Doktorsitesi.com

MESANE SARKMASI (SİSTOSEL)

Prof. Dr. Volkan İzol
Prof. Dr. Volkan İzol
1 Şubat 2016298 görüntülenme
Randevu Al
MESANE SARKMASI (SİSTOSEL)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sistosel (Mesane Sarkması) Nedir?

Sistosel, idrar torbası olarak bilinen mesanenin vajina içerisine doğru fıtıklaşması durumudur. Bu sağlık sorunu, temel olarak vajina ve rahim ağzı çevresindeki destekleyici dokuların zayıflaması sonucunda meydana gelir. Özellikle çok sayıda ve zorlu doğum yapmış kadınlarda sıkça rastlanan bu durumda, mesanenin sarktığı bölgedeki doğal kıvrımlar kaybolarak parlak ve düz bir görünüm oluşur.

Sistosel Belirtileri Nelerdir?

Hastaların en yaygın şikayeti, vajina bölgesinde hissedilen dolgunluk ve kitle hissidir. Sistoselin derecesine ve eşlik eden diğer durumlara göre belirtiler şu şekilde çeşitlenebilir:

  • Vajina girişinin ön veya üst kısmında belirgin bir çıkıntı, yumru veya şişlik,
  • Bölgede hissedilen yoğun baskı ve ağırlık duygusu,
  • Sık idrara çıkma ve idrar yaparken yanma (dizüri),
  • Mesanenin tam boşalmadığı hissi,
  • Vajinal çıkıntıyı içeri ittikten sonra daha rahat idrar yapabilme durumu.

Eğer sistosel ile birlikte üretrosel (dış idrar deliği sarkması) mevcutsa, hastalarda idrar kaçırma şikayeti de gözlemlenebilir. İleri derece vakalarda sarkma, ıkınma sırasında vajinadan dışarı çıkacak kadar ilerleme gösterebilir.

Sistosel İçin Risk Faktörleri

Sistoselin temel nedeni, mesane ile vajina arasındaki destek dokuların ve pelvik kas yapılarının zayıflamasıdır. Bu zayıflamaya yol açan ve riski artıran başlıca faktörler şunlardır:

Risk Faktörü KategorisiDetaylar
Doğum GeçmişiZorlu vajinal doğumlar, çok sayıda doğum yapmış olmak, iri bebek doğurmak.
Yaşam Tarzı ve Fiziksel DurumObezite, ağır yük kaldırmak, kronik kabızlık.
Tıbbi Geçmiş ve Yaşİleri yaş, menopoz dönemi, histerektomi (rahim alınması) ameliyatı geçirmiş olmak.

Sistosel Tedavi Yöntemleri

Sistosel tedavisi esas olarak cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilir. Ancak her sarkma vakasının mutlaka ameliyat edilmesi gerekmez; cerrahi kararında hastanın şikayetlerinin şiddeti ve tedavi isteği belirleyicidir. Tedavide uygulanan temel işlem anterior kolporafi (ön onarım) ameliyatıdır.

Bu operasyon iki farklı teknikle gerçekleştirilebilir:

  1. Geleneksel Yöntem: Ayrılan veya yırtılan destek dokuların tekrar birbirine yaklaştırılarak dikilmesi.
  2. Mesh (Yama) Yöntemi: Gücünü yitirmiş dokuların sentetik mesh adı verilen maddelerle desteklenmesi.

Cerrahi Tedavide Olası Komplikasyonlar

Her cerrahi girişimde olduğu gibi, sistosel ameliyatlarında da bazı istenmeyen yan etkiler gelişebilir. Bu komplikasyonlar arasında kanama riski, mesane veya rektum gibi komşu organ yaralanmaları yer alabilir. Ayrıca şu durumlar gözlemlenebilir:

  • Retansiyon: Mesanenin idrarı tam boşaltamaması,
  • Disparoni: Cinsel ilişki sırasında ağrı duyulması,
  • Fistül: İdrar yolları ile vajina arasında istenmeyen bağlantı oluşması ve idrarın vajinadan gelmesi,
  • Erozyon: Kullanılan sentetik materyalin vajinadan dışarı çıkması veya büzüşmesi,
  • Nüks: Hastalığın zaman içinde tekrarlaması.

Ameliyat Sonrası Takip ve İyileşme Süreci

Sistosel ameliyatı sonrası hastanede kalış süresi genellikle 1-2 gündür. İyileşme sürecinin sağlıklı ilerlemesi için düzenli poliklinik kontrolleri büyük önem taşır. Takip takvimi standart olarak ameliyat sonrası 1. hafta, 1. ay, 3. ay, 6. ay ve 1. yıl şeklinde planlanır.

Hastalığın nüks etmesi durumunda, tedavi için tekrar vajinal yoldan ikinci bir işlem yapılabileceği gibi, karın bölgesinden yapılacak cerrahi girişimler de tercih edilebilir.

Etiketler

Sistosel cerrahisinden sonra takip nasıl yapılır?Sistoselin tedavisi nasıldır?Sistoselin belirtileri nelerdir?Sistosel için risk faktörleri nelerdir?Sistosel nedir?

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Volkan İzol

Prof. Dr. Volkan İzol

Prof. Dr. Volkan İzol’un 2002 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Tıp Doktoru ve 2008 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’ndan Üroloji Uzmanı unvanını almıştır. Aynı Anabilim Dalı’nda 2011 yılında öğretim üyesi olarak görev yapmaya başlamış ve 16 Nisan 2015 tarihinde doçent, 28 Ağustos 2020’de profesör unvanını almıştır. Asistanlık döneminde Avrupa Üroloji Diplomasını almaya hak kazanan İzol, uzmanlık sonrası dönemde ise minimal invaziv cerrahide bilgi ve tecrübesini artırmak üzere John Hopkins Üniversitesi’nde (ABD) gözlemci statüsünde çalışmıştır. Uluslararası ve Ulusal hakemli dergilerde yayımlanan birçok makalesi mevcut olan İzol’un yurt dışı-yurt içi bilimsel toplantıda 200’ün üzerinde sözlü bildirisi ve konuşması bulunmaktadır. Günlük pratiğinde sıklıkla Üroonkoloji ve minimal invaziv ürolojik cerrahi ile ilgilenen İzol halen Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD’da öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.