Doktorsitesi.com

Radyasyon ve Kanser

Prof. Dr. Ayşegül Özdemir
Prof. Dr. Ayşegül Özdemir
28 Kasım 2025253 görüntülenme
Randevu Al
  • Bilgisayarlı Tomografi (BT) kullanımı yıllar içinde hızla artmış olup, bu yöntem geleneksel X ışını uygulamalarına göre organlara çok daha yüksek dozda radyasyon vermektedir.
  • İyonlaştırıcı radyasyon DNA üzerinde kalıcı hasarlara yol açarak kanser oluşumunu tetikleyebilir; özellikle çocuklar bu risklere karşı yetişkinlerden çok daha hassastır.
  • BT taramalarının önemli bir kısmının tıbbi gerekçe olmadan yapıldığı ve birçok hekimin bu prosedürlerin taşıdığı gerçek kanser riski konusunda yeterli farkındalığa sahip olmadığı görülmektedir.
Radyasyon ve Kanser
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bilgisayarlı Tomografi ve Tıbbi Radyasyonun Kanserle İlişkisi

Son yıllarda toplum genelinde kanser vakalarının artış göstermesi, tıp dünyasında geniş çaplı tartışmalara yol açmaktadır. Çevresel kirleticiler ve Çernobil felaketi gibi faktörler bu artışın temel sorumluları olarak görülse de tıbbi amaçlı radyasyonun etkisi de göz ardı edilemeyecek bir boyuttadır. Özellikle tanısal radyolojide devrim niteliği taşıyan Bilgisayarlı Tomografi (BT), sağladığı kolaylıkların yanı sıra maruz kalınan radyasyon miktarıyla da dikkat çekmektedir.

Bilgisayarlı Tomografi Kullanımındaki Büyük Artış

1970’li yıllarda tıp dünyasına giren Bilgisayarlı Tomografi (BT), günümüzde en sık başvurulan görüntüleme yöntemlerinden biri haline gelmiştir. ABD verilerine göre 1980 yılında 3 milyon olan BT inceleme sayısı, 2006 yılında 62 milyona ulaşmıştır. Bu incelemelerin yaklaşık 4 milyonu çocuk hastalara uygulanmaktadır. İstatistiksel olarak BT taramalarının dağılımı şu şekildedir:

  • Abdomen (Karın): Toplam incelemelerin yaklaşık 2/3’ü.
  • Kafa: Toplam incelemelerin yaklaşık 1/3’ü.

Teknolojinin gelişmesiyle bir kesit elde etme süresinin 1 saniyenin altına düşmesi, özellikle çocuklarda anestezi ihtiyacını ortadan kaldırarak kullanımı artırmıştır. Yetişkinlerde ise kalp taraması, akciğer kanseri taraması, sanal kolonoskopi ve tüm vücut tarama gibi alanlar öne çıkmaktadır.

Radyasyon Dozları Arasındaki Farklar

BT incelemelerinde kullanılan radyasyon dozları, geleneksel X ışını yöntemlerine kıyasla oldukça yüksektir. Aşağıdaki tablo, farklı görüntüleme yöntemlerinde hedef organların maruz kaldığı radyasyon miktarını karşılaştırmalı olarak göstermektedir:

İnceleme TürüHedef OrganRadyasyon Dozu (mGy)
PA Akciğer GrafisiAkciğer0.01
Lateral Akciğer GrafisiAkciğer0.15
Yetişkin AP Karın GrafisiMide0.25
Yetişkin Abdomen BTMide15 (kesit başına)
Yenidoğan Abdominal BTMide30 (kesit başına)
Mamografi (Analog)Meme2

Birkaç kesitten oluşan standart bir BT incelemesinde, ilgili bölgedeki organların aldığı toplam doz genellikle 30-90 mSv arasındadır.

Radyasyon Dokulara Nasıl Zarar Verir?

X ışınları, atomların yörüngesindeki elektronları koparacak kadar yüksek enerjiye sahiptir. Bu duruma iyonizasyon, bu tür radyasyona ise iyonlaştırıcı radyasyon denir. Vücudun %90’ını oluşturan su molekülleriyle etkileşime giren X ışınları, hidroksil radikalleri (H+ iyonu) oluşturur.

Bu radikaller DNA üzerinde hasar ve kırıklara yol açar. Hücreler bu hasarların çoğunu onarsa da tamir edilemeyen DNA kırıkları; nokta mutasyonlarına, kromozom translokasyonlarına ve gen füzyonlarına neden olabilir. Bu süreçlerin nihai sonucu ise dokuda kanser oluşumunun başlamasıdır.

Çocuklarda Radyasyon Hassasiyeti

Çocuklarda organ dozunun yetişkinlerden daha yüksek olmasının ve riskin artmasının iki temel nedeni bulunmaktadır:

  1. Genç dokuların iyonlaştırıcı radyasyonun etkilerine karşı çok daha hassas olması.
  2. Beklenen yaşam süresinin uzunluğu nedeniyle, radyasyonun tetiklediği kanserlerin ortaya çıkması için daha fazla zaman bulunması.

Gereksiz BT Kullanımı ve Hekim Farkındalığı

Araştırmalar, BT incelemelerinin önemli bir kısmının yeterli tıbbi gerekçeye dayanmadığını ortaya koymaktadır. ABD'de yapılan çalışmalar, BT taramalarının üçte birinin gereksiz olduğunu ve her yıl milyonlarca kişinin boş yere radyasyona maruz kaldığını göstermektedir.

Doktorların bu konudaki farkındalık düzeyleri ise endişe vericidir:

  • Radyologların %53’ü ve acil servis doktorlarının %91’i BT’nin kanser riskini tam olarak bilmemektedir.
  • İngiltere’deki bir araştırmada, doktorların %97’sinin radyasyon doz tahminlerinin gerçek değerlerin çok altında olduğu saptanmıştır.

Sonuç olarak, 1945'teki atom bombası mağdurlarının maruz kaldığı ortalama doz (40 mSv) ile bir abdomen BT dozunun (30-90 mSv) benzerliği dikkat çekicidir. Türkiye'de bu konuda henüz kapsamlı bir çalışma bulunmasa da tıbbi radyasyon kullanımında seçici ve dikkatli olunması hayati önem taşımaktadır.

Etiketler

RadyasyonKanser

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Ayşegül Özdemir

Prof. Dr. Ayşegül Özdemir

Prof. Dr. Ayşegül ÖZDEMİR, lisans öncesi öğreniminin ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda almış ve Radyoloji Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.