Doktorsitesi.com

KENDİMİZİ GERÇEKTEN GELİŞTİRİYOR MUYUZ YOKSA EGOMUZU MU ŞİŞİRİYORUZ?

Klinik Psikolog Serra Kampeas
Klinik Psikolog Serra Kampeas
3 Haziran 2022126 görüntülenme
Randevu Al
KENDİMİZİ GERÇEKTEN GELİŞTİRİYOR MUYUZ YOKSA EGOMUZU MU ŞİŞİRİYORUZ? Varoluşçu yaklaşıma göre, birey var olmanın getirileriyle yüzleşmekte ve bu sebepten dolayı çatışma yaşamaktadır. Var olmanın getirileri demek insan hayatındaki en nihai kaygılar demektir.
KENDİMİZİ GERÇEKTEN GELİŞTİRİYOR MUYUZ YOKSA EGOMUZU MU ŞİŞİRİYORUZ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Varoluşçu Yaklaşım ve İnsanın Nihai Kaygıları

Varoluşçu yaklaşıma göre birey, var olmanın getirdiği temel gerçeklerle yüzleştiğinde derin bir çatışma yaşamaktadır. Bu çatışmalar, insan hayatındaki en nihai kaygılar olarak adlandırılan dört temel unsurdan kaynaklanır. Bunlar; ölüm, özgürlük, yalıtım ve anlamsızlıktır. Birey, bu hayat gerçeklerinden herhangi biriyle karşı karşıya kaldığında varoluşçu çatışma süreci tetiklenir.

İnsan hayatında en çok korkuya neden olan nihai kaygı ölümdür. Kişi, ölümün kaçınılmazlığının farkında olması ile var olmaya devam etme arzusu arasındaki gerilimde bu çatışmayı deneyimler. Bir diğer önemli kaygı olan özgürlük, aslında dışsal bir yapının yokluğu anlamına gelir. Kişi; hayat tarzından, seçimlerinden ve kararlarından tamamen sorumlu olduğu bir boşlukta yaşar. Bu durum, bir zemin arayışı ile zeminsizlik arasındaki çelişkiyi doğurur.

Yalıtım ve Anlamsızlık: İnsanın İçsel Çatışmaları

Üçüncü nihai kaygı olan yalıtım, kişinin varoluş yolculuğuna tek başına başlayıp yine tek başına bitirmesi gerçeğidir. Birey, başkalarıyla ne kadar yakın ilişki kurarsa kursun, özünde her zaman yalnızdır. Varoluşçu çatışma, bu yalnızlığın farkındalığı ile bir bütün olma arzusu arasındaki gerilimden beslenir.

Son nihai kaygı olan anlamsızlık ise kişinin hayatın amacını sorgulamasıyla ortaya çıkar. Kayıtsız bir evrende, kendi dünyasını oluşturan ve sonunda ölecek olan insan, kaçınılmaz olarak bir anlam arayışına girer. Bu noktada yaşanan ikilem, anlamı olmayan bir evrende anlam arama çabasından kaynaklanmaktadır.

Modern Dünyada Anlam Arayışı ve İstismar

Günümüzde "anlam arayışı" kavramı popüler bir kültür ögesi haline gelmiş durumdadır. Bu durum; kişisel gelişim seminerleri, kitaplar, yaşam koçları ve yetkinliği olmayan sözde uzmanların türemesine yol açmıştır. Tüketim toplumunun hızıyla birleşen bu meslek grupları, ne yazık ki sıklıkla kötüye kullanılmaya başlanmıştır.

Psikoterapi kavramı, köken olarak Yunanca psukhē (ruh/zihin) ve therapeia (iyileştirme) kelimelerinden türemiştir. Ruhsal süreçleri iyileştirme amacı taşıyan bu alan, somut ve elle tutulur bir yapıya sahip olmadığı için istismara oldukça açıktır. Kısa süreli eğitimlerle kendisini uzman ilan eden kişiler, yalnızlaşan modern insanın ruh sağlığını bir ticaret unsuru haline getirmektedir.

Gerçek Psikoterapi ve Sahte İyilik Hali Arasındaki Farklar

İnsanların daha mutlu, huzurlu ve özgür hissetme ihtiyacını fark eden bazı kişiler, pazarlama becerilerini kullanarak yalancı iyilik hali üretmektedir. Bu noktada, gerçek bir uzman ile sahte uzman arasındaki farkları bilmek hayati önem taşır.

ÖzellikProfesyonel PsikoterapistSahte Uzman / Guru
EğitimLisans, Yüksek Lisans ve Sürekli EğitimKısa süreli kurslar veya kişisel deneyim
SüreçKendi terapi sürecinden geçer, süpervizyon alırŞişirilmiş özgüven ve pazarlama odaklıdır
YöntemBilinçaltı ve kör noktalarla bilimsel çalışmaYoğunlaştırılmış, geçici motivasyon programları
SonuçKalıcı ve gerçekçi bir gelişimGeçici mutluluk ve sonrasında büyük pişmanlık

Şişirilmiş Ego ve Sahte Özgüvenin Tehlikeleri

Yetersiz eğitim almış koçların ve guruların uyguladığı programlar, başlangıçta kişide ciddi bir mutluluk ve güven duygusu yaratabilir. Ancak bu durum, sadece özgüvenin şişirilmesinden ibarettir. Düşünce gücüyle her şeyi yapabileceğine inandırılan bireyler; işlerini, eşlerini veya şehirlerini değiştirerek radikal kararlar alabilmektedir.

Bu şişirilmiş öz güven normale döndüğünde ve hayat rutin akışına girdiğinde, kişiler büyük bir hayal kırıklığı ve pişmanlık yaşamaktadır. Bu süreçte sadece kendine olan güvenini değil, başkalarına olan güvenini de kaybetmektedir. Sözde uzmanlar ise karizmalarıyla insanları etkileyerek kendi egolarını ve maddi imkanlarını beslemeye devam ederler.

Unutmayın; sorunlarınız bir günde oluşmadığı gibi, varoluşsal sorgulamalarınız da bir günde sona ermez. Ruh sağlığınızı korumak için bu süreçlerin profesyonel ve etik bir zeminde yürütülmesi şarttır.

UZM. PSK. SERRA KAMPEAS

Etiketler

Varoluşçu yaklaşım

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Serra Kampeas

Klinik Psikolog Serra Kampeas

  • 1984 yılında İstanbul’da doğdu. Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünde okumuştur.Robert Kolej Bizimtepe Anaokulu’nda çocuklarla, Norma Razon Danışmanlık Merkezi’nde ergenlerle, Fransız Lape Hastanesi’nde yetişkinlerle  staj yapmıştır.
  • İlgi alanlarım içerisinde ; Uluslararası Kognitif Davranışçı Terapi; Bilişsel Varoluşsal Terapi; Uluslarası Psikodrama Grup Psikoterapisi; EMDR, Çözüm Odaklı Terapi; Cinsel Terapi, Gottman Çift Terapisi ve Uluslarlarası Şema Terapisi bulunmaktadır.
  • 2014-2015 yılları2010 yılından bu yana yetişkin bireyler ve çiftlerle cinsel sorunlar, anksiyete bozuklukları, depresyon, travma ve yas, obsesif-kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği, fobiler, ilişki problemleri, panik bozukluk, sınav kaygısı, özgüven sorunları, öfke kontrolü, stres kontrolü ve yeme bozuklukları alanlarında çalışmaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.