Sessiz Çocuklar Her Zaman Uyumlu mudur?

Sessizlik Ne Anlama Gelebilir?
Bazı çocuklar doğaları gereği daha sakin ve içe dönük olabilir. Bu, sağlıklı bir kişilik
özelliğidir. Ancak bazı çocuklar için sessizlik, kendini geri çekmenin bir yolu hâline gelir.
Çocuk, duygularını ifade etmek yerine içe atmayı öğrenmiş olabilir.
Klinik gözlemler, sessiz çocukların bir kısmında şu durumların eşlik ettiğini gösterir:
- Duygularını adlandırmakta zorlanma
- Hayır demekte güçlük
- Kendi ihtiyaçlarını geri plana atma
- Aşırı uyum sağlama
Bu durumda sessizlik, uyumdan çok koruyucu bir stratejidir.
Çocuklar Neden Sessizleşir?
Sessizlik çoğu zaman öğrenilmiş bir tepkidir. Çocuk, duygularını ifade ettiğinde karşılık
alamadığında, anlaşılmadığında ya da bu ifadeler rahatsızlık yarattığında geri çekilmeyi
öğrenebilir. Özellikle çatışmanın yoğun olduğu ya da duyguların yeterince karşılanmadığı
ortamlarda, sessizlik güvenli bir alan gibi hissedilir.
Bu noktada çocuk şunu öğrenir:
“Sessiz kalırsam sorun çıkmaz.”
Bu öğrenme, kısa vadede ortamı sakinleştirir; ancak uzun vadede çocuğun kendilik gelişimini
zorlayabilir.
Uyum mu, Görünmezlik mi?
Uyum, çocuğun hem kendisi olarak kalıp hem de çevresiyle ilişki kurabilmesidir. Oysa bazı
sessiz çocuklar, uyum sağlamak adına kendilerini görünmez kılar. İsteklerini dile getirmez,
rahatsızlıklarını paylaşmaz ve çoğu zaman “idare eden” rolünü üstlenir.
Bu durum dışarıdan sorunsuz gibi görünse de, çocuğun iç dünyasında yalnızlık ve
bastırılmışlık hissi yaratabilir.
Terapötik Açıdan Sessizlik Nasıl Okunur?
Terapi sürecinde sessizlik, hemen açılması gereken bir problem olarak görülmez. Aksine,
çocuğun kendini nasıl koruduğuna dair önemli bir ipucu olarak ele alınır. Amaç çocuğu
konuşturmaya zorlamak değil; konuşabileceği bir güven alanı oluşturmaktır.
Sessizliğin altında ne olduğunu anlamadan, uyumlu olduğu varsayımıyla ilerlemek çocuğun
ihtiyacını gözden kaçırabilir.
Ebeveynler ve Yetişkinler İçin Küçük Ama Önemli Bir Ayrım
Sessiz bir çocuk “iyi” bir çocuk olmak zorunda değildir. Sessizlik bazen uyumdur, bazen de
ifade edilemeyen bir yük. Bu ayrımı yapabilmek için çocuğun davranışlarına değil; duygusal
temasına bakmak gerekir.
Çocuk duygularını paylaşabiliyor mu?
İhtiyaçlarını dile getirebiliyor mu?
Hata yaptığında hâlâ kabul gördüğünü hissediyor mu?
Bu sorular, sessizliğin anlamını daha net ortaya koymaktadır.
Sessiz çocuklar her zaman uyumlu değildir. Bazıları uyumludur, bazıları ise kendini korumak
için sessizleşmiştir. Sessizliği otomatik olarak olumlu bir özellik olarak görmek, çocuğun iç
dünyasını gözden kaçırmaya neden olabilir. Sağlıklı uyum, sessizlikle değil; ifade edebilme
ve görülme ile birlikte var olur.

