Doktorsitesi.com

Evlilikte Sessiz Kalmak ve Küslük: Tartışma Sonrası Geri Çekilmenin İlişkiye Etkisi

Uzman Aile Danışmanı Yeşim Gönül Şen
28 Ekim 202613 görüntülenme
Randevu Al
  • Evlilikteki sessizlik her zaman ilgisizlik anlamına gelmez; duygusal yoğunluk, çatışmadan kaçınma veya öğrenilmiş davranışlar gibi çeşitli psikolojik nedenlerden kaynaklanabilir.
  • Tartışma sonrası iletişimi başlatmamak ve sessizliği bir cezalandırma yöntemi olarak kullanmak, eşler arasında duygusal mesafeye ve ciddi bir belirsizlik kaygısına yol açar.
  • Sağlıklı bir ilişki için tartışmalara ara vermek gerekebilir, ancak kalıcı bir onarım için sorunların üstünü örtmek yerine sorumluluk alarak samimi bir iletişim kurulmalıdır.
Evlilikte Sessiz Kalmak ve Küslük: Tartışma Sonrası Geri Çekilmenin İlişkiye Etkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Evlilikte Sessizlik ve İletişimsizlik Dinamikleri

Tartışmalarda sessiz kalmak veya küslük sonrası iletişimi başlatmamak, her ilişkide farklı anlamlar taşır. Bazı evliliklerde anlaşmazlıklar yüksek sesle ifade edilirken, bazılarında ise derin bir sessizlik hakim olur. Eşlerden biri çözüm için konuşmak isterken, diğerinin geri çekilmesi veya günlük iletişimi sınırlaması, tartışma bitmiş gibi görünse de gerginliğin sürmesine neden olur.

Sessizlik dışarıdan bir sakinlik hali gibi algılanabilir; ancak iletişimin kesilmesi, problemin çözüldüğü anlamına gelmez. Özellikle küslük sonrası iletişim belirsizliğe bırakıldığında, eşler arasında ciddi bir duygusal mesafe oluşabilir. Bu durum, ilişkinin uzun vadeli sağlığını doğrudan etkileyen bir unsurdur.

Tartışma Sırasında Sessiz Kalmak Ne Anlama Gelir?

Sessizliğin tek bir açıklaması yoktur ve bu durum her zaman ilgisizlik olarak yorumlanmamalıdır. Kişinin tartışma anında susmasının altında yatan temel nedenler şunlar olabilir:

  • Duygusal Yoğunluk: Kişi o an ne söyleyeceğini bilemeyebilir veya yoğun duygular altında ezilebilir.
  • Çatışmadan Kaçınma: Konuşmanın tartışmayı daha da büyüteceğinden endişe duyulabilir.
  • Öğrenilmiş Davranışlar: Geri çekilmek, aile içinde öğrenilmiş bir baş etme biçimi olabilir.
  • Duvar Örme (Stonewalling): Gottman yaklaşımında ifade edilen bu durum, kişinin bedensel ve duygusal olarak aşırı yüklenmesi sonucu etkileşimden çekilmesidir.

Dışarıdan tepkisiz görünen birey, aslında içeride yoğun bir gerilim yaşıyor olabilir. Bu nedenle, sadece susmasına bakarak bir eşin değer vermediği sonucuna varmak yanıltıcı olabilir. Ancak, susan kişi bu davranışın karşı tarafta yarattığı yalnızlık ve duyulmama hissini fark etmeyebilir.

Küslük Sonrasında Neden Adım Atılmaz?

Tartışma anındaki sessizlik ile tartışma bittikten sonraki iletişimsizlik birbirinden farklıdır. Tartışma sonrasında adım atmayı engelleyen faktörler şunlardır:

  1. Hatalı Eşleşme: Bazı ilişkilerde ilk adımı atmak, haksız olduğunu kabul etmekle eş değer görülür.
  2. Değer Görme Beklentisi: Kişi, eşinin kendiliğinden yaklaşmasını "önemsendiğinin bir kanıtı" olarak bekleyebilir.
  3. Reddedilme Korkusu: Karşı tarafın tepkisinden çekinmek iletişimi başlatmayı zorlaştırabilir.
  4. Algı Farklılığı: Bir taraf günlük konuşmalara dönmeyi barışma sayarken, diğeri sorunun çözülmediğini düşünerek kırgınlığını sürdürebilir.

Sessizliğin Diğer Eş Üzerindeki Etkileri

Yanıt alamamak, özellikle iletişim ihtiyacı yüksek olan eş için büyük bir belirsizlik yaratır. Bu belirsizlik zamanla kaygıya dönüşebilir. Kişinin geçmiş deneyimleri, eşinin sessizliğini "yalnız kalma isteği" yerine "artık beni sevmiyor" şeklinde yorumlamasına neden olabilir.

DurumOluşan Duygu/Algı
Yanıt alamamaBelirsizlik ve Kaygı
Sürekli adım atan taraf olmaDuygusal Yorgunluk
Çözülmeyen kırgınlıklarİlişkiyi Sorgulama

İletişimi başlatma sorumluluğunun sürekli aynı kişide kalması, bir süre sonra ilişkiyi sürdürme çabasının karşılıklı olup olmadığının sorgulanmasına yol açar.

Sakinleşmek İçin Ara Vermek ve İletişimi Kesmek

Yoğun bir tartışmada duyguları düzenlemek için ara vermek sağlıklıdır. Ancak bu sürecin sağlıklı işleyebilmesi için ara verme ihtiyacının açıkça ifade edilmesi ve ne zaman konuşulacağının belirtilmesi gerekir.

Eğer sessizlik; karşı tarafı cezalandırmak, baskı altında tutmak veya sadece bir tarafın geri adım atmasıyla sonlanıyorsa, bu durum bir güç mücadelesine dönüşmüş demektir. Sessizliğin işlevi, kişinin gerilimi yönetememesi mi yoksa bir kontrol aracı mı olduğu üzerinden değerlendirilmelidir.

Tartışmanın Bitmesi vs. Kırgınlığın Giderilmesi

Günlük hayata dönmek, her zaman kırgınlığın geçtiği anlamına gelmez. Konuşulmadan bırakılan her mesele, bir sonraki tartışmada yeniden gün yüzüne çıkar. İlişkideki kırılmaların onarılması şu yollarla mümkündür:

  • Samimi bir iletişim kurmak
  • Sorumluluk almak
  • Davranışlarda kalıcı değişiklikler yapmak

Sonuç olarak, evlilikte sessizlik tek başına sevginin bittiğini göstermez; ancak sürekli tekrarlanan geri çekilmeler bağın zayıflamasına neden olur. Sessizliği anlamlandırmak, sadece nedenini değil, bu sürecin eşler arasındaki bağı nasıl etkilediğini de anlamayı gerektirir.

Yazar Hakkında
Uzman Aile Danışmanı Yeşim Gönül Şen

Uzman Aile Danışmanı Yeşim Gönül Şen

Uzm. Aile Danışmanı Yeşim Gönül ŞEN, evlilik, çift ilişkileri ve aile içi iletişim alanlarında çalışan bir uzmandır. İlişkilerde tekrar eden çatışmalar, duygusal uzaklaşma, güven sorunları ve boşanma süreci üzerine danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Sosyoloji altyapısı ve aile danışmanlığı alanındaki tezli yüksek lisans eğitimi sayesinde, çift ve aile sorunlarını bireysel, ilişkisel ve aile sistemi çerçevesinde bütüncül olarak değerlendirmektedir. Ebeveyn danışmanlığı ile çocuklarda davranış ve uyum sorunları alanlarında da aileyi merkeze alan bir yaklaşımla çalışmaktadır.

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Aile Danışmanlığı ve Eğitimi Tezli Yüksek Lisans Programı’nı, “Boşanmış Bireylerin Gözünden Evlilik Uyumunu Etkileyen Faktörler” başlıklı teziyle tamamlamıştır.

Tez çalışmasında, boşanma deneyimi yaşamış bireylerin evlilik uyumunu etkileyen faktörlere ilişkin deneyimlerini derinlemesine incelemiş; özellikle iletişim kopukluğu, duygusal ihtiyaçların karşılanmaması ve kronikleşen çatışma döngülerinin ilişkiler üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Bu akademik çalışma, danışmanlık sürecinde ilişkilerde tekrar eden sorunların kökenini daha kapsamlı analiz etmesine katkı sağlamıştır.

2016–2018 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamış; farklı kültürlerde aile yapıları ve çift ilişkilerine dair gözlemler edinmiştir. Bu deneyim, danışanlarını daha geniş ve kapsayıcı bir perspektifle değerlendirmesine katkı sağlamıştır.

Mesleki gelişimi kapsamında;

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Şema Terapi

Duygu Odaklı Çift Terapisi

Cinsel Terapi

Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

Bütünsel Gelişim Eğitimi

NLP (Nöro Linguistik Programlama)

alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Çalışmalarında, her bireyin, çiftin ve ailenin kendine özgü ilişki dinamiklerini dikkate alan bilimsel temelli ve bütüncül bir danışmanlık yaklaşımı benimsemektedir.

Çalışma Alanları

Evlilik ve çift danışmanlığı

Eşler arasında iletişim sorunları

Sürekli tartışma ve çatışma yaşayan çiftler

Duygusal uzaklaşma ve ilişki problemleri

Güven sorunları ve ilişki içi çatışmalar

Boşanma süreci ve boşanma sonrası uyum

Aile içi iletişim problemleri

İlişkilerde kaygı ve stresin iletişime etkileri

Çatışma anında öfke ve iletişim yönetimi

İlişkilerde benlik saygısı ve ilişki dinamikleri

Tekrarlayan olumsuz ilişki örüntüleri

Ebeveyn danışmanlığı

Çocuklarda davranış ve uyum sorunları

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.