Doktorsitesi.com

KAYGILI ÇOCUĞA NASIL YARDIM EDİLİR?

Psk. Fahrettin Özçelebi
Psk. Fahrettin Özçelebi
13 Kasım 2015949 görüntülenme
Randevu Al
  • Çocukluk döneminde yaşanan korku ve kaygılar gelişimin doğal bir parçası olsa da, müdahale edilmediğinde çocuğun sosyal ve akademik başarısını ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir.
  • Kaygı bozuklukları her on çocuktan birinde görülmekte olup, somut bir nedene dayanabileceği gibi çocuğun kişilik yapısından kaynaklanan karmaşık faktörlerle de ortaya çıkabilmektedir.
  • Ebeveynler, çocuklarının kaygılarını tanımalarına yardımcı olarak ve küçük adımlarla ilerleyen destekleyici bir iş birliği kurarak bu sürecin profesyonel bir yaklaşımla yönetilmesini sağlamalıdır.
KAYGILI ÇOCUĞA NASIL YARDIM EDİLİR?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Gizli Kalan Kaygı ve Korku Belirtileri

Çocukların gelişim sürecinde karşılaştıkları bazı duygusal zorluklar, ebeveynler tarafından her zaman net bir şekilde fark edilemeyebilir. Örneğin, 11-12 yaşlarına gelmiş bir kız çocuğunun hâlâ karanlıktan korkması veya gece duyduğu sesler nedeniyle evin soyulacağı kaygısına kapılması önemli bir işarettir. Benzer şekilde, 10 yaşındaki bir erkek çocuğun evde rahatken dışarıda veya okulda hata yapma korkusuyla aşırı utangaç davranması, potansiyel bir kaygı durumuna işaret eder.

Bu tür kaygılar, çocukların yeteneklerini sergilemelerine de engel olabilir. Çok iyi enstrüman çalan bir çocuğun, aptal yerine konulma korkusuyla okul konserlerine çıkmaktan ürkmesi bu duruma somut bir örnektir. Bu ve benzeri sorunlar aslında normal gelişim sürecinin bir parçası olarak kabul edilse de, müdahale edilmediğinde aile hayatında ciddi ve tatsız gelişmelere yol açabilmektedir.

Çocukluk Döneminde Korku ve Fobilerin Doğası

Çocukların yaşadığı korku, endişe ve kaygılar yaşa bağlı olarak farklı formlara bürünebilir. Her çocuğun hayatının belirli bir döneminde fobi geliştirmesi, aslında büyümenin doğal bir parçasıdır. Küçük çocuklarda yabancı korkusu ve anneden ayrılma endişesiyle başlayan bu süreç, zamanla karanlık korkusuna veya yatağın altında canavar olduğu hayaline dönüşebilir.

Gençlik yıllarına gelindiğinde ise utanma ve sıkılma duyguları, ergenlik döneminin yaygın ve bazen kısıtlayıcı bir parçası haline gelir. Bu korkular genellikle geçici ve anlıktır; ancak bazen çocuğun günlük yaşamını olumsuz etkileyecek düzeye ulaşabilir. Ebeveynler olarak bu sürecin hızlı ve sağlıklı bir şekilde atlatılması için destekleyici bir rol üstlenmek kritik önem taşır.

Kaygının Nedenleri: Belirgin ve Karmaşık Faktörler

Bazı korkuların nedenleri son derece açık ve anlaşılırdır. Örneğin, okulda arkadaşları tarafından korkutulan bir çocuğun okula gitmek istememesi veya eve hırsız girmesi sonrası yaşanan yalnız yatamama sorunu somut bir sebebe dayanır. Ancak bazı durumlarda kaygı, herhangi bir dışsal neden olmaksızın çok daha karmaşık bir yapıda karşımıza çıkabilir.

Hiçbir trafik kazası deneyimi olmamasına rağmen ebeveynlerini bu yolla kaybedeceğini düşünen veya her gün zamanında okuldan alınmasına rağmen ailesinin başına bir felaket geleceğinden korkan çocuklar mevcuttur. Bu durumlarda kaygı, çocuğun kişiliğine yerleşmiş bir öğe haline gelebilir. Bu durum, anne ve babada çocuğun yaşamı boyunca sürekli alıngan ve gergin olduğu hissini uyandırabilir.

Kaygı Bozukluklarının Yaygınlığı ve Etkileri

Yetişkinler genellikle çocukluğu sorumsuzluk ve tasasızlık dönemi olarak görse de, araştırmalar kaygının çocuklar arasında en yaygın sorun olduğunu göstermektedir. İstatistiklere göre, her on çocuktan birinde tanı koyulabilen bir endişe bozukluğu bulunmaktadır. Kaygı; cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey veya zeka seviyesi fark etmeksizin tüm çocukları etkileyebilen gerçek bir acı belirtisidir.

Kaygının çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri şunlardır:

  • Okul başarısının düşmesi,
  • Arkadaşlık ilişkilerinin kurulmasının engellenmesi,
  • Tırnak yeme ve dikkat sorunlarının oluşması,
  • Uyku, beslenme ve tuvalet alışkanlıklarının bozulması,
  • Hırçınlık, öfke ve yaşından beklenmeyecek gerileme davranışları,
  • Ebeveynlere karşı aşırı bağımlılık geliştirme,
  • Takıntılı davranışların ortaya çıkması.

Kaygılı Çocuğa Yardım Etme Yöntemleri

Kaygılı bir çocuğa sahip olmak ebeveynler için korkutucu olmamalıdır; çünkü kaygı yönetilebilir bir süreçtir. Önemli olan, geçmişteki değiştirilemeyen nedenlere odaklanmak yerine, kaygıyı neyin devam ettirdiğini bulmaktır. Araştırmalar; çocuğun düşünme biçimi, korkularıyla başa çıkma yolu ve ebeveyn etkileşiminin bu süreçte belirleyici olduğunu göstermektedir.

Çocuğunuza yardımcı olmak için şu adımları izleyebilirsiniz:

  1. Kaygılı duyguları anlamasını ve tanımasını sağlamak.
  2. Kaygının bedensel etkilerini (çarpıntı, terleme vb.) açıklamak.
  3. Kaygılı düşünceleri fark etmesine yardımcı olmak.

İşbirliği ve Motivasyon Oluşturma

Kaygılı çocuklar genellikle ebeveynlerinin gözünde mükemmel görünmek istedikleri için kısıtlamalarını kabul etmekte zorlanabilirler. Bu süreci aşmak için çocukla tam bir işbirliği ve motivasyon sağlanmalıdır. Kaygının çocuğun hayatından neleri alıp götürdüğünü anlamak için aşağıdaki sorular üzerinden bir liste yapabilirsiniz:

Soru AlanıÇocuğun Değerlendirmesi
DuygularKaygının hissettirdiği olumsuz duygular (korku, üzüntü vb.)
EngellerKaygının yapmasını engellediği işler (spor, gezi, ders vb.)
Gelecek VizyonuKaygılı olmadığı zaman hissedeceği huzur ve özgürlük
HedeflerKaygı bittiğinde yapabileceği yeni aktiviteler

Uygulama Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu alıştırmalar yapılırken çocuğun korkularını tartışmak ve süreci sabırla yönetmek gerekir. Unutulmamalıdır ki bu çalışma, normal koruyucu endişeleri yok etmeyi değil, yaşamı kısıtlayan aşırı kaygıyı yönetmeyi hedefler. Süreç boyunca şu kurallara sadık kalınmalıdır:

  • Endişe duymanın normal olduğu ve birçok çocuğun bunu yaşadığı vurgulanmalıdır.
  • Çocuk asla istemediği bir şeyi yapmaya zorlanmamalıdır; bu durum kaygıyı artırır.
  • Yeni beceriler küçük adımlarla kazanılmalı ve sabırlı olunmalıdır.
  • Süreç zevkli hale getirilmeli ve küçük başarılar ödüllendirilmelidir.

Eğer bu alıştırmaları uygulamakta zorlanıyorsanız veya kaygı düzeyi hayat kalitesini ciddi şekilde düşürüyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından yardım almaktan çekinmeyiniz. Terapist desteği almak bir zayıflık değil, sorunu profesyonelce çözme kararlılığıdır.

Kaynak: Ronald M. Rapee, Susan H. Spence, Vanessa Chobham, Ann Wignall, Kaygılı Çocuğa Yardım, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2003.

Düzenleyen: Psk. Fahrettin ÖZÇELEBİ

Etiketler

Kaygılı çocukKaygılı çocuklarKaranlık korkusuKorkan çocukÇocukta canavar korkusuKaygılı çocuğa yardımKaygılı çocuğunuza nasıl yardım edebilirsiniz?Kaygının çocukların üzerindeki olumsuz etkileri

Yazar Hakkında

Psk. Fahrettin Özçelebi

Psk. Fahrettin Özçelebi

Psk. Fahrettin ÖZÇELEBİ, 2007 yılında Tiflis Devlet Üniversitesi Psikoloji Lisans programını tamamlamış ve yan dal olarak Gelişim Psikolojisini tamamlamıştır. 

Lisans eğitimi stajını ise Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Ergen ve Genç servisinde yapmış olan Psk. Fahrettin ÖZÇELEBİ, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı Kadın ve Aile Sağlığı Merkezinde özellikle kadın ve çocuklar ile yüzlerce bireysel terapi ve grup terapileri düzenlemiş, bir çok okul ve kurumda farklı konularda seminerler vermiştir.

2010-2017 yılları arasında Adalet Bakanlığı'nda görev almış ve süreç içerisinde davranış programlarının geliştirilmesinde ve ruh sağlığı alanında çalışan meslektaşlarına bu programların eğitiminin verilmesinde önemli bir görevi yerine getirmiştir. 

Davranış Bilimleri Enstitüsü ve Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) gibi Türkiye’nin ruh sağlığı alanındaki öncü kurumlarında terapötik becerilerini geliştirmek amacıyla birçok sertifikalı terapi programı başarı ile tamamlayan Psk. Fahrettin ÖZÇELEBİ, Sağlık Bakanlığının yaptığı sınavı başarı ile geçerek Psikolojinin Tıbbı Uygulamaları Yetki belgesini almıştır. 

Psk. Fahrettin ÖZÇELEBİ, mesleki çalışmalarına, Ankara Psikolog, Psikoterapist, Evlilik ve Aile Danışma Merkezi ve Ankara'da bulunan özel muayenehanesi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.