KADINA YÖNELİK CİNSEL ŞİDDET

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Erkeğin Kadına Yönelik Cinsel Şiddeti ve Şiddetin Tarihsel Gelişimi
Şiddet olgusu, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. İnsanoğlu var olduğu günden itibaren hayatta kalmak, kendini korumak ve gücünü ispat etmek amacıyla şiddete başvurmuştur. Başlangıçta beslenme amacıyla avlanırken öğrenilen şiddet, zamanla mülkiyeti koruma savaşına ve nihayetinde en yakındakine zarar verme noktasına evrilmiştir.
Şiddet, kelime anlamı itibarıyla yıkıcı ve zarar verici çağrışımları bünyesinde barındırır. Karşı tarafa yönelik sözel, fiziksel, duygusal ve cinsel açılardan uygulanan bu saldırgan davranışlar, genellikle güçlü olanın zayıf olan üzerindeki egemenlik kurma çabasıdır. Kadına yönelik şiddet; ırza geçme, ensest, fuhuşa zorlama, pornografi ve toplumda en yaygın kabul gören biçimiyle eş dövme başlıkları altında incelenmektedir.
Şiddet Uygulayan Erkek Profili ve Toplumsal Yanılgılar
Erkeklerden kadınlara yönelen bedensel ve cinsel saldırılar, aslında birer aşağılama ve güç gösterme aracıdır. Şiddet uygulayan erkeklerin yalnızca "hasta ruhlu" veya "alkolik" kişilerden oluştuğunu düşünmek büyük bir yanılgıdır. Aksine, bu kişilerin çoğu dışarıdan bakıldığında son derece normal, hatta çevreleri tarafından "melek" olarak tanımlanan bireylerdir.
Toplumdaki genel kanının aksine, şiddet uygulayan erkekler her meslek grubundan ve gelir düzeyinden gelebilmektedir. Bu profiller arasında şunlar yer almaktadır:
- Beyaz Yakalılar: Mühendisler, doktorlar, mali müşavirler ve sanatçılar.
- Esnaf ve Zanaatkarlar: Lokantacılar, pazarcılar, tesisatçılar ve marangozlar.
- Kamu Görevlileri: Polisler, bekçiler ve zabıtalar.
- Diğer Gruplar: Muhasebeciler, inşaat işçileri ve büro elemanları.
Bu durum, şiddetin işsizlik veya düşük eğitim seviyesiyle sınırlı olmadığını, her kesimden erkeğin bu eylemi gerçekleştirebildiğini kanıtlamaktadır. Alkol ise şiddetin asıl kaynağı değil, yalnızca bir aracıdır; temelinde bozulmuş bir sadizm eğilimi yatmaktadır.
Evlilikte Tecavüz ve Cinsel Şiddet Türleri
Fiziksel şiddete maruz kalan kadınların büyük bir çoğunluğu, aynı zamanda cinsel şiddet ile de karşı karşıya kalmaktadır. Evlilikte tecavüz, genellikle fiziksel darp olaylarından sonra kadının rızası dışında cinsel ilişkiye zorlanması şeklinde tezahür eder. Kadınlar, şiddetten kaçınmak için bir süre sonra bu durumu "eşlik görevi" olarak algılayıp kabullenmek zorunda kalmaktadır.
Cinsel şiddetle ilgili toplumda yerleşmiş bazı yanlış inanışlar (mitler) bulunmaktadır. Bu gerçek dışı yaklaşımlar şunlardır:
| Mit (Yanlış İnanış) | Gerçek Durum |
|---|---|
| Kadınlar şiddetten keyif alır. | Bu sadece fantezi düzeyinde kalabilecek, yaygınlığı olmayan bir mittir. |
| Kadınlar giyimleri veya davranışlarıyla saldırıyı kışkırtır. | Bu görüşün hiçbir bilimsel veya etik geçerliliği yoktur. |
| Cinsel fanteziler şiddet içerebilir. | Bir cisimle saldırıda bulunmak fantezi değil, cinsel işkencedir. |
Cinsel Saldırı Sonrası Psikolojik Süreç ve Travmalar
Cinsel bir saldırıya maruz kalan kadın, olay anında şiddetli bir panik ve hayatta kalma mücadelesi verir. Olayın ardından fiziksel yaralanmaların yanı sıra, kişinin yaşamını derinden etkileyen Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) tablosu ortaya çıkar. Bu süreçte kadınlarda görülen temel belirtiler şunlardır:
- Fiziksel Belirtiler: Bitkinlik, halsizlik, seslere aşırı tepki, baş dönmesi ve çarpıntı.
- Duygusal Çöküş: Kendi bedeninden tiksinme, yoğun korku, çaresizlik ve umutsuzluk.
- Davranışsal Değişimler: Uyku sorunları, kabuslar, yalnız sokağa çıkamama ve ağlama krizleri.
- Bilişsel Sorunlar: Unutkanlık, düzgün cümle kurmakta zorlanma ve geleceğe dair plan yapamama.
Toplumsal Sorumluluk ve Çözüm Önerileri
Günümüzde kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin sıradanlaşması en büyük tehlikedir. Ayrılmak isteyen kadınların "kıskançlık" bahanesiyle öldürülmesi, aslında erkeğin saplantılı bağlanma ve bireyleşme sürecindeki başarısızlığından kaynaklanmaktadır. Bu sorunun çözümü için çok yönlü bir mücadele stratejisi gereklidir:
- İspat Yükümlülüğü: Mağdurun kanıtlaması yerine, tecavüz edenin suçsuzluğunu kanıtlama zorunluluğu getirilmelidir.
- Uzman Eğitimi: Polis, hukukçu, psikolog ve doktorlar cinsel şiddet vakaları konusunda özel eğitimden geçirilmelidir.
- Devlet Koruması: Devlet, şiddet mağduru kadınlara yeni bir kimlik, iş ve güvenli bir yaşam alanı sağlamalıdır.
- Rehabilitasyon: Şiddet uygulayan erkekler uzun süreli rehabilitasyon programlarına alınmalıdır.
- Toplumsal Farkındalık: Cinsel saldırı bir tabu olmaktan çıkarılmalı ve mağdurun statüsüne bakılmaksızın tüm vakalar aynı hassasiyetle ele alınmalıdır.
Sonuç olarak, şiddete karşı durmak ve kadınların yaşam haklarını korumak sadece bireysel değil, toplumsal bir görevdir. Yarın kendi çocuklarımızın da benzer risklerle karşılaşmaması için bugün duyarlı olmak ve şiddeti uygulayanları ifşa ederek mağdurların yanında yer almak zorundayız.
Uzman Psikolog Cengiz TÜRKMEN
Çocuk ve Aile Terapisti





