Doktorsitesi.com

Onaylanma Bağımlılığı

Uzm. Psk. Ertuğ Gül
Uzm. Psk. Ertuğ Gül
9 Aralık 2015460 görüntülenme
Randevu Al
  • Onaylanma ihtiyacı bireylerin kendilerini değerli hissetmelerini sağlayan temel bir güdü olsa da, bu durumun bağımlılığa dönüşmesi anksiyete ve depresyon riskini önemli ölçüde artırmaktadır.
  • Onaylanma bağımlısı olan bireyler, çevrelerinden gelen eleştirilere karşı aşırı duyarlılık göstererek kendi gerçek duygu ve düşüncelerini ifade etmekten kaçınma eğilimi sergilerler.
  • Bu bağımlılığın temelleri genellikle çocukluk döneminde kişiliğe yönelik yapılan olumsuz eleştiriler ve pozitif geri bildirim eksikliği gibi faktörlerle atılmaktadır.
Onaylanma Bağımlılığı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Onaylanma İhtiyacı ve Toplumsal Algı

Toplum içerisinde onaylanma ihtiyacı, bireylerin kendilerini değerli ve iyi hissetmelerini sağlayan temel bir güdüdür. Ancak bu durumun tam tersi olan onaylanmama hali, bireyler tarafından bir felaket senaryosu ve kişisel bütünlüğü tehdit eden bir unsur olarak algılanabilmektedir. İnsanlar, sergiledikleri eylemlerin, davranışların ve savundukları fikirlerin çevreleri tarafından kabul görmesini doğal bir beklenti olarak görürler.

Onaylanma İhtiyacının Psikolojik Etkileri

Onaylanmama durumu, kişide derin bir endişe ve felaket hissi uyandırarak kronik bir onaylanma ihtiyacı doğurur. Birey beklediği onayı alamadığında, kendisinde sürekli bir yanlışlık arama eğilimine girer ve bu durum yanlış inançların gelişmesine yol açar. Kişinin psikolojik refahı ve motivasyonunun artması, büyük oranda bu ihtiyacın sağlıklı bir şekilde karşılanmasına bağlıdır.

Günlük Yaşamdan Onaylanma Örnekleri

Onaylanma arzusu, günlük yaşamın her alanında ve her bireyde farklı seviyelerde gözlemlenebilir. Bu beklentinin somutlaştığı bazı durumlar şunlardır:

  • Sosyal İlişkiler: Dışarı çıkarken giyilen bir kıyafetin başkaları tarafından beğenilmesi beklentisi.
  • İş Hayatı: Yapılan bir projenin veya görevin yönetici tarafından takdir edilmesi isteği.
  • Karar Mekanizması: Alınan kararların çevre tarafından desteklenmesi ve onaylanması arzusu.

Bu beklentiler kişiden kişiye farklılık gösterir; bir birey için hayati önem taşıyan bir onay, bir başkası için önemsiz olabilir.

Onaylanma Korkusu, Anksiyete ve Depresyon İlişkisi

Sürekli onay bekleme hali, bireylerde anksiyete ve depresyon riskini önemli ölçüde artırır. Örneğin, iş yerinde onay almayan bir çalışanda gelişen "başarısız biriyim" şeklindeki otomatik düşünceler, zamanla umutsuzluğa ve işlev kaybına neden olabilir. Benzer şekilde, dış görünüşüne dair aldığı ufak bir eleştiri, onay bağımlısı bireyde büyük bir duygusal çöküşe ve mutsuzluğa yol açarak kronik depresyonu tetikleyebilir.

Onaylanma Bağımlılığı ve Davranış Modelleri

Onaylanma bağımlılığı, diğer insanların düşüncelerine aşırı değer verme ve bu görüşlere karşı aşırı duyarlı olma durumudur. Bu durum, bir çeşit bağımlılık gibi işleyerek yoksunluk belirtileri yaratır. Onaylanma bağımlısı bireylerin sergilediği temel özellikler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

ÖzellikDavranış Biçimi
Çatışma YönetimiTartışmalardan ve zıt fikir beyan etmekten kaçınırlar.
Özgür İradeKendi iradeleri yerine çevrenin söylemlerine göre hareket ederler.
Duygu PaylaşımıKendi gerçek duygu ve düşüncelerini ifade etmekten çekinirler.
Sorumluluk AlmaDaha fazla onay alabilmek için kapasitelerinin üzerinde sorumluluk yüklenirler.

Onaylanma Bağımlılığının Çocukluk Dönemi Kökenleri

Onay bağımlılığının temelleri genellikle çocukluk döneminde atılmaktadır. Özellikle davranıştan ziyade doğrudan kişiliğe yönelik yapılan ("kötüsün", "beceriksizsin") eleştiriler, çocukta derin psikolojik yaralar açar. Bu süreçte etkili olan temel unsurlar şunlardır:

  1. Kişiliğe Yönelik Eleştiriler: Çocuğun bilinçdışına yerleşerek değersizlik hissi yaratır.
  2. Pozitif Geri Bildirim Eksikliği: Olumlu davranışların pekiştirilmemesi.
  3. Reddedilme ve Görmezden Gelinme: Çocuğun varlığının ve başarılarının yok sayılması.

Bu yaşantılar, bireyin yetişkinlik döneminde onay almadığı durumlarda kendisini aşağılanmış ve değersiz hissetmesine yol açan temel hazırlayıcı etkenlerdir.

Etiketler

PsikologPsikologlara en çokPsikolojik yakınmalarPsikolojik incelemelerPsikolog ne yaparPsikologlar neler yaparPsikolojik davranış ölçümüPsikolojik sebepPsikolojisi bozulduPsikolojik etkileşimPsikolojik rahatsızlıklarPsikolojik hastalıkPsikolojik terapiPsikolojik sıkıntılarOnaylanmaPsikiyatri

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Ertuğ Gül

Uzm. Psk. Ertuğ Gül

Psk. Ertuğ GÜL 14 Şubat 1991 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Lisans eğitimini Işık Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamlamıştır. Lisans eğitimi süresince Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilimdalı'nda, çeşitli hastane ve tıp merkezlerinin klinik alanlarında aktif olarak çalışmış, stajlarını tamamlamıştır. Yine aynı dönemde birçok akademik araştırma ve sosyal sorumluluk projesinde yer almıştır. Hala Üsküdar Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.