Enerji ve besin öğesi içeriği Krill taze ağırlıkta %10-11 protein, %2-6 yağ, %0.3-0.6 karbonhidrat, %2 kitin ve %3-4 kadar mineral içermektedir. Lipit içeriği cinsiyete göre büyük farklılıklar göstermektedir. Erkek krill %2-4 yağ, dişi krill ise %5-6 yağ içerir (Clarke et al., 1980). Kuru ağırlıkta ise %60-78 kadar protein, %7-26 yağ ve %12-17 kadar mineral bulunmaktadır (Savage et al., 1987). Krill α-linoleik asit (18:3, ω-3) ve linolenik asit (18:2, ω-6) gibi esansiyel yağ asitlerini içermektedir. Ayrıca krill’de doymuş yağ asitleri (%26.1) ve tekli doymamış yağ asitleri (MUFA) (%24.2) düşük iken, çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) (%48.5) yüksektir. Krill’in yağ asit örüntüsü karides ve balığa benzemektedir. Ancak balıktaki çoğu yağ asidi trigliserit formdayken, kabuklu hayvanlarda yağ asitlerinin %65’i fosfolipit formdadır. Krill içindeki kolesterol seviyesi balıktan daha yüksek, karidese göre düşüktür. Krill’de kolesterol doku içinde 62.1- 71.6 mg/100 g değerindeyken, krill yağında ise 17 -76.3 mg/g arasındadır (Tou et al., 2007).

Krill bakır, demir, manganez çinko ve diğer eser elementleri içermektedir. Aynı zamanda kalsiyum, flor, magnezyum ve fosfor açısından da zengin bir kaynaktır. Krill A, E ve B vitaminleri özellikle B12, B6 ve folik asit ihtiva etmektedir. Ancak krill demir ve D vitamini açısından fakirdir. Ancak besin değeri düşünüldüğünde iyi bir kaynak olması insanlar tarafından tüketimini cazip hale getirmektedir (Tou et al., 2007).

Neden krill yağı?

Balık yağının aksine, suda çözünebilen krill yağı 1990’larda keşfedilmiştir. Gıda takviyesi olarak tüm dünyada 2001 yılında kullanılmaya başlanan krill yağı, NASA’da astronotların beslenme programında 2002 yılından beri kullanılmaktadır. Belçika’da 2010 yılında, Danimarka’da da 2011 yılında yılın ürünü olarak seçilmiştir (Sevim, 2013). Krill yağını diğer yağlardan üstün tutan temelde dört bileşen bulunmaktadır. Bunlar; içeriğindeki yağ türünün fosfolipit formda olması, ORAC değerinin (oksijen radikal emme kapasitesi) yüksek olması, omega-3 ve astaksantin içeriğidir.

ORAC DEĞRİ

ORAC (oksijen radikal emme kapasitesi), kimyasal biyomarkırlar kullanarak maddelerin toplam antioksidan güçlerini ölçen bir yöntemdir. Vücuttaki “serbest radikaller” olarak adlandırılan ve başta kanser olmak üzere pek çok hastalığa yol açan maddelerin yok edilmesi, yani emilim değerini belirten ve besinler için kullanılan bir ölçektir. Ağır metal ve civa içermeyen krill yağının ORAC değerinin yüksek olduğu ve bu sayede kansere karşı koruyuculuğu ve yaşlanmayı geciktirdiği bildirilmektedir. Krill yağı balık yağına göre ORAC testi baz alındığında E, A, D vitaminleri ile astaksantin gibi güçlü antioksidanları içermesi sonucunda 48 kez daha fazla antioksidan etkiye sahip olduğu ve koenzim Q10’den 34 kat daha etkili olduğu tespit edilmiştir (Farooqui et al., 2009; Sevim, 2013). Başka bir çalışmada ise, krill yağının fare karaciğerinde hepatik antioksidan enzimleri yüksek derecede etkilediği, katalaz, glutatyon peroksidaz ve süperoksit dismutaz aktivitelerini anlamlı şekilde artırdığı tespit edilmiştir (Venkatraman et al., 1994).

Elzem yağ asidi olan omega-3 yağ asidi, vücutta EPA ve DHA şeklinde metabolize olmaktadır. EPA ve DHA bebeklerde beyin, sinir sistemi ve göz gelişimini hızlandıran, yetişkinlerde romatoit artrit gelişimini yavaşlatan, yüksek kan trigliserit değerlerini düşüren, kardiyak aritmileri engelleyen, enfarktüs sonrası sağ kalım oranını arttıran, kan pıhtılaşmasını azaltan, damar sertliğini önleyen, kan basıncını azaltan ve Alzheimer hastalığını yavaşlatan uzun zincirli yağ asitleridir (Sevim, 2013).

Toplam kan kolesterolü veya trigliserit seviyesi yüksek 113 kişi ile yapılan başka bir çalışmada, katılımcılar 3 gruba ayrılarak; 1. gruba 6 kapsül krill yağı (n=36; 3.0 g/gün, EPA+DHA=543 mg), 2. gruba 3 kapsül balık yağı (n=40 1.8 g/gün, EPA+DHA=864 mg) ve kontrol grubu olan 3. gruba herhangi bir takviye verilmeden, 7 hafta boyunca EPA ve DHA plazma konsantrasyonları ölçülmüştür. EPA+DHA suplemanı alan grupların plazma EPA ve DHA konsantrasyonları kontrol grubuna göre önemli derecede artış saptanmıştır. Bu çalışma, krill yağının EPA ve DHA miktarı balık yağına nazaran daha az olmasına rağmen, fosfolipit formu sayesinde biyoyararlanımının yüksek ve daha iyi tolere edildiğine dair bulguları desteklemektedir (Ulven et al., 2011). Krill yağının düşük fosfolipit yerine yüksek fosfolipit içermesi durumunda biyoyararlanımının arttığını gösteren çalışmalar da mevcuttur (Ramprasath et al., 2015).

Astaksantin içeriği

Somon balığına, karidese ve flamingoya pembe-kırmızı rengini veren β-karoten ve A vitamini benzeri güçlü antioksidan özellik gösteren bir pigmenttir. Astaksantin’in antioksidan aktivitesi lutein, kantaksantin ve β-karotenden 10 kat, E vitamininden ise 500 kat daha güçlüdür (Mısır, 2012; Tou et al., 2007). Krill 1.5-2.0 mg/100 g konsantrasyonda astaksantin içermektedir. Bu durum krill’in astaksantin açısından zengin bir kaynak olduğunu göstermektedir (Tou et al.,2007, Sevim, 2013). Astaksantin kan-beyin bariyerini geçiş yeteneği üstün olan bir antioksidandır. Hücre hasarına neden olan ve kalp hastalıkları, kanser ve yaşa bağlı hastalık riskini artıran serbest radikalleri nötralize eder (Fassett et al., 2011; Bergea et al., 2014). Astaksantin’in katarakt, diyabet, kalp hastalığı, sinir hastalıkları ve bazı kanserlerin tedavisinde önemli rol oynadığı, anti-aging olarak kullanıldığı bilinmektedir (Tou et al., 2007; Mısır, 2012).

Krill Yağı ve Hastalıklarla İlişkisi Krill yağı ve kardiyovasküler hastalıklar

Krill yağının kan lipitlerinden özellikle kolesterol düzeyleri üzerine etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada, yüksek kolesterol ve trigliserit seviyelerine sahip katılımcılara farklı miktarlarda (1. grup BKİ≤30 ise 2 g/gün, BKİ>30 ise 3 g/gün; 2. grup: BKİ≤30 ise 1 g/ gün, BKİ>30 1.5 g/gün; 3. grup: 3 g/gün balık yağı; 4. grup: plasebo) krill yağı ve balık yağı verilmiştir. Çalışmanın sonucunda; krill yağı alan gruplarda toplam kolesterol seviyesinde krill yağı alan gruplarda %13 ve %18 azalma, balık yağı alan grupta % 6 azalma, plasebo alan grupta ise %6 artış olduğu tespit edilmiştir. LDL kolesterol seviyeleri ise krill yağı alan gruplarda, sırasıyla %32 ve %39, balık yağı alan grupta %5 azalma saptanırken plasebo grubunda artış saptanmıştır. HDL kolesterol düzeyleri krill grubunda %42 ve %60 artış saptanırken balık yağı ve plasebo alan gruplarda %4 artış görülmüştür. Sadece yüksek miktarda krill yağı alan grubun trigliserit seviyelerinde anlamlı bir düşüş rapor edilmiştir (Bunea et al., 2004). Yapılan bir başka çalışmada ise trigliserit düzeyi sınırda/yüksek ancak balık tüketimi az olan bireylere zeytinyağı ve krill yağı verilmiştir. Çalışma sonucunda krill yağı tüketenlerin trigliserit düzeyleri zeytinyağı alanlara göre anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (Berge et al., 2014). Krill yağı içeriğindeki omega-3 yağ asitleri sayesinde kanın pıhtılaşma riskini azaltarak kalp hastalarında etkili olduğu düşünülmektedir.

Krill yağı ve obezite/insülin direnci

Son yıllarda yüksek yağlı diyetlerin hepatik steatozis patojenezindeki rolü üzerine odaklanılmış ve yüksek yağlı diyetlerin hiperglisemiyi, hiperinsülinemiyi, obeziteyi artırdığı ve non-alkolik karaciğer yağlanmasını tetiklediği rapor edilmiştir. Krill yağının glikoz ve lipit metabolizmasını pozitif yönde etkileyeceği, hepatik steatozise karşı koruyucu etkisi olabileceği bildirilmektedir (Ferramosca et al., 2015). Yapılan çalışmalarda, yüksek yağlı diyetle birlikte krill yağı kullanımının ağırlık artışını engellediği ve insülin direncini azal-ttığı tespit edilmiştir. Krill yağı ilavesi yapılan ve yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde toplam karaciğer kütlesinin ve toplam karaciğer yağlanmasının azaldığı, hepatomegali, hepatik steatozis ve hiperkolestrolemi gelişiminin engellendiği, serum adinopektin seviyesinin arttığı ise bilinmektedir (Tandy et al., 2009; Bjørndala et al., 2012; Ferramosca et al., 2015). Obez kişilerde krill yağı takviyesinin aşırı periferik endokanabinoid aktivitesini azalttığı, bel/kalça oranı ve viseral yağ/iskelet kası kütlesi oranı gibi metabolik sendromun bazı parametrelerini iyileştirecek kapasiteye sahip olduğu belirtilmektedir (Bjørndala et al., 2012).

Krill yağının güvenirliliği ve ilaç etkileşimleri

Krill Antartika’nın saf ve temiz sularında bulunan bir canlıdır. Krill yağı üzerinde yapılan deneylerde, ağır metaller, pestisitler, dioksinler ve halojenli bifenillere rastlanmamış veya çok az miktarlarda bulunmuştur. Bir çalışmada, 4 hafta boyunca günde 2000 mg krill yağı alınmasının plasebo grubuyla karşılaştırıldığında herhangi bir yan etkisi görülmemiştir (Maki et al., 2009). Tropomyosin karides gibi kabuklu deniz hayvanlarında belirlenen alerjendir. Krill tropomyosini insandaki karidese karşı oluşturulan IgE antikoruyla çapraz reaksiyon gösterir. Karides ve diğer kabuklu deniz canlılarına alerjisi olan kişilerin krill’e karşı alerji geliştirme riski yüksektir (Nakano et al., 2008). Kril’deki flor’un yüksek miktarda ve biyoyararlanımının yüksek olması toksisiteye neden olabilmektedir. Ancak krill’in dikkatlice yakalandıktan hemen sonra kabuğun çıkarılması, tüketilmeden önce flor’un kaslara yayılmasını önleyerek potansiyel toksisiteyi minimize etmektedir (Tou et al., 2007). Krill yağının koagulopatisi olan ve antikoagülan vb. ilaç kullananların ürünü kullanmadan önce doktor/eczacıya başvurmalarında fayda vardır.

KRILL OIL

İçeriği

Krill yağı Antartika'nın temiz sularında yaşayan küçük karides gibi küçük canlılardan elde edilir. Yüksek oranlarda EPA ve DHA yararlı omega-3 yağları içerir. Krill yağını diğer balık yağlarından ayıran en önemli özelliklerinden biri ise krill yağında bulunan W-3lerdeki ve vücudumuzdaki hücre zarlarının yapısı fosfolipidlerden oluştuğu için insan vücudunda kolayca emilip sindirilebilir ve antioksidan açısından zengin olması sebebiyle serbest radikal oluşma ihtimalini en aza indirir. Krill yağı içerisindeki en güçlü antioksidanlardan birisi ise EPA ve DHA ile bağlanan flavonoid olan astaksantintir. Krill gıda zincirinin tabanında yer alır. Bu nedenle büyük balıklardan farklı olarak civa biriktirmez.

Dünyanın en saf Omega-3 yağıdır.

Fosfolipid formunda Omega-3 yağ asitlerini içerir.

Krill yağında Omega 3, Astaxanthin, Fosfolipid olmak üzere 3 ana bileşen bulunmaktadır.

Faydaları

Omega bakımından zengin bir diyet kalp sağlığı için önemlidir; krill yağı tekli doymamış yağ asitlerinden oluşur ve HDL (iyi kolestrol)'yi yükseltip LDL (kötü kolestrol)'yi düşürdüğü için koroner kalp hastalığını iyi yönde etkiler.

Kırmızı kan hücrelerindeki Omega-3 yağ asitleri miktarını arttırır.

Sistematik enflamasyonun önemli bir belirteci olan vücuttaki CRP düzeyini düşürür.

Kanda bulunan trigliserit düzeyini düşürür.

Yüksek tansiyonu düşürücü etkisi vardır.

Bunların yanında; inme, kanser, osteoartrit, adet öncesi sendrom ve depresyon gibi birçok hastalıkta da olumlu etkisi olduğu yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir.

Krill Oil gibi deniz yağları; aynı zamanda diyet, egzersiz ve kilo kontrol içeren komple bir tedavi programının bir parçasıdır.

Kan pıhtılaşma bozukluğu olan ve kabuklu deniz hayvanlarına alerjisi olan bireyler krill yağını kullanmaktan kaçınmalıdır.

Nasıl Tüketilmelidir

Sağlıklı bireyler üzerinde Krill yağı tüketimi (toplam yağ miktarı olarak) günde 1-3 gram arasında olmalıdır. Balık yağı ile birlikte yapılacak kullanımda (ki tavsiye edilen kullanım şeklidir) en iyi şekilde faydalanabilmek için kullanımın 2:3 oranında olması tavsiye edilmektedir. Örneğin 500 gram balık yağı [EPA+DHA] için 330 mg krill yağı şeklinde.

Krill yağının kullanım miktari kişinin; yaşı, sağlık ve diğer bazı faktörlere bağlıdır. Şu ana kadar yapılan araştırmalarla belirli bir doz aralığı ve yan etkileri tam olarak belirlenememektedir.

n-3 yağ asidi içeriği

Çalışma ürünü Günlük çalışma dozu Günlük doz EPA Günlük doz DHA Günlük doz EPA + DHA Günlük doz n-3 PUFA'lar

Balık Yağı 3 kapsül (1.8 gr yağ) 450 mg 414 mg 864 mg 990 mg

Krill yağı 6 kapsül (3.0 g yağ) 348 mg 195 mg 543 mg 621 mg


Antalya Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!