Doktorsitesi.com

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU

Prof. Dr. Seher AKBAŞ
Prof. Dr. Seher AKBAŞ
21 Eylül 2022481 görüntülenme
Randevu Al
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) Nedir?

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB); sosyal-iletişimsel gelişimde yetersizlik, tekrarlayıcı davranışlar ve kısıtlı ilgi alanları ile karakterize edilen, erken çocukluk döneminde başlayan nörogelişimsel bir bozukluktur. Güncel araştırmalar, OSB görülme sıklığının %1’in üzerine çıktığını göstermektedir. Cinsiyet dağılımı incelendiğinde ise bozukluğun erkek çocuklarda, kız çocuklarına oranla 3-4 kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır.

Geçmişte otizm, atipik otizm ve Asperger sendromu gibi farklı kategoriler altında incelenen bu durum, Mayıs 2013 tarihinden itibaren resmi sınıflama sistemlerinde tek bir çatı altında toplanmıştır. Günümüzde otizmle ilişkili tüm klinik tablolar için OSB tanımı standart olarak kullanılmaktadır.

Otizmin Nedenleri ve Risk Faktörleri

OSB gelişiminde en belirleyici faktörün genetik yatkınlık olduğu kabul edilmektedir. Genlerdeki değişkenler, otizmin etiyolojisinde en kritik rolü oynamaktadır. Beyin görüntüleme çalışmaları, OSB tanısı alan çocukların beyin yapılarında erken yaşlardan itibaren farklılıklar olduğunu ve bu farklılıkların yaşla birlikte değişim gösterdiğini kanıtlamıştır.

Etiyolojide üzerinde durulan diğer önemli unsurlar şunlardır:

  • Gen-Çevre Etkileşimi: Otizmin, beynin erken evrelerinde gelişen karmaşık bir etkileşim sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir.
  • Ebeveyn Yaşı: İleri anne ve baba yaşı, risk faktörleri arasında gösterilmektedir.
  • Doğrulanmamış Faktörler: Beslenme şekli, ağır metaller (cıva) veya aşılar gibi unsurların otizm gelişimine katkısı bilimsel olarak doğrulanmamıştır.

Yaş Gruplarına Göre Otizm Belirtileri

Otistik bireylerde belirtiler ve bu belirtilerin şiddeti kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Genellikle hayatın ilk iki yılında ortaya çıkan bu belirtiler; dil gelişiminde gecikme, sosyal ilgisizlik veya çevreye karşı aşırı duyarlılık şeklinde kendini gösterir.

Bebeklik Dönemi (0-12 Ay)

Bebeklik döneminde dikkat edilmesi gereken temel işaretler şunlardır:

  • Diğer bireylere daha az bakma ve sosyal gülümsemenin azlığı.
  • Daha az ses çıkarma (vokalizasyon).
  • 8. aydan itibaren ismine tepki vermeme (en ayırt edici özelliklerden biridir).
  • Göz teması ve taklit becerilerinde yetersizlik.

Erken Çocukluk Dönemi (2-5 Yaş)

Bu dönemde sosyal etkileşim sorunları ve dil gelişimindeki aksaklıklar daha belirgin hale gelir. Çocukların yaklaşık dörtte birinde, birkaç kelime söylendikten sonra sosyal becerilerde gerileme görülebilir.

Yaş GrubuTemel Belirtiler
2-3 YaşSosyal oyunlara ilgisizlik, yalnız kalma eğilimi, yetersiz göz teması.
4-5 YaşEmpati eksikliği, akranlarla ilişki kuramama, kısıtlı jest ve mimik kullanımı.
GenelEkolali (yankı konuşma), şahıs zamirlerini karıştırma, rutinlere aşırı bağlılık.

Bu yaş grubunda ayrıca motor stereotipiler (sallanma, parmak ucunda yürüme, kanat çırpma) ve oyuncakları sıraya dizme gibi törensel davranışlar sıkça gözlemlenir.

Ergenlik Dönemi ve Eşlik Eden Bozukluklar

Normal zekaya sahip OSB’li bireyler, ergenlikte akran dışlanması nedeniyle depresyon riski altındadır. Zihinsel yetersizliği olan grupta ise öfke kontrol sorunları ve öz bakım kısıtlılıkları ön plana çıkar. Ayrıca Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve mevsimsel geçişlerde şiddetlenen belirtiler durumunda İki Uçlu Bozukluk olasılığı değerlendirilmelidir.

Asperger Sendromu: Üst Düzey İşlevsellik

Asperger sendromu olan bireyler, otizm spektrumunda yer almakla birlikte daha yüksek işlevselliğe sahiptirler. Bu bireylerin temel özellikleri şunlardır:

  • Erken çocuklukta dil ve bilişsel becerilerde gecikme görülmez.
  • Sosyal etkileşimde zorluklar ve tekrarlayan törensel davranışlar sergilerler.
  • Belirli ve alışılmadık konulara karşı yoğun özel ilgi alanları geliştirirler.
  • Motor sakarlık ve kaygı bozuklukları eşlik edebilir.

Tedavi ve Müdahale Yöntemleri

Otizmin bilinen kesin bir tıbbi tedavisi bulunmamaktadır; bu nedenle tedavi süreçleri bireyin ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilir. Temel yaklaşım eğitsel müdahalelerdir. Bu programlar sosyal-iletişimsel becerileri artırmayı ve istenmeyen davranışları azaltmayı hedefler.

İlaç tedavisi, otizmin temel belirtilerini ortadan kaldırmasa da eşlik eden şu sorunların kontrolünde kullanılır:

  • Sinirlilik, öfke ve davranış sorunları.
  • Hiperaktivite ve dikkat eksikliği.
  • Uyku bozuklukları, kaygı ve takıntılar.

Otizmin Seyri ve Gidişatı

OSB’li bireylerin gelecekteki yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktörler; zeka seviyesi, erken yaşta tedaviye başlanması ve eğitimin sürekliliğidir. Normal zekaya sahip otizmli bireylerin yaklaşık %20'si bağımsız bir yaşam sürebilmekte, %40'ı ise üniversite eğitimini tamamlayabilmektedir. Daha ağır işlev dökümüne sahip bireyler ise genellikle yaşam boyu desteğe ihtiyaç duymaktadır.

Etiketler

ErgenlikteÇocukluk dönemiOtizimin tedavisi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Seher AKBAŞ

Prof. Dr. Seher AKBAŞ

Prof.Dr Seher AKBAŞ, 18 Şubat 1969 tarihinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerini tamamladıktan sonra, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1993 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. Artvin Merkez Anaçocuk Sağlığı ve Aile Planlaması’nda 1993-1995 yılları arasında çalışmıştır. Bu dönemde poliklinik hizmeti, aile planlaması ve halk sağlığı alanında çalışmıştır.

Uzmanlığını 1997-2002 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan almış ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olmuştur. Uzmanlık eğitimi sırasında analitik yönelimli psikodrama, aile terapisi, bilişsel davranışçı terapiler alanlarında eğitim almıştır. Çocuk istismarına yönelik bölgesel toplantılara katılmıştır. Araştırma görevlisi iken meydana gelen 1999 Ağustos depreminde İzmit’te gönüllü çocuk psikiyatristi olarak hizmet vermiştir.
Uzmanlık eğitimi sonrasında, 2002 yılında Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde, 2002-2003 yılları arası Kocaeli Devlet Hastanesi'nde çalışmıştır. Bu dönemde travma ve çocuk istismarı ile ilgili sempozyum-eğitim toplantılarının düzenlenmesinde görev almıştır.

2003 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalını kurmuş ve öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamıştır. 2011 yılında aynı anabilim dalında doçent ünvanı almıştır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalını’da araştırma görevlilerine yönelik eğitim programlarının düzenlenmesi, hastaların yatarak tedavi edildiği servis yönetimi, adli raporların düzenlenmesinden sorumlu olmuştur. Anne babalara yönelik eğitim ve destek programlarının düzenlenmesi ve eğitimi ile yakından ilgilenmiştir. Karadeniz Bölgesinin her ilinden yönlendirilen geniş bir bölgedeki çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları ile ilgili tedavi, eğitim ve destek programlarında yer almıştır. Üniversitedeki Çocuk İstismarı ve İhmali İzleme ve Önleme Komisyonu’nun kurucu üyeliğini ve başkanlığını yapmıştır. Sosyal hizmetlere ait kurumlarda ve okullarda eğitim ve destek programlarında görev almıştır.

2015 yılında Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde görev yapmaya başlamış, aynı hastanenin Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları eğitim kliniğini kurmuştur. Aynı süre içinde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nin Çocuk ve Ergenlerde Madde Bağımlılığı Kliniğini (ÇEMATEM) yönetmiştir.2017-2002 yılları arasında Livhospital’da çalışmıştır.

 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.