Doktorsitesi.com

Kaygı nedir, Anksiyete belirtileri nelerdir,  Anksiyete belirtileri için ne yapmalı?

Klinik Psikolog Ela Nur Rüzgar
Klinik Psikolog Ela Nur Rüzgar4.9(39 Değerlendirme)
10 Aralık 2024189 görüntülenme
Randevu Al
  • Kaygı, somut bir nedene dayanan korkudan farklı olarak belirsiz bir huzursuzluk halidir ve belirli bir düzeyde olduğunda koruyucu bir işlev üstlenir.
  • Kaygının aşırı, sürekli ve kontrol edilemez hale gelerek kişinin fiziksel sağlığını ve günlük işlevselliğini bozması anksiyete bozukluğuna işaret eder.
  • Anksiyete bozukluklarının tedavisinde psikoterapi ve psikiyatri desteği kullanılırken, özellikle psikodinamik yaklaşımlar kaygının kökenlerini anlamlandırmaya ve kalıcı davranış değişimi sağlamaya odaklanır.
Kaygı nedir, Anksiyete belirtileri nelerdir,  Anksiyete belirtileri için ne yapmalı?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kaygı Nedir? Kaygı ve Korku Arasındaki Farklar

Kaygı, belirli bir somut neden olmaksızın kişinin kendisini huzursuz, gergin ve yatıştırılamaz hissetmesi halidir. Birçok kişi kaygı ile korkuyu birbirine karıştırsa da bu iki duygu arasında temel bir fark bulunur. Korku, doğrudan tehdit oluşturan bir nesneye veya nedene karşı gelişirken; kaygı durumunda endişeyi tetikleyen doğrudan bir neden çoğu zaman mevcut değildir.

Buna karşın, kaygı her zaman olumsuz bir durum değildir; aksine bazı durumlarda itici güç görevi görür. Örneğin, bir sınava hazırlanırken, iş başvurusu yaparken veya kritik bir karar aşamasındayken belirli bir düzeyde kaygı duymak oldukça yerindedir. Yerinde ve yeterli miktardaki kaygı, birey için koruyucu bir işlev üstlenir. Ancak bu duygunun kontrolsüzleşmesi, bir bozukluğun habercisi olabilir.

Kaygı Ne Zaman Anksiyete Bozukluğuna Dönüşür?

Kaygının bir bozukluk olup olmadığını anlamak için duygunun sıklığına ve şiddetine bakılmalıdır. Eğer kaygı hali giderek sıklaşıyorsa, aşırı endişe gerektirmeyen durumlarda dahi yoğun yaşanıyorsa ve kişi kendisini yatıştırmakta zorlanıyorsa, anksiyete bozukluğu ihtimali değerlendirilmelidir.

Anksiyete bozukluğu, sadece zihinsel değil, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi etkiler yaratabilir. Kişi, fizyolojik bir problemi olmasa dahi kendisini hasta hissedebilir, kalabalık ortamlarda bulunmakta zorlanabilir veya kapalı alanlarda nefes darlığı deneyimleyebilir. Bu noktada belirtilerin aşırı ve sürekli olması en önemli ayırt edici faktördür.

Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Kaygı bozukluğu yaşayan bireylerde hem psikolojik hem de bedensel semptomlar bir arada görülebilir. En yaygın anksiyete belirtileri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Sürekli gerginlik ve huzursuzluk hali,
  • Çarpıntı hissi ve kalp krizi geçiriyormuş gibi hissetme,
  • Hızlı yorulma ve odaklanma güçlüğü,
  • Nefes alamıyormuş gibi hissetme,
  • Vücudun çeşitli yerlerinde karıncalanma ve uyuşma deneyimi.

Anksiyete Bozukluğu Türleri ve Tedavi Süreçleri

Anksiyete bozuklukları geniş bir yelpazeyi kapsar. Toplumda en sık rastlanan türler arasında sosyal fobi, agorafobi (kapalı alan korkusu) ve panik atak yer almaktadır. Tedavi planlanırken öncelikle bozukluğun hangi alanda yoğunlaştığı tespit edilir ve kişiye özel bir yol haritası belirlenir.

Tedavi sürecinde genellikle psikiyatri uzmanı ve psikoterapist multidisipliner bir çalışma yürütür. Psikoterapilerin, hastanın işlevselliğini artırma ve semptomları yatıştırma konusunda yüksek başarı sağladığı gözlemlenmiştir.

Psikodinamik Psikoterapi Yaklaşımı

Psikodinamik psikoterapiler, kaygı bozukluğu tedavisinde semptomları sadece ortadan kaldırılması gereken birer sorun olarak görmez. Daha derin bir perspektifle, kaygının altındaki nedensellikleri hasta ile birlikte anlamlandırmayı hedefler. Bu terapi yöntemi şu aşamaları kapsar:

  1. Anlamlandırma: Kaygının kökenleri ve bugünkü yaşamı nasıl etkilediği analiz edilir.
  2. Davranış Değişimi: Hasta kaygısını anlamlandırdıkça, davranışlarında kalıcı değişimler başlar.
  3. Duygu Düzenleme: Geleceğe dair duyulan kaygı hissini yönetme becerisi kazanılır.

Tedavi süreci, hastanın durumuna göre kısa sürede sonuç verebileceği gibi bazı durumlarda daha uzun sürebilir. İyileşme sürecindeki en kritik dinamik, hastanın terapiye düzenli devam etmesi ve hayatı adına bir disiplin geliştirmesidir.


Kaynak: Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’ndan, çev. Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2014.

Yazar Hakkında
Klinik Psikolog Ela Nur Rüzgar

Klinik Psikolog Ela Nur Rüzgar

Klinik Psikolog Ela Nur Rüzgar, mesleki yaşamı boyunca çocuklar, ergenler, yetişkinler ve ailelerle farklı kurum ve çalışma ortamlarında uzun yıllara yayılan deneyim edinmiştir. Özellikle çocuk ve ergenlerle yürüttüğü çalışmaların yanı sıra ebeveynlerle gerçekleştirilen görüşmeler ve aile süreçleri, mesleki deneyiminin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Günümüzde ergen ve yetişkinlerle bireysel görüşmelerin yanı sıra çiftlerle çalışmalarını sürdürmektedir.

Lisans eğitimini Atatürk Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamlamıştır. Üniversite yıllarından itibaren mesleki eğitimlere yönelmiş; evlilik öncesi danışmanlık ve kısa süreli çözüm odaklı yaklaşımlara ilişkin eğitimler almıştır. Lisans eğitimi sırasında çeşitli hastanelerin yetişkin psikiyatrisi ve çocuk-ergen psikiyatrisi birimlerinde staj çalışmalarını gerçekleştirmiştir.

2017 yılında Psikoterapi Enstitüsü bünyesinde dört yıllık Bütüncül Psikoterapi Eğitim Programı’na başlamış; programın teori, formülasyon ve süpervizyon aşamalarını tamamlamıştır. Aynı kurum bünyesinde Masterson yaklaşımı, rüyalarla çalışma ve hipnoz alanlarında eğitimlere katılmıştır. Mesleki gelişiminin devamında aile danışmanlığı eğitimini tamamlamış; 2018 yılında başladığı İstanbul Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programından 2020 yılında mezun olmuştur.

Eğitim ve klinik çalışmalarının yanı sıra uzun süreli grup çalışmalarına katılarak mesleki gelişimini sürdürmüş; psikodiyalektik yaklaşım çerçevesinde yürütülen grup çalışmalarında yer almıştır.

Çalışmalarında kişinin yaşadığı güçlükleri yalnızca ortaya çıkan yakınmalar üzerinden değil; yaşam öyküsü, ilişkileri, duygusal deneyimleri ve tekrar eden ilişki örüntüleriyle birlikte ele almaya önem vermektedir. İlişkisel güçlükler, tekrar eden ilişki döngüleri, kaygı ve duygusal zorlanmalar, ayrılık ve kayıp süreçleri, benlik ve kimlik sorunları, aile ilişkileri ve yaşamın farklı dönemlerinde karşılaşılan güçlükler üzerine çalışmalar yürütmektedir.

Mesleki çalışmalarının yanı sıra ruh sağlığı alanında çalışan meslektaşlara yönelik eğitim, seminer ve süpervizyon çalışmaları gerçekleştirmekte; klinik formülasyon, aktarım-karşı aktarım dinamikleri ve psikoterapi sürecinin kuramsal olarak ele alınmasına yönelik çalışmalarını sürdürmektedir.

Yüz yüze görüşmelerini İstanbul Caddebostan’daki kliniğinde gerçekleştirmekte, ayrıca online görüşmeler yürütmektedir.

<
Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.