Psikolojik Dayanıklılık mı, Duygusal Bastırma mı?

Psikolojik Dayanıklılık Nedir?
Psikolojik dayanıklılık, bireyin zorlayıcı yaşam olayları karşısında esneklik gösterebilme
kapasitesidir. Bu, duyguların yok sayılması değil; aksine duygularla temas hâlindeyken
işlevselliğin sürdürülebilmesidir. Dayanıklı bireyler üzüntü, kaygı ya da öfke hissedebilir;
ancak bu duygular tarafından tamamen yönetilmezler.
Dayanıklılık:
- Duyguları fark edebilmeyi,
- Gerektiğinde destek alabilmeyi,
- Yaşanan deneyimi anlamlandırabilmeyi içerir.
Yani mesele “hiç etkilenmemek” değil, etkilense bile toparlanabilmektir.
Duygusal Bastırma Nasıl Görünür?
Duygusal bastırma, kişinin zorlayıcı duyguları bilinçli ya da bilinçdışı şekilde geri plana
itmesidir. Kişi çoğu zaman bunu “güçlü durmak”, “kontrolü kaybetmemek” ya da “sorun
çıkarmamak” adına yapar.
Klinik görüşmelerde bu durum genellikle şu ifadelerle kendini gösterir:
- “Takılmamaya çalışıyorum”
- “Üzülmeye gerek yok”
- “Buna da alıştım”
Duygular bastırıldığında, kısa vadede kişi daha sakin ve kontrollü görünebilir. Ancak bu
durum uzun vadede duygusal yükün ortadan kalktığı anlamına gelmez; sadece ertelendiğini gösterir.
İnce Çizgi Nerede Başlar?
Psikolojik dayanıklılık ile duygusal bastırma arasındaki temel fark, duygularla kurulan
ilişkidedir. Dayanıklılıkta duygular kabul edilir; bastırmada ise görmezden gelinir. Dayanıklı
kişi “zorlanıyorum” diyebilirken, bastıran kişi “sorun yok” demeyi tercih eder.
Bu çizgi özellikle şu soruyla netleşir:
Kişi duygularını fark edebiliyor ama yönetiyor mu, yoksa fark etmemeyi mi öğrenmiş?
Terapi sürecinde bu ayrım, danışanın iç dünyasına yaklaşımını anlamak açısından
belirleyicidir.
Klinik Açıdan Neden Önemlidir?
Duygusal bastırma uzun süre devam ettiğinde bedensel belirtiler, ani duygusal patlamalar,
ilişkilerde kopukluk ya da tükenmişlik hissi ortaya çıkabilir. Kişi “dayanıklı” olduğunu
düşünürken aslında içsel yük giderek artıyor olabilir.
Psikoterapide amaç, danışanın dayanıklılığını elinden almak değil; bastırma ile dayanıklılık
arasındaki farkı fark etmesini sağlamaktır. Bu farkındalık, daha esnek ve sürdürülebilir bir
baş etme biçiminin kapısını aralar.
Psikolojik dayanıklılık, duyguları susturmak değil; onlarla temas hâlinde kalabilme becerisidir.
Duygusal bastırma ise çoğu zaman iyi niyetli bir koruma çabasıdır, ancak uzun vadede bedeli
olabilir. Aradaki ince çizgiyi fark edebilmek, hem terapi sürecinde hem de gündelik yaşamda
psikolojik iyi oluşun önemli bir parçasıdır.

