Kekemelerin Kişilik Yapısı
- Kekemelik ile fiziksel yapı, zeka ve akademik başarı arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır.
- Kekeme bireylerde görülen içekapanıklık, düşük özgüven ve sosyal çekingenlik gibi özellikler kekemeliğin nedeni değil, bir sonucudur.
- Kekemelik, bireylerin toplumsal uyum sürecini aksatarak sosyal ilişkilerde hassasiyet, kırılganlık ve düşük empati gibi duygusal değişimlere yol açabilmektedir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Kekemelik ve Kişilik Yapısı Arasındaki İlişki
Kekemeler üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar, bu bireylerin özel bir kişilik yapısı sergilemediğini ancak belirli ortak özelliklere sahip olabildiklerini göstermektedir. Kekeme bireylerin kişiler arası ilişkilerde zorluklar yaşayabildiği, mutsuzluk ve içekapanıklık gibi eğilimler gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca bu bireylerin, kekeme olmayanlara oranla daha az soğukkanlı oldukları ve kendileriyle ilgili algılarının (özbenlik saygısı) daha düşük olduğu gözlemlenmektedir.
Kekemeliğin Sosyal ve Duygusal Etkileri
Kekemeliğin ortaya çıkışı, bireyin, özellikle de çocukların toplumsal uyum sürecini doğrudan aksatabilmektedir. Sosyal çevrede alay konusu olma korkusu, bireyin konuşmaktan çekinmesine yol açar. Bu süreçte kekeleyen çocuklarda şu duygusal değişimler gelişebilir:
- Hayal kırıklığı ve utanma duygusu,
- Sosyal çekingenlik ve özgüvensizlik,
- Yoğun kızgınlık ve öfke nöbetleri.
Fiziksel Yapı, Zeka ve Akademik Başarı
Yapılan çalışmaların büyük bir çoğunluğu, kekeleyen ve akıcı konuşan bireyler arasında fiziksel yapı, gelişim ve zeka açısından anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymaktadır. Mc Dowell tarafından yapılan araştırmada, Stanford-Binet zeka testi sonuçları ve akademik başarı düzeyleri açısından iki grup arasında belirgin bir farklılık saptanmamıştır. Benzer şekilde Andrews ve arkadaşları da kekeleyen çocukların zeka seviyelerinin akıcı konuşan akranlarıyla aynı düzeyde olduğunu bulgulamıştır.
Kişilik Testleri ve Araştırma Bulguları
Kekemelerin kişilik özelliklerini belirlemek amacıyla uygulanan TAT (Tematik Algı Testi) ve Rorschach gibi projektif testlerde genellikle normallerle anlamlı bir fark görülmemiştir. Ancak bazı spesifik çalışmalar farklı sonuçlar ortaya koymaktadır:
| Araştırmacı / Test | Temel Bulgular |
|---|---|
| Mc Dowell / Stanford-Binet | Zeka ve akademik başarıda fark yoktur. |
| İnceer ve Kocadere (1999) | Duygusal kaynaklı entelektüel işlevlerde zayıflık ve düşük empati. |
| MMPI Çalışmaları | Bireyler normal sınırlar içindedir ancak uyum düzeyleri daha düşüktür. |
| Andrews vd. (1991) | Kekemelerin daha içedönük ve daha az dominant olduğu saptanmıştır. |
Psikolojik Değerlendirmeler ve Uyumsuzluk Belirtileri
İnceer ve Kocadere'nin (1999) çalışmasına göre, kekeleyen kişilerin içsel konuşmalarını tanımada güçlük çektikleri, çevrelerine karşı saldırgan ve ani tepkiler verebildikleri görülmüştür. Ayrıca bu bireylerde obsesif kompulsif niteliklerin yanı sıra içgörü ve empati düzeylerinin düşük olduğu belirtilmiştir. Fitzgerald ve arkadaşları ise kekeleyen bireylerin sosyal ilişkilerinde çok daha hassas, kırılgan ve içedönük olduklarını vurgulamıştır.
Sonuç: Neden mi, Sonuç mu?
Kekemelik üzerine yapılan kapsamlı değerlendirmelerde Bloodstein, psikolojik testlerde görülen bu uyumsuzluk belirtilerini kekemeliğin bir nedeni olarak değil, aksine kekemeliğin bir sonucu olarak değerlendirmiştir. Yani kişilikteki bu değişimler, konuşma bozukluğunun birey üzerinde yarattığı psikososyal baskıdan kaynaklanmaktadır.



