Doktorsitesi.com

Myomlar Tedavisinin Önemi

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu
Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu
23 Mayıs 2016165 görüntülenme
Randevu Al
  • Miyomlar, rahmin düz kas dokusundan köken alan ve genellikle iyi huylu seyreden, hormonal dengelerle ilişkili tümörlerdir.
  • En yaygın belirtisi anormal rahim kanamaları olan bu yapılar; yerleşim yerlerine göre şiddetli ağrı, çevre organlara baskı ve kısırlık gibi sorunlara yol açabilir.
  • Tedavi süreci hastanın şikayetlerine göre şekillenirken; gözlem, hormon tedavisi, cerrahi müdahale veya embolizasyon gibi yöntemler tercih edilmektedir.
Myomlar Tedavisinin Önemi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Miyom (Uterus Fibroidi) Nedir?

Uterus (rahim) myomları, doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık karşılaşılan ve genellikle iyi huylu seyreden tümörlerdir. Tıbbi literatürde fibroid olarak da adlandırılan bu yapılar; rahmin düz kas dokusundan, damarlarından veya bağ dokusundan köken alarak gelişirler. Özellikle östrojen ve diğer büyüme faktörlerinin etkisiyle büyüme eğilimi gösteren bu tümörler, kadın sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur.

Bu tümörlerin gelişimi hormonal dengelerle yakından ilişkilidir. Menopoz sonrası dönemde östrojen seviyelerinin düşmesiyle birlikte myomların büyümediği, hatta küçüldüğü gözlemlenmektedir. İstatistiksel olarak kadınların 2/5’inde rastlanan bu durum, en sık 40-50 yaş aralığında görülürken, ergenlik döneminde oldukça nadir bir tablo olarak karşımıza çıkar.

Miyom Gelişiminde Risk Faktörleri

Miyomların oluşumunda ve büyümesinde çeşitli faktörler rol oynamaktadır. Yapılan araştırmalar ve klinik gözlemler sonucunda öne çıkan başlıca risk faktörleri şunlardır:

  • Doğum yapmamış olmak
  • Vücuttaki östrojen miktarının artışı
  • Genetik yatkınlık (aile fertlerinde myom öyküsü bulunması)
  • Fazla kilolar ve obezite
  • Irksal farklılıklar (Afrika kökenlilerde ve beyaz ırkta daha sık görülür)

İlginç bir veri olarak, uzun süre doğum kontrol hapı kullanan bireylerde myom görülme sıklığı daha düşüktür. Bu durum, myom gelişiminin yüksek östrojen seviyeleri ile olan bağlantısını kanıtlar niteliktedir. Ayrıca gebelik sırasında hormonal değişimlere bağlı olarak myomlarda hızlı büyüme ve çeşitli komplikasyonlar (%0,3-2,6) görülebilir.

Yerleşim Yerlerine Göre Miyom Türleri

Miyomlar, rahimdeki yerleşim yerlerine ve boyutlarına göre farklı isimler alır ve buna bağlı olarak farklı belirtiler gösterirler. Temel sınıflandırma şu şekildedir:

Miyom TürüYerleşim YeriTemel Özelliği
Subseröz MiyomRahim duvarı dışıGenellikle belirti vermez, çok büyürse baskı yapar.
Submüköz MiyomRahim boşluğu içiYoğun kanama, ağrı ve anemiye yol açar.
İntramural MiyomRahim duvarı içiRahim duvarını kalınlaştırarak rahmi büyütür.
Vajene Doğan MiyomRahim içi / VajenUzun bir sapla vajene sarkar, şiddetli ağrı yapar.

Subseröz ve Submüköz Miyomların Farkları

Subseröz myomlar, rahme sadece bir bağ dokusu ile bağlıdır ve çevre dokulara zarar vermedikleri sürece genellikle sessiz ilerlerler. Ancak kanlanma bozukluğu yaşandığında ağrı ile kendilerini belli edebilirler. Buna karşın submüköz myomlar, rahim boşluğunda yer aldıkları için küçük boyutlarda bile anormal yoğun kanamalara ve ciddi anemi (kansızlık) tablosuna neden olabilirler.

Miyom Belirtileri Nelerdir?

Miyomların sadece %10-40'ı belirti göstermekle birlikte, en sık karşılaşılan semptom anormal rahim kanamalarıdır. Bu kanamalar genellikle menoraji (aşırı adet kanaması) tarzındadır. Diğer önemli belirtiler arasında şunlar yer alır:

  • Şiddetli karın, bel ve bacak ağrıları
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı duyulması
  • Çevre organlara bası nedeniyle kabızlık, gaz problemleri ve sık idrara çıkma
  • Kısırlık, tekrarlayan düşükler veya erken doğum riski

Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Miyom tanısında en yaygın ve yardımcı yöntem vajinal ultrason uygulamasıdır. Ancak cerrahi planlama ve kesin lokalizasyon tespiti için Pelvik MR çekilmesi kritik öneme sahiptir. MR görüntülemesi, myomun boyutlarını ve komşu dokularla ilişkisini net bir şekilde ortaya koyarak tedavi stratejisinin belirlenmesini sağlar.

Miyom Tedavi Seçenekleri

Her saptanan myomun mutlaka ameliyat edilmesi gerekmez. Tedavi kararı, hastanın şikayetlerine, çocuk isteğine ve yaşam kalitesine göre verilir. Belirti göstermeyen vakalarda bekleyici ve gözlemleyici yaklaşım esastır.

1. Hormon Tedavisi

GnRH Agonistleri kullanılarak geçici bir menopoz süreci oluşturulur. Bu yöntemle myomlarda küçülme ve damarlanmada azalma sağlansa da, ilaç kesildiğinde şikayetler genellikle tekrar başlar. Ayrıca kemik erimesi gibi yan etkiler nedeniyle uzun süreli kullanımı kısıtlıdır.

2. Cerrahi Yöntemler (Myomektomi ve Histerektomi)

Myomektomi, sadece myomların çıkarıldığı organ koruyucu bir yöntemdir ve histeroskopi, laparoskopi veya laparotomi ile yapılabilir. Eğer hasta aile planlamasını tamamlamışsa ve şikayetleri ağırsa, rahmin tamamen alınması anlamına gelen histerektomi en kesin çözümdür.

3. Embolizasyon Tedavisi

Son yıllarda popülerleşen bu yöntem, myomu besleyen damarların radyolojik olarak tıkanması esasına dayanır. Embolizasyon, rahmi korumak isteyen ve uygun kriterleri taşıyan hastalar için etkili bir alternatif sunmaktadır. Bu işlem uzman radyologlar ve jinekologlar tarafından koordineli şekilde yürütülür.

Etiketler

Myom tipleriMyomlar tedavisinin önemiMyomlar tedavisiMyomlar tedavisi kimlere yapılırMyomlar tedavisi yöntemleri

Yazar Hakkında

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu

Op. Dr. Nesrin KALELİOĞLU, Bursa'da doğmuştur. Lise öğreniminin ardından Almanya - Berlin Freie Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1988 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasına ise yine aynı üniversitenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde başlamıştır. Aynı zaman zarfında Berlin ve Almanya’nın en başarılı tüp bebek merkezinde çalışma fırsatı bulmuştur. 1991-1994 yılları arasında Hamburg ili Eppendorf Bölge Eğitim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde uzmanlık eğitimini tamamlayarak 1994 yılında Türkiye’ye dönmüştür. 1995 yılında da Uludağ Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan denklik almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.