Doktorsitesi.com

Kararsızlığı aşmanın yolları

Psk. Serap Duygulu
Psk. Serap Duygulu
15 Mayıs 20151493 görüntülenme
Randevu Al
Kararsızlığı aşmanın yolları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Karar Verme Süreci ve Seçimlerin Hayatımızdaki Rolü

Ünlü yazar Andre Gide’in de belirttiği gibi; “Seçmek, seçmediğini kaybetmeyi göze almaktır.” Hayatımızın her anında, farkında olsak da olmasak da sürekli kararlar alırız. Kişisel eylemlerimizin tamamı, doğrudan veya dolaylı olarak verdiğimiz bu kararların bir sonucudur. En basit günlük rutinlerimizden, örneğin mutfakta hangi bardağı kullanacağımızı seçmekten, hayatımızın akışını değiştirecek kritik yol ayrımlarına kadar her an bir tercih aşamasındayız.

Karar Vermek Neden Zordur?

Karar vermek her ne kadar doğal bir eylem olsa da her zaman kolay değildir. Bir seçeneği tercih etmek, diğer tüm olasılıkları yok saymak ve o seçenekleri kaybetmeyi göze almak anlamına gelir. Özellikle alınan kararların kapsamı genişledikçe, kendimizin ve başkalarının hayatını etkileme potansiyeli arttıkça karar alma süreci daha sancılı bir hal alabilir.

Karar verme aşamasında yaşanan endişe ve gerginliğin temelinde şu faktörler yatabilir:

  • Yetiştirilme tarzı ve ailevi faktörler,
  • Kişilik yapısı ve karakter özellikleri,
  • Alınacak kararın yaratacağı sorumluluk düzeyi.

Bu unsurlar, bireyde ne yapacağını bilememe durumu olan kararsızlık olgusunu tetikler.

Kararsızlık Probleminin Belirtileri ve Nedenleri

Kararsızlık aslında herkesin zaman zaman deneyimlediği bir durumdur. Ancak bu durumun süreklilik arz etmesi, bir problem olduğuna işaret eder. Eğer aşağıdaki durumları yaşıyorsanız, kronik bir kararsızlık problemiyle karşı karşıya olabilirsiniz:

  • Karar verme sürecinin giderek zorlaşması,
  • Alınan kararların sık sık değiştirilmesi,
  • Verilen kararlardan bir türlü emin olamama,
  • Sürekli başkalarının fikrine ve onayına ihtiyaç duyma.

Karar Verme Güçlüğünün Temel Nedenleri

NedenAçıklama
Öz Güven EksikliğiKendi muhakeme yeteneğine güvenmeme durumu.
Sorumluluktan KaçınmaKararın sonuçlarını üstlenmekten çekinme.
Eleştiri KorkusuBaşkalarının vereceği tepkilerden çekinme.
Hata Yapma KaygısıYanlış karar vermenin sonuçlarından korkma.

En Kötü Karar Kararsızlıktan İyidir

Kaynağı ne olursa olsun, yaşam boyunca sürekli kararlar almak ve bunları uygulamak zorundayız. Kararsızlığı aşmak, bazen yanlış sonuçlar doğursa bile adım atmak hayati önem taşır. Toplumda yaygın olarak bilinen “En kötü karar, kararsızlıktan iyidir” sözü, eylemsizliğin yarattığı durağanlığın zararlarına dikkat çeker. Hiçbir kararın %100 doğru veya yanlış olduğu önceden bilinemez; sadece kararlar alınır ve sonuçları tecrübe edilir.

Tecrübe ve Yanlış Kararlar Arasındaki İlişki

Bir bilgenin doğru karar alma yetisini nasıl kazandığına dair verdiği cevap oldukça manidardır: Tecrübe. Tecrübeyi nasıl kazandığı sorulduğunda ise cevabı "Yanlış kararlar ile" olmuştur. Yanlış yapmaktan korkarak doğruya ulaşmak mümkün değildir.

Karar Alma Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Karar verme becerilerinizi geliştirmek ve kararsızlığı aşmak için şu noktaları göz önünde bulundurmalısınız:

  • Hayatın size ait olduğunu ve bazen yanlış kararların sizi doğruya ulaştıracak yegane yol olduğunu kabul edin.
  • Başkalarına bilinçli zarar vermediğiniz sürece, her seçimin bir öğretisi vardır.
  • İnsanlar genellikle aldıkları kararlar için değil, almadıkları kararlar ve kaçırdıkları fırsatlar için pişmanlık duyarlar.
  • Karar almaktan kaçınarak ilerleme kaydetmek mümkün değildir.
  • Seçimleriniz size aittir ve bu tercihler için kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz.

Sonuç olarak, hepimiz hatalar yapabilir ve yanlış kararlar verebiliriz. Ancak yanlış kararlar doğru tecrübeler kazandırıyorsa, onların tamamen yanlış olduğundan söz edilemez. Önemli olan, sonuç ne olursa olsun ders çıkarabilmek ve ileriye bakabilmektir.

Etiketler

KararsızlıkKararsız olmakKarar vermekKarar alamama

Yazar Hakkında

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap DUYGULU, İstanbul'da doğmuştur. 
Psikoloji dalında gerçekleştirdiği çalışmalarına önemli ölçüde katkılar sağlayan, Sosyoloji, Edebiyat, Kamu Yönetimi alanlarında da Lisans  düzeyinde akademik eğitimler alan Serap Duygulu İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘Uygulamalı Psikoloji’ üzerine Yüksek Lisans yapmış ve  "Afazi Hastası Yakınlarında Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşünceler" başlıklı tezi ile lisansüstü derecesini almıştır. 
Ayrıca bu çalışma bu alanda yapılmış ilk ve tek psikolojik araştırma olarak önemini halen korumaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.