Geçmişini Anlamak Neden Bazen Rahatlatmaz?

Anlamak Her Zaman İyileştirmek Midir?
Geçmişi anlamak, terapötik sürecin önemli bir parçasıdır; buna karşın tek başına yeterli değildir. Bilişsel düzeyde farkındalık oluştuğunda kişi nedenlerini kavrar, bağlantıları görür ve yaşadıklarını anlamlandırır. Fakat duygusal yük, yalnızca anlamakla her zaman çözülmez.
Çünkü bazı deneyimler sadece düşünceyle değil, bedensel ve duygusal hafızayla taşınır.
Anlamak ile Hissetmek Arasındaki Fark
Danışan geçmişte yaşananları mantıksal olarak açıklayabilir hâle geldiğinde, süreç ilerliyor gibi görünür. Ancak duygular hâlâ aynı yoğunlukta kalabilir. Bu noktada kişi kendini şu soruyla baş başa bulur:
“Madem anladım, neden hâlâ böyle hissediyorum?”
Bu durum kesinlikle terapinin işe yaramadığı anlamına gelmez. Aksine, sürecin bir aşamasına gelindiğini gösterir. Çünkü bazı duygular önce fark edilir, daha sonra işlenir.
Geçmişle Temas Bazen Neden Zorlaştırır?
Geçmişi anlamak, bazen kişinin bugüne kadar kendini nasıl koruduğunu da anlamasına katkı sağlar. Bastırılan duygular, ertelenmiş yaslar ya da ifade edilmemiş ihtiyaçlar ortaya çıktığında, kısa vadede rahatlama yerine zorlanma yaşanabilir.
Bu noktada kişi şunu fark edebilir:
“Ben bugüne kadar böyle dayanmışım.”
Bu farkındalık, güçlendirici olduğu kadar sarsıcı da olabilir.
Terapötik Açıdan Bu Durum Ne Anlama Gelir?
Terapi, hızlı bir rahatlama vaadi sunmaz. Bazı süreçlerde anlamak, önce yükü artırıyor gibi hissedilebilir. Çünkü duygularla temas etmek, onları bastırmaktan daha zahmetlidir. Ancak bu temas, uzun vadede daha kalıcı bir iyileşmenin kapısını aralar.
Terapötik süreçte amaç, geçmişi sadece açıklamak değil; geçmişle kurulan ilişkiyi dönüştürmektir.
Geçmişini anlamak her zaman hemen rahatlatmaz. Bazen önce zorlaştırır, bazen beklenmedik duygularla yüzleştirir. Ancak bu durum terapinin yanlış ilerlediğini değil aksine derinleştiğini gösterir. İyileşme, her zaman hafifleyerek değil; bazen ağırlaşanı taşıyabilecek bir alan oluşturarak gerçekleşir.

