“İyiyim” Demeyi Ne Zaman Öğrendik? Duygusal Otomatik Pilotun Psikolojisi

Duygusal Otomatik Pilot Nasıl Gelişir?
Duygusal otomatik pilot, bireyin içsel deneyimlerini fark etmek yerine, işlevselliği sürdürmeye odaklanmasıyla oluşur. Kişi günlük sorumluluklarını yerine getirir, sosyal rollerini devam ettirir; ancak duygular arka planda kalır. Bu durum özellikle uzun süreli stres, bastırılmış duygular ve erken dönem deneyimleriyle ilişkilidir.
Klinik pratikte bu kişiler sıklıkla:
“Aslında kötü bir şey yok ama iyi de hissetmiyorum”
“Ne hissettiğimi bilmiyorum”
“Her şey yolunda olması gerekirken neden böyleyim?”
gibi ifadeler kullanır.
Burada sorun, duyguların yokluğu değil; duygularla temasın kesilmesidir.
“İyiyim” Demek Ne Zaman Güvenli Hale Geldi?
Birçok birey için bu öğrenme erken yaşlarda başlar. Duyguların yeterince karşılanmadığı, anlaşılmadığı ya da küçümsendiği ortamlarda çocuk, duygusal ihtiyaçlarını geri çekmeyi öğrenir. Zamanla bu tutum içselleşir ve yetişkinlikte de sürer.
Bu durum çoğu zaman şu inançlarla birlikte görülür:
“Duygularımı anlatırsam yük olurum”
“Güçlü olmak zorundayım”
“Kontrolü kaybedersem dağılırım”
Bu inançlar bireyi ayakta tutar gibi görünsede, uzun vadede duygusal kopukluk ve tükenmişlik riskini artırmaktadır.
Klinik Açıdan Bakıldığında Neden Önemlidir?
Duygusal otomatik pilotta olmak, her zaman belirgin bir psikopatolojiye işaret etmez. Ancak bu durum sürdükçe kişi:
bedensel gerginlikler,
açıklanamayan yorgunluk,
ilişkilerde yüzeysellik,
keyif alamama
gibi belirtiler yaşamaya başlayabilir.
Terapi sürecinde bu noktada yapılan şey, “neden iyiyim dememelisin”i anlatmak değil; “neyi fark etmemeyi öğrendiğini” birlikte keşfetmektir.
Terapötik Süreçte “İyiyim” Cümlesiyle Çalışmak
Psikoterapide “iyiyim” cevabı bir engel değil, aksine önemli bir başlangıç noktasıdır. Bu cümle, danışanın kendisini nasıl koruduğuna dair ipuçları verir. Amaç bu savunmayı hızlıca kırmak değil; danışanın kendi hızında, güvenli bir şekilde duygularına yaklaşabilmesini sağlamaktır.
Çoğu zaman süreç şu farkındalıkla ilerler:
“İyiyim demek, kötü hissettiğim anlamına gelmeyebilir. Ama hissettiklerime bakmamayı seçtiğim anlamına gelebilir.”
“İyiyim” demeyi öğrenmek bir zayıflık değil, çoğu zaman bir uyum becerisidir. Ancak yetişkinlikte bu otomatik yanıtı sorgulayabilmek, duygusal esnekliğin önemli bir parçasıdır. Psikolojik iyi oluş, her zaman iyi hissetmek değil; neyi, ne zaman ve nasıl hissettiğini fark edebilme kapasitesiyle ilgilidir.

