Doktorsitesi.com

Onaylanmak İstiyor musunuz?

Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA
Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA
8 Ekim 2018115 görüntülenme
Randevu Al
Onaylanmak İstiyor musunuz?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Onaylanma İhtiyacı ve Güven Duygusu Üzerine

İnsan doğası gereği onaylanmak ister. Onaylanan bir birey, hayatta çok daha kolay yol alabilir. Ünlü psikolog Maslow, en temel ihtiyaçlarımızdan birinin güven duygusu olduğunu belirtmiştir. Onaylanmak, bu güven duygusunu pekiştirerek bireyin yaşam yolculuğuna kararlılıkla devam etmesini sağlar.

Ancak sadece onaylanma arzusuyla hareket etmek, bazen bize uygun olmayan rolleri kabul etmemize neden olabilir. İsteyip istemediğimizi sorgulamaya fırsat bulamadan, başkalarının bize sunduğu yollarda yürürken kendimizi bulabiliriz.

Çocuklukta Sevgi ve Bakım Arayışı

Dünyaya en çaresiz canlılar olarak geldiğimizde, hayatta kalmak için bakıma ve sevgiye muhtaç oluruz. Bakım fiziksel bir ihtiyaç olarak daha kolay karşılansa da, sevgiye ulaşmak bazen daha zordur. Bir yetişkinin çocuğunu gerçekten sevebilmesi için öncelikle kendini sevmesi ve kendisiyle barışık olması gerekir.

Çocuk Sahibi Olma Nedenleri ve Toplumsal Baskı

Bir bebeğin dünyaya geliş sürecinde, sevgiden ziyade toplumsal yönlendirmeler veya kişisel hırslar ön planda olabilir. Sıkça karşılaşılan bazı kalıplaşmış düşünceler şunlardır:

  • "Evlendin, artık çocuk yapmalısın."
  • "Çocuğa mutlaka bir kardeş gerekir."
  • "Çocuk yaparsan eşini elinde tutarsın."
  • "Mirasın yabancıya gitmemesi için senden olana kalmalıdır."
  • "İyi bir ebeveyn olduğunu herkese kanıtlamalısın."
  • "Senin başaramadıklarını çocuğun başarmalıdır."

Bu gibi nedenlerle dünyaya gelen çocuklar, anne ve babalarının farkındalık düzeyinden bağımsız olarak, sevgi ve onay alabilmek için büyük bir çaba içine girerler.

Onaylanmayan Çocuğun Gelişimi: Bağımlı ve Asi Bireyler

Çocuklar, ebeveynlerini mutlu etmek için onların sunduğu her türlü eğitimi kabul ederler. Eğer bu süreçte onaylanma eksikse, birey hayatı boyunca bu boşluğu doldurmaya çalışır. Aileler bazen çocuk şımarmasın diye, bazen de eleştiri dışında bir yöntem bilmedikleri için onay vermekten kaçınırlar.

Onaylanmayan çocuk büyüdükçe bağımlı bir davranış modeli geliştirir. Bu durum iki şekilde sonuçlanabilir:

  1. Uslu Bireyler: Sürekli boyun eğen ve otoriteyi memnun etmeye çalışan kişiler.
  2. Asi Bireyler: "Ne yaparsam yapayım başarılı olamıyorum" düşüncesiyle tepki gösteren kişiler.

Her iki grup da özünde bağımlı bir yapıdadır ve kendi spontanlık ile yaratıcılıklarını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.

Yetişkinlikte Otorite Figürleri ve Karar Alma

Bağımlı yapıdaki bireyler, kendi başlarına karar verme ve risk alma becerisi geliştirmekte zorlanırlar. Bu nedenle daima bir otoriteye ihtiyaç duyarlar. Çocukluktaki anne-baba figürü, yetişkinlikte şu kişilere transfer edilebilir:

DönemOtorite Figürü
İlk GençlikKendine güvenen akranlar veya büyükler
YetişkinlikEş, eşin ailesi veya iş yerindeki yetkili kişiler
Sosyal YaşamTecrübeli arkadaşlar veya baskın karakterler

Bu bireyler, onay almak ve sevgi görmek adına başkalarının anlamsız isteklerine bile "hayır" demekte zorlanırlar.

Kendini Yeniden Büyütmek ve Terapi Süreci

Çocuklukta gelişmeyen hayır deme becerisi ve zayıf kalan yaratıcılık, yetişkinlikte değiştirilebilir bir durumdur. Bireysel danışmanlık alarak kişinin kendini yeniden büyütmesi mümkündür. Bu değişim süreci şu aşamalardan oluşur:

  1. Farkındalık: Mevcut bağımlılıkların ve geçmiş telkinlerin tanınması.
  2. Duygusal Boşalım: İçte biriken öfkenin sağlıklı şekilde dışa vurulması.
  3. İçselleştirme: Kişinin kendi doğrularını oluşturup benimsemesi.
  4. Pratik: Yeni doğruların hayatın içinde sürekli uygulanması.

Terapinin Gelişimdeki Rolü

Terapi, sistematik bir şekilde gelişimi hızlandırır. Kitaplar, filmler ve yeni insanlar birer kaynak olsa da; terapi süreci, 70 yaşında fark edilecek bir detayı 40 yaşında, 50 yaşındaki bir farkındalığı ise 25 yaşında yakalamanızı sağlar. Bu, tüm hayat seçimlerini kökten değiştirebilecek bir şanstır.

Sonuç: İç Onay ve Özgürleşme

İnsan "7'sinde neyse 70'inde odur" sözü, sadece kişi kendisine yeni bir şey katmadığında geçerlidir. Çocuklukta alınan bilgiler kalıcı olsa da zekamız, yaşamak istediğimiz hayatı inşa etmek için görev başına geçmeye hazırdır.

En önemli onay mekanizması kişinin kendisidir. Korkulardan ve bağımlılıklardan özgürleştikçe, gerçekleri daha net görme ve kabul etme becerimiz gelişir. İç onayını kendinden alan bireyler olarak yaşamın keyfini sürmek her insanın hakkıdır.

Uzm. Psk. Dan. - Aile Terapisti & Psikodramatist
RÜYA TURNA

Etiketler

Kendine güvenKişisel gelişimBağımlı ilişkiYeterlilikÖzgürleşmekOnaylanma

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA

Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA

Ankara Üniversitesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Lisans, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikolojik Danışma ve Rehberlik Yüksek Lisans mezunudur. Yüksek lisans tezini, gençlerle babaları arasındaki iletişim becerisini geliştirmeye yönelik grup çalışması yaparak, deneysel araştırma olarak vermiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

Benzer Makaleler