Son zamanlarda seanslarda da bolca konuştuğumuz koşulsuz sevgi kavramı yaşamın ilk dakikalarından itibaren hayatımızda varlığını sürdürüyor. Kurduğumuz ilk ilişki anne çocuk ilişkisi ve ailede aldığımız kabul, koşulsuz sevgi görmemiz bizi öz-şefkat noktasında da geliştiriyor. Kendimizi acımasızca eleştirirken varolan duygu, yanlışa olan hassasiyetimiz yetersizlik gibi duyguları tetiklemektedir. Ailemizin özellikle ebeveynlerin iyi çocuk kötü çocuk kavramını ortadan kaldırarak tamamen koşulsuzca sevgisini çocuğa yansıtması bütün bu duyguların önüne geçmektedir.

Derslerinde başarılı olursan seni çok severiz eğer başarısız olursan sevmeyiz veya böyle giyinirsen seni sevmem gibi tabirlerle yetiştirilen çocuklar yetişkinlikte o tatmadıkları koşulsuz sevginin eksikliğiyle ikili ilişkilerde psikolojik güçlük yaşayabiliyorlar. Öz-şefkat geliştirilemediği için bu durum da içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. Bireyler kurdukları duygusal ilişkilerde karşıdakini tamamen kabul etmek yerine değiştirmeye kendi istediği gibi yönlendirmeye çalışıyor. Paylaşılan sevgiyi kişinin bu değişimi sağlayarak elde edeceği mesajı iletiliyor.

“Birbirinize olan sevginiz paylaşılan kişisel değerinizdir ve zamanla değişmeyecektir. Sizler, kendiniz ve geleceğiniz için daha iyi bir kişi olma yolunda çalışırken, koşulsuz sevgi sizi bir araya getiren şeydir. Kendi hayatınızın olması,yalnız vakit geçirmek, kişisel hedeflerinize ulaşmak ve mutlu yaşamak özgürlüktür. Ve ancak kendinizi tanıyıp sevdiğinizde, bir başkasını koşulsuz olarak sevebilirsiniz”.

Lütfen koşulsuz sevmeyi karşımızdakini her şeyiyle olduğu gibi kabul etmeyi öğrenelim. Özellikle çocuklarımızı ve partnerimizi sevelim lütfen çok sevelim ve kabul edelim..


Samsun Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!