi, (27), 95-119. DOI: 10.17829/midr.20172729524



