Ergenlikte Aile ile Çatışma: "Beni Anlamıyorsunuz" Psikolojisi

Ergenlik dönemi, bireyin kimlik geliştirme sürecinin hızlandığı, bağımsızlık ihtiyacının arttığı ve duygusal hassasiyetin yoğunlaştığı bir dönemdir. Bu süreçte aile ile yaşanan çatışmalar oldukça yaygındır. Ergenlerin sıkça dile getirdiği “Beni anlamıyorsunuz” cümlesi, yalnızca bir serzeniş değil; derin bir psikolojik ihtiyacın ifadesidir.
Ergen için anlaşılmak, onaylanmaktan çok daha fazlasıdır. Duygularının ciddiye alınması, yaşadıklarının küçümsenmemesi ve birey olarak görülmesi anlamına gelir. Ancak ebeveynler çoğu zaman ergenin davranışlarına odaklanırken, altında yatan duygusal ihtiyaçları gözden kaçırabilir.
Bu dönemde çatışmaların temelinde bireyselleşme süreci yer alır. Ergen, ailesinden psikolojik olarak ayrışmak isterken bir yandan da güvenli bağa ihtiyaç duyar. Bu ikilem, çelişkili davranışlara yol açabilir. Hem uzaklaşmak ister hem de yakınlık arar.
Ailelerin sık yaptığı hatalardan biri, ergenin duygularını “geçici” ya da “abartılı” olarak değerlendirmektir. “Bu da ergenlik işte” yaklaşımı, ergenin kendini görünmez hissetmesine neden olabilir. Oysa duyguların geçici olması, onların önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Ergenlikte artan çatışmalar çoğu zaman iletişim tarzından beslenir. Emir verici, sorgulayıcı ya da yargılayıcı tutumlar ergenin savunmaya geçmesine neden olur. Bu savunma hali, iletişimi daha da sertleştirir.
Ergenin “beni anlamıyorsunuz” demesi, aslında “beni dinleyin” çağrısıdır. Bu çağrı duyulmadığında ergen ya içe kapanır ya da öfkeyle tepki verir. Her iki durumda da bağ zedelenir.
Sağlıklı aile ilişkilerinde çatışma tamamen yok olmaz; ancak yapıcı şekilde ele alınır. Ergenin düşüncelerine alan açmak, her fikre katılmak anlamına gelmez. Ancak dinlenmek, anlaşılma hissini güçlendirir.
Aile ile ergen arasındaki çatışmalar doğru yönetildiğinde, bireyin duygusal olgunluğunu destekler. Önemli olan çatışmayı bastırmak değil, temas halinde kalabilmektir.

